HINCAL ULUÇ
Hafta sonundan birkaç not!.
İki Bülent Kardeşim, Timurlenk ve Değerli, sözleşmiş gibi ayni şeyi yazmışlar..
"Esas olan, saklı cevheri görmek, yepyeni bir tasarımla, yepyeni bir oyuncu, sistem, taktik yaratmak..
Guardiola, 1.74 boyundaki bir kısa adamdan, Mascherano'dan nasıl Barcelona gibi bir takıma orta stoper yaratmış, onun topu oyuna sokma ve oyun kurma yeteneğini öne alarak.. Messi gibi kanat oyuncusu bilinen bir genci, dünyanın nasıl gizli santrforu, golcüsü yapmış, oyun kurucu vasıflarından da vazgeçmeden..
Aya ilk giden, daha ortada uçak yokken Jules Verne'di.. Gene ortada uçak yokken dikine kalkıp inen helikopteri çizen de, Leonardo da Vinci..
Derin görmek, hayal etmek ve tasarlamak.. İşte başarının sırrı!.
Olmayansa hakemlerin hâlâ bu tür aldatmaları sarı kart çıkarmayışları.. Kitapta "Hakemi aldatma" yazıyor. "18'de penaltı almak için kendini yere atma" değil. Topu taca atıp "Bende" diye el kaldıran ve bağıran oyuncu da hakemi aldatmıyor mu?.
Peki ya, birinci sarıyı olur olmaz çıkarıp, ikinci için nelere nelere göz kapayan hakemler..
Yusuf Namoğlu dostumu tanıyamaz oldum. Bu rezillikleri hiçbir şey yapmadan izliyor. Hayır, gizli bir şeyler de yapmıyor. Yapsa sahada görürüz. Hakem rezillikleri aynen.. Büyükleri koruma, kollama aynen..
Bu öğrenciler Kanyon'da rastladıkları Onur Baştürk'e "Bu röportajı niye yapıyoruz anlamadık" demişler.
Bunlar nasıl üniversite öğrencisi anlamak mümkün değil.. Mimari'nin konusu "İnsan"dır gençler.. Çizilen mekân, hem işlev, hem estetik olarak "İnsan" için yapılır..
Bir AVM'nin işlev ve estetiğini kime soracaksınız.. Bakan ve kullananlara.. Yani insanlara.. Başka kime olacak.. "Yarın siz de mimar olacak, siz de insanlar için çizeceksiniz" dersi bundan iyi verilir mi?.
Onur bunu mu demiş, gençlere..
Hayır..
"Bir üniversite, öğrencinin inanmadığı projeyi zorla ona neden yaptırır ki?. Yanıt basit: Yaptırmış olmak için. Not vermek için. Sonuç?. Elde var sıfır!."
Valla Onur, sen de gazetecilikten "Sıfır" aldın bu pazar!.
Yavuz Donat özetlemiş hikâyesini Köksal Toptan'ın. yeni çıkan "Ağabey" adlı kitaptan naklederek..
Donat "İşte Cumhuriyet'in erdemi" diyor, hâlâ farkında olmayanlar var ya.. Onlara..
Okumayanlar internetten bulsun okusunlar, cumartesi günkü Sabah'ta..
Geçen hafta içinde Mudo (Taviloğlu) dostlarını bir masa etrafında toplamıştı. Aydın Bey'e "Ahmet Hakan, sizi tavlada durmadan yenerek maaşını üçe katlıyormuş" deyince, Patron gülerek cüzdanını çıkardı. Bir yanı para dolu.. "Ben haramı, helale karıştırmam. Bunlar Ahmet Hakan'dan aldıklarım" dedi. Ben de tamı tamına kırk yıllık dostum Aydın Bey'in de yakın arkadaşı Taylan Bilgel'e döndüm.. "Tarafsız yargıç ol. İki zıt iddia var" dedim. Taylan "20 defa Aydın Bey, bir defa Ahmet Hakan" dedi..
Aydın Bey "Bir daha sefere seni Ahmet Hakan'la konuşturacağım" dedi. Ben de "Ahmet Hakan, 'Zarı geldi' der, nasılsa" dedim.
Pazar arama sebebi işte o.. Ahmet Hakan aldı telefonu ve dedi ki..
"Hıncal ağbi, şansı çok iyiydi, bugün Aydın Bey kazandı.."
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.