Çocukların yeni ninnisi ambulansların sirenleri
Gazze’den yükselen çığlık: 'Burada artık hayat devam etmiyor, sadece hayatta kalmaya çalışıyoruz.' 15 yıllık eczacı Rema ve koordinatör Doaa, bombalar altında ilaçsız yapılan ameliyatları ve çadırlarda verilen yaşam mücadelesini anlattı. İşte bir halkın dünyanın gözü önünde verdiği o acı sınav...
İsrail ordusunun nefes aldırmadığı Gazze'de sağlık çalışanları; yetersiz tıbbi malzemeler, tahrip olmuş hastaneler ve giderek ağırlaşan insani koşullar altında görev yapıyor. Bulaşıcı hastalıkların arttığı bölgede özellikle çocuklar ve kadınlar arasında yetersiz beslenme ciddi bir sorun haline geldi. Su, gıda ve güvenlik gibi temel ihtiyaçlara erişimin zorlaştığı Gazze'de sağlık sistemi büyük ölçüde çökmüş durumda. Bölgedeki sağlık çalışanları ise bombardıman altında hem kendi ailelerini korumaya hem de yaralıları hayatta tutmaya çalışıyor. Sağlık çalışanları gün boyu ilaçsız ameliyatlar, çadırlarda yapılan pansumanlar, cihazsız izlenen hastalar ve açlıkla mücadele eden çocuklarla karşı karşıya kalıyor. Gazze'den yükselen en güçlü cümle ise aynı: "Burada hayat devam etmiyor, sadece hayatta kalmaya çalışıyoruz."
GAZZE'DE YAŞAM, HAYATTA KALMA MÜCADELESİDİR
15 yıldır Gazze'de eczacılık yapan, 3 çocuk annesi Rema Asaad Ghareeb, "Gazze'de yıkılmış evimin yanında kurulan bir çadırda yaşıyorum. Gazze'de yaşam, en temel ihtiyaçlar dâhil olmak üzere bir hayatta kalma mücadelesine dönüşmüş durumda. Su, gıda ve güvenlik gibi en basit yaşam gereksinimlerini temin etmek dahi ağır bir çaba gerektiriyor. Bölgede sağlık sorunları arasında uyuz ve hepatit gibi bulaşıcı hastalıkların yayılması, özellikle çocuklar ve hamile kadınlar arasında görülen ağır yetersiz beslenme yer alıyor. Hastanelerin tahrip edilmesi, ilaç ve tıbbi malzeme eksikliği, sağlık personeli yetersizliği nedeniyle sağlık sistemi büyük ölçüde çökmüş durumda. Su ve kanalizasyon sistemlerinin kirlenmesi ile birlikte, yaralanmaların ve uzun süreli rehabilitasyon gerektiren vakaların sayısında da ciddi bir artış yaşanıyor." dedi.
KADIN OLMAK AĞIR BİR YÜK TAŞIMAK DEMEKTİR
Ghareeb, bölgede yaşadıklarını şöyle anlattı: Gazze'de kadın olmak, ağır bir yük taşımak anlamına geliyor. Sürekli bir istikrarsızlık hissi, derin kaygı ile yaşamak demektir. Bir gün, henüz savaşın ortasında dünyaya gelmiş ve beş aylık olan bebeğimi ailemin evinde bırakarak bir tıbbi çadırda görev yapıyordum. Daha sonra bana, oğlumun boğulma nedeniyle yaralandığını, kardeşimin ise elinde tendon kopmalarıyla birlikte ağır ve parçalı kırıklar olduğunu; ailemin geri kalanının da yaralı olduğunu söylediler. Her şeye rağmen, her hâlükârda Allah'a hamdolsun. Gazze'nin yükünü yüreğinde taşıyan, bir sözle, bir görüntüyle ya da insani bir duruşla yanımızda olan Türkiye'deki her insana kalpten teşekkür ederim. Her zaman bizimle dayanışma içinde olan Türkiye'ye; halkına ve hükümetine şükranlarımı sunuyorum.
GAZZE, İNSANİ BİR FELAKET YAŞIYOR
Yeryüzü Doktorları'nın Gazze'deki insani yardım süreçlerini koordine eden Doaa Talal Mohammad Alhelou (34) ise şu ifadeleri kullandı: Gazze bugün, tüm unsurlarıyla tamamlanmış bir insani felaket yaşıyor. Buradaki hayat artık yaşam olmaktan çıktı; hayatta kalmak için verilen günlük bir mücadeleye dönüştü. Gazze'de gecenin sessizliğini en çok ambulans sirenleri bölüyor. Sürekli bombardıman, zorla yerinden edilme, bitmek bilmeyen kayıplar ve en temel yaşam gereksinimlerinde ciddi eksiklikler söz konusu. Son derece sınırlı kaynaklarla, ucu bucağı olmayan insani ihtiyaçlarla mücadele ediyoruz. Yaralarla dolu küçük bedenler, yetersiz beslenme nedeniyle aç kalan karınlar ve derin psikolojik travmalar taşıyan masum ruhlar... Çocuklukları, dünyanın gözleri önünde ellerinden alınıyor. Yaralı Gazze'nin kalbinden, Türk halkına gösterdikleri sürekli ve onurlu insani dayanışma için içten bir teşekkür ve minnet mesajı gönderiyorum. Bizler, insanlığın sonunda galip geleceğine olan inancımızı koruyoruz.