Enkaz devraldı faturayı ödedi
Yunan Başbakanı önce AB'nin kapısını çaldı. Euro bölgesini kurtarmak isteyen AB destek verdi ama referandum çıkışı pahalıya mal oldu
Eski Yunanistan Başbakanı Yorgo Papandreu, iktidara Ekim 2009'da aldığı yüzde 44'lük oy oranıyla geldiğinde, önceki hükümet muhafazakar Yeni Demokrasi Partisi lideri Kostas Karamanlis'in açıkladığı gibi bütçe açığının yüzde 6 olduğuna inanıyordu. Sert ekonomik önlemler almaya gerek kalmadan devlet kasalarının yeniden dolacağını düşünüyordu. "Ülkede para bol, yeter ki doğru dağılımı yapılsın" diyordu. Ancak Papandreu'nun hesabı çarşıya uymuyordu. Çünkü bir önceki hükümetin bütçe açığının yüzde 6 değil, yüzde 16 olduğu sonradan anlaşılacaktı. Yunanistan'ın, 340 milyar euro gibi büyük bir borçla ayakta kalması mümkün değildi. Papandreu 2010'un başında kolları sıvadı ve AB ülkelerinin yardımı istedi. Ama AB'nin Yunanistan'a yardım edecek böyle bir mekanizması yoktu. Aynı anda uluslararası değerlendirme kuruluşları Yunanistan'ın notunu sürekli kırıyordu. Papandreu son çareyi sürekli kaçındığı IMF'de buldu. Yunanistan, IMF'den mali yardım alan euro bölgesinin "ilk ülkesi" damgası yememek için araya AB ülkelerinin mali yardımından da destek bulacaktı. 2010'da Yunanistan'a ayrılan 110 milyar euro'luk mali yardım paketinin tümü, dış borçların kapatılması için harcanacaktı. Bunun karşılığında, Yunanistan'a devlet harcamalarının asgariye indirilmesi amacıyla bir dizi sert ekonomik önlemler alması şartları koşuldu.
PROTESTOLAR HÜKÜMETİ EZDİ
Papandreu, sert ekonomik önlemleri içeren; işçi ve memur sendikalarının şiddetli tepkisine yol açan yasa tasarısının parlamentonun bütün partileri tarafından onaylanması için çağrı yaptı. Ama kendi partisi PASOK'un milletvekillerini bile ikna etmekte zorlandı. Tasarıya karşı çıkan milletvekillerini partiden sürekli ihraç ederek PASOK'un sayısı 160'dan 152'ye düştü. IMF ve AB, Yunanistan'ı iflastan kurtarma operasyonu için ikinci bir hamle daha yaptı ve 26 Ekim 2011 AB zirvesinde, AB ve IMF'nin Yunanistan'a 130 milyar euro'luk yeni bir mali yardım paketi ve borçlarının yüzde 50'sinin silinmesine kararını aldı. Ancak karşılığında, sert ekonomik önlemlerin harfiyen uygulanmasını öngören "uyum paketi"nin yasa haline getirilmesini şart koştu. Bu ağır yükü tek başına kaldıramayacağına kanaat getiren Papandreu, ülkeyi iflastan kurtarmak için, yine muhalefet partilerinin desteğini istedi. Ancak ana muhalefet istifasını istiyor ve erken seçimde ısrar ediyordu.
ŞAPKADAN REFERANDUM
İşçi ve memur sendikaları kentleri savaş alanına dönüştürecek protesto eylemlerini yoğunlaştırıyordu. Öyle ki 28 Ekim ulusal bayram gününde düzenlenen resmi geçit törenleri bile iptal edildi. Papandreu, kamuoyunun kapıldığı ülke yönetiminin kontrolden çıktığı hissini yatıştıramıyor, YDP ve diğer muhalefet partilerinin başlattığı amansız mücadele karşısında şapkasından tavşan çıkartan bir sihirbaz gibi, aniden "referandum" fikrini ortaya attı. Ancak Papandreu'nun "AB yardımlarını ve zorunlu uyum paketini" onaylaması için YDP'yi sıkıştırmayı öngören "referandum" fikri, yalnız AB'nin değil; dünya piyasalarının kabusu olacağını hesaplayamadı. Papandreu, acilen davet edildiği Cannes'daki G-20 zirvesinde Almanya Başbakanı Merkel ve Fransa Cumhurbaşkanı Sarkozy'nin aşağılayıcı uyarılarına hedef oldu. Papandreu'dan referandumda "Euro'ya evet mi, hayır mı?" sorusunun sorulmasını istediler. Merkel-Sarkozy ikilisinin aşağılayıcı söylemleri, Yunanistan'ı yine karıştırmaya yetti. Papandreu'nun "tarihi bir hata yaptığı" suçlamaları kendi partisinde de yükselmeye başladı. Papandreu Cannes'dan döner dönmez, "İstifa et" çağrılarını ciddiye aldı ve "İstifa edersem geniş tabanlı bir mutabakat hükümeti kurulmalı" şartıyla Başbakanlık'tan feragat edeceği sözünün arkasında durdu. Ve PASOK, YDP ve LAOS partilerinden oluşan kısa vadeli bir hükümet oluşturuldu.
PROTESTOLAR HÜKÜMETİ EZDİ
Papandreu, sert ekonomik önlemleri içeren; işçi ve memur sendikalarının şiddetli tepkisine yol açan yasa tasarısının parlamentonun bütün partileri tarafından onaylanması için çağrı yaptı. Ama kendi partisi PASOK'un milletvekillerini bile ikna etmekte zorlandı. Tasarıya karşı çıkan milletvekillerini partiden sürekli ihraç ederek PASOK'un sayısı 160'dan 152'ye düştü. IMF ve AB, Yunanistan'ı iflastan kurtarma operasyonu için ikinci bir hamle daha yaptı ve 26 Ekim 2011 AB zirvesinde, AB ve IMF'nin Yunanistan'a 130 milyar euro'luk yeni bir mali yardım paketi ve borçlarının yüzde 50'sinin silinmesine kararını aldı. Ancak karşılığında, sert ekonomik önlemlerin harfiyen uygulanmasını öngören "uyum paketi"nin yasa haline getirilmesini şart koştu. Bu ağır yükü tek başına kaldıramayacağına kanaat getiren Papandreu, ülkeyi iflastan kurtarmak için, yine muhalefet partilerinin desteğini istedi. Ancak ana muhalefet istifasını istiyor ve erken seçimde ısrar ediyordu.
ŞAPKADAN REFERANDUM
İşçi ve memur sendikaları kentleri savaş alanına dönüştürecek protesto eylemlerini yoğunlaştırıyordu. Öyle ki 28 Ekim ulusal bayram gününde düzenlenen resmi geçit törenleri bile iptal edildi. Papandreu, kamuoyunun kapıldığı ülke yönetiminin kontrolden çıktığı hissini yatıştıramıyor, YDP ve diğer muhalefet partilerinin başlattığı amansız mücadele karşısında şapkasından tavşan çıkartan bir sihirbaz gibi, aniden "referandum" fikrini ortaya attı. Ancak Papandreu'nun "AB yardımlarını ve zorunlu uyum paketini" onaylaması için YDP'yi sıkıştırmayı öngören "referandum" fikri, yalnız AB'nin değil; dünya piyasalarının kabusu olacağını hesaplayamadı. Papandreu, acilen davet edildiği Cannes'daki G-20 zirvesinde Almanya Başbakanı Merkel ve Fransa Cumhurbaşkanı Sarkozy'nin aşağılayıcı uyarılarına hedef oldu. Papandreu'dan referandumda "Euro'ya evet mi, hayır mı?" sorusunun sorulmasını istediler. Merkel-Sarkozy ikilisinin aşağılayıcı söylemleri, Yunanistan'ı yine karıştırmaya yetti. Papandreu'nun "tarihi bir hata yaptığı" suçlamaları kendi partisinde de yükselmeye başladı. Papandreu Cannes'dan döner dönmez, "İstifa et" çağrılarını ciddiye aldı ve "İstifa edersem geniş tabanlı bir mutabakat hükümeti kurulmalı" şartıyla Başbakanlık'tan feragat edeceği sözünün arkasında durdu. Ve PASOK, YDP ve LAOS partilerinden oluşan kısa vadeli bir hükümet oluşturuldu.