SEVİLAY YÜKSELİR

27 Kasım 2011, Pazar

Sarıgül'den öfkeli siyasilere tavsiye var!

Piyasada "CHP'nin başına Sarıgül gelecek" mealinde söylentiler çoğalınca ben de meseleye dalmış ve Sarıgül'ün katiyen böyle bir şansının olmadığını anlatan bir makale döşenmiştim. İşte o yazının çıktığı günün sabahı, henüz mışıl mışıl uyurken çok erken bir saatte aramış Mustafa Sarıgül. Yalan yok, cevapsız çağrısını telefonumda görünce; "Eyvahhhhh! Kim bilir sabah sabah ne söylenecek! Kim bilir yine ne serzenişlerde bulunacak" diye epeyce hayıflanmadım değil. Neyse... Çekine çekine aradım kendisini. "Günaydın Başkan! Nasılsın" dedikten sonra da alışık olduğum "Sarıgül yaylım ateşini" beklemeye başladım.
Ama yaylım maylım gelmedi karşı taraftan.
Önce, "Günaydın Sevilaycığım" dedi. Sonra da sanki ben öyle bir yazı yazmamışım da, öylesine telefon açmış bir edayla başladı hal hatır etmeye.
"Eşin nasıl? Çocuk nasıl? İşler nasıl gidiyor?" filan faslının ardından gayet yumuşak bir ses tonuyla konuyu yazıya getirdi.
"Yorumlarını okudum benimle ilgili. Pek tabii böyle düşünebilirsin. Çok normal. Ama bilmeni isterim ki benim CHP'ye üye olmak ya da genel başkanı olmak yönünde bir gayretim yok! Hep şunu söylüyorum. Sana da söyleyeyim: Eğer CHP'liler iktidar olma arzusunda iseler ve benim de desteğime ihtiyaç duyuyorlarsa ben buradayım ve her zaman destek vermeye hazırım!" dedi.
Kalakaldım tabii.
Ama bunun sebebi CHP'yle ilgili verdiği mesajlar değildi.
Üslubu idi...
O yumuşak ve sakin tavrı idi.
Çünkü benim bildiğim Sarıgül kendisi ile ilgili yazılmış olumsuz bir yazının karşılığında böyle serinkanlı bir tavır filan sergilemezdi.
Konuşurdu. Konuşurdu ve konuşurdu. Muhakkak, "Çok kırıldım sana. Ayıp etmişsin. Olmadı bu yazı. Yakışmadı v.s" mealinde cümleleri ardı ardına sıralardı ve bozuk bir şekilde telefonu kapatırdı.
Hal böyle olunca, yani karşımda bambaşka üsluplu bir Sarıgül görünce dayanamayıp sordum sebebini.
Önce kahkaha attı. Sonra da; "Fark ettiğine sevindim Sevilaycığım. Demek ki aldığım öfke kontrolü derslerinin faydası olmuş!" dedi.
Biraz daha laf çevirdik söz konusu dersleri ile ilgili.
Yalan yok hoşuma gitti.
"Keşke bütün siyasiler seninle aynı yolu izlese" dedim ve ders aldığı kişinin kim olduğunu söylerse, diğer siyasilere tavsiye amaçlı adını köşeme yazabileceğimi sordum.
Ama o bunun üzerine şöyle bir cevap verdi aynı yumuşak tonla; "Hocamdan çok memnunum ama adını sana veremem. Aynı hocadan ders almak isteyen başka siyasiler varsa -ki hangi partiden olduğu mühim değil- beni arayana telefonunu elbette verebilirim! Çünkü benim yaşamış olduğum bu mutluluğu diğer siyasilerin de tatmalarını isterim!"
Bir daha şaşırdım...
Ve hatta çakıldım!
Gün boyu kendi kendime "Yok ya bu benim tanıdığım Sarıgül olamaz!" deyip dolandım ortalarda!

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
X
Sitelerimizde reklam ve pazarlama faaliyetlerinin yürütülmesi amaçları ile çerezler kullanılmaktadır.

Bu çerezler, kullanıcıların tarayıcı ve cihazlarını tanımlayarak çalışır.

İnternet sitemizin düzgün çalışması, kişiselleştirilmiş reklam deneyimi, internet sitemizi optimize edebilmemiz, ziyaret tercihlerinizi hatırlayabilmemiz için veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız.

Bu çerezlere izin vermeniz halinde sizlere özel kişiselleştirilmiş reklamlar sunabilir, sayfalarımızda sizlere daha iyi reklam deneyimi yaşatabiliriz. Bunu yaparken amacımızın size daha iyi reklam bir deneyimi sunmak olduğunu ve sizlere en iyi içerikleri sunabilmek adına elimizden gelen çabayı gösterdiğimizi ve bu noktada, reklamların maliyetlerimizi karşılamak noktasında tek gelir kalemimiz olduğunu sizlere hatırlatmak isteriz.