Bakan Fidan: Netanyahu sadece giderek yalnızlaşmakla kalmayacak...
Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Netanyahu'nun ülkesindeki siyasi pozisyonunu güçlendirmek, kendisini vazgeçilmez ilan edip, iktidara devam ettirmek için birtakım arayışlar içinde olduğunu belirtti. Netanyahu'nun Türkiye düşmanlığının ve Türkiye'yi tehdit olarak gösterme perspektifinin de bunun bir ürünü olduğunu kaydeden Fidan, bunun çok yakından görüldüğünü söyledi.
Bakan Fidan, katıldığı canlı yayınında dış politikaya ve gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulundu.
Aralık 2024'ten itibaren yeni Suriye yönetimiyle masada çalışılması gereken çok sayıda dosya olduğunu belirten Fidan, özellikle Suriye'nin yeniden kalkınması, birliği, bütünlüğü ve bölgesel ülkelerle işbirliği gibi çok sayıda başlık olduğunu anımsattı.
Fidan, bunların düzenli aralıklarla gözden geçirilmesi gerektiğinin altını çizerek, "Dışişleri Bakanlığı olarak bizlere bir ortak planlama grubu kurma görevi verildi, Cumhurbaşkanlarımız tarafından. Bu çerçevede bizlerin iki devlet arasında yürüyen çok sayıdaki konu ve projeyi yakından takip etmemiz, sürekli bir araya gelmemiz gerekiyor." dedi.
Her geçen gün Suriye'nin daha da iyiye gittiğini vurgulayan Fidan, bunun önemli bir husus olduğunu söyledi.
Fidan, "Suriye ve Irak'ta ne oluyorsa Türkiye'yi doğrudan etkiliyor. Dolayısıyla oradaki istikrar, barış, huzur, kalkınma bizim için de önemli. Sayın (Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed) Şara'yla bu konuları tekrar gözden geçirdik. Cumhurbaşkanımızın mesajları vardı, onları ilettim." diye konuştu.
Ankara'da düzenlenen NATO zirvesi marjında Şara'nın Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile bir araya geldiğini hatırlatan Fidan, orada takip edilmesi ve kararlaştırılması gereken hususlar olduğunu belirtti.
Fidan, görüşmelerde, bölgesel istikrar, riskler, Suriye'de entegrasyon süreci ve terörle mücadele olmak üzere birçok konunun ele alındığını aktardı.
SURİYE'DEKİ ENTEGRASYON SÜRECİ: ŞU ANDA YAPILAN BEYANATLAR FEVKALADE ÖNEMLİ
Suriye'deki entegrasyon sürecine ilişkin soruya Fidan, "Şu anda yapılan beyanatlar, tavırların ortaya koyduğu niyetler, fevkalade önemli. Aslında kontrollü bir şekilde sürecin ilerletilmesine yönelik bir arzu görüyoruz taraflarda. Açıkçası bunu olumlu karşılıyoruz ve destekliyoruz." yanıtını verdi.
Fidan, öte yandan, bütün şartların yerine getirilip, süreç tamamlanana kadar büyük bir dikkatle takip edilmesi gerektiğinin altını çizerek, "Suriyeli kardeşlerimizle yakından konuşuyoruz. Oradaki güvenlik, istihbarat kurumlarıyla süreç nasıl gidiyor, iyi mi, riskler var mı? Riskler nasıl yönetiliyor? Bunlar hem bizim hem diğer kurumlarımızın yakından takip ettiği hususlar. Şu anda ortaya konan beyanatlar iyi. Bunun gerisinde pratik adımların da atılması gerekiyor. Onu da yakından takip ediyoruz." ifadelerini kullandı.
"BİZ BUNU ÇOK NET GÖRÜYORUZ, BÜTÜN DETAYLARIN FARKINDAYIZ"
Bakan Fidan, Netanyahu'nun ülkesindeki siyasi pozisyonunu güçlendirmek, kendisini vazgeçilmez ilan edip, iktidara devam ettirmek için birtakım arayışlar içinde olduğunu belirtti.
Netanyahu'nun Türkiye düşmanlığının ve Türkiye'yi tehdit olarak gösterme perspektifinin de bunun bir ürünü olduğunu kaydeden Fidan, bunun çok yakından görüldüğünü söyledi.
Fidan, şunları kaydetti:
"Bunu da hafife alıyor değiliz. Burada ortaya konan sözler, tavırlar, yakından takip ettiğimiz hususlar, bölge ülkeleriyle olan özellikle askeri işbirliklerini yakından takip ediyoruz. Burada umulur ki, İsrail hem kendisinin hem bölgenin çıkarına olacak barışa dayalı, saygıya dayalı, işbirliğine dayalı bir dış politikayı benimser. Aksi takdirde, gerçekten sadece giderek yalnızlaşmakla kalmayacak, bunun bedelini bölgeyle beraber kendisi de ödeyecek. Böyle bir sürecin içerisindeyiz. Biz bunu çok net görüyoruz, bütün detayların farkındayız. Suriye'yi Lübnan ve Filistin'den sonra kendisine bir vazgeçilmezlik alanı yapmak için gayret etmesini de görüyoruz. Orada bir sorun çıkartıp o sorunu da akut ve kalıcı hale çevirip kendi toplumuna 'işte burada ağır bir sorun var, ben olmazsam bu sorun çözülemez' gibi bir mesajı verme niyetinde olduğunu da açıktan görüyoruz."
Fidan, Türkiye'nin bu türden provokasyonlara, ucuz kışkırtmalara gelecek bir devlet olmadığını vurgulayarak, Türkiye'nin duruşunu iyi bildiğini ve hesaplarını iyi yaptığını belirtti.
Türkiye'nin hiçbir zaman kendi başına hareket etmediğini ve bölgede ortakları olduğunu kaydeden Fidan, "İsrail sadece bölge için değil dünya için de bir tehdit." dedi.
Fidan, "Bütün dünya bir olup Netanyahu politikalarıyla baş etmek için çözümler arıyor. Bu böyle olduğu sürece aslında ben gereken cevabın da öyle veya böyle verileceğini düşünüyorum. Giderek bu aslında İsrail'in klasik dostlarında da, kendine İsrail'e borçlu hisseden ülkelerde de taban bulmaya başladığını görüyoruz, bu düşüncelerin, duruşun ve stratejinin. Bu da çok önemli bir gelişme. İlerleyen vadede sürecin mazlum Filistinlilerin lehine olacağına inanıyoruz." değerlendirmesinde bulundu.
İslam dünyasının bugünlerde zor bir dönemden geçtiğini aktaran Fidan, Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın bölgeye yönelik liderliğinin ve ortaya konan dayanışmanın birçok sorunun aşılmasına katkı sağlayacağını vurguladı.
ABD-İRAN GÖRÜŞMELERİNE İLİŞKİN AÇIKLAMA
Fidan, Suudi Arabistan ile Husiler arasındaki çatışmalarda gerginliğin azaltılması için girişim olup olmadığına ilişkin soruya, "Çok ama bu girişimlerin ilgili muhataplar tarafından kabul edilebilir birtakım çıktılar üretmesi gerekiyor." yanıtını verdi.
Bugün bu konuyla ilgili birçok görüşme yaptığını dile getiren Fidan, şunları kaydetti:
"Amerika-İran görüşmelerinde, son birkaç aydır bir tıkanma var. Bu tıkanmanın tezahürü olarak sadece birbirlerine saldırıyı değil, Babulmendeb Boğazı ayağının da artık Yemen tarafından açıldığını görüyoruz. Suudi Arabistan'a doğru giderek bir yaygınlaştırma ameliyası içerisinde olduğunu görüyoruz tarafların. Şimdi giderek daha karmaşık bir hale geliyor. Bütün ağırlığımızı aslında Amerika-İran arasındaki yürüyen müzakerelerin bir sonuca varmasına veriyoruz ama taraflar arasında büyük bir güvensizlik var. Pakistan'da bir anlayış birliğine varmışlardı fakat daha sonraki uygulamada ortaya aksaklıklar çıktı. Şimdi her iki tarafta işleyen süreci kendi lehine farklı bir şekilde yorumlamaya başladı."
Farklı yorumlar ve taraflara verilen yeni teklifler olduğunu aktaran Fidan, bunun kabul edilmesini umduğunu ifade etti.
Fidan, şu anda devam eden krizin belli bir noktaya kadar krizden etkilenen ülkeler tarafından tolere edildiğini ancak ekonomik yansımalarının bazı ülkeler açısından tolere edilebilir sınırların çok ötesine geçmeye başladığını söyledi.
Bakan Fidan, enerji yollarına yönelik ciddi bir darboğazın söz konusu olduğunu belirterek, Türkiye gibi sanayisini ve ekonomisini ithal edilen enerjiyle sürdüren ülkelerin ciddi bir ekonomik kriz yönetimiyle karşı karşıya kaldığını söyledi.
"MEKKE İTTİFAKI'NDA ŞU ANDA KURUMSALLAŞMAYA YÖNELİK ATILAN ADIMLAR VAR"
Mekke İttifakı'nın iyi bir aşamada olduğunu vurgulayan Fidan, ortaya çok güçlü bir irade konduğunu ve hayata geçirilmesi için var güçle çalışıldığını belirtti.
Fidan, "Şu anda kurumsallaşmaya yönelik atılan adımlar var. Özellikle anlaşmada ismi geçen sekretaryanın kurulması ve buna bağlı bir askeri karargahın hayata geçmesi konularındaki çalışmalar hemen hemen bitmiş durumda. Bir anlayış birliğine ulaşmış durumdayız. Artık bundan sonra personel gönderip karargahın işlemesi aşaması kaldı. Ben o konudaki süreçten memnunum." dedi.
İttifakın bölge ülkelerine açık olduğunu dile getirerek, kurumsallaşma adımları atıldıktan sonra diğer iki kurucu ülkeyle yeni müttefik alımı ile ilgili gerekli görüşmelerin yapılabileceğini söyleyen Fidan, şunları kaydetti:
"Böyle bir prensip kararımız var çünkü Cumhurbaşkanımız da baştan itibaren söyledi. Burası büyümeyecekse zaten bir ittifak alanı olmaz. Biz bir kamplaşma yapmış oluruz. Bizim bölgesel vizyonumuz bölge ülkelerinin mümkün olan çok sayıda ülkenin bir araya gelip, bir ortak savunma alanı kurması bu savunma alanı aslında dışarıya karşı değil, kendi içerisindeki sorun alanlarını bölgesel sahiplenme anlayışıyla daha iyi çözüm. Şu ana kadar ortaya koymadıkları güven ortamını ortaya koyarak yeni krizlerin doğmasını engellemek. Bütün bunların çıkış noktası esas itibariyle bölgesel sorunlara bölgesel çözüm getirme arayışı."