Kimyasal yalanla gelen barbarlık
Washington’un yalanlar üzerine kurduğu bir savaş daha arkasında sadece gözyaşı, sömürü ve kaos bırakarak bitti. ABD askerlerinin tamamı dün Irak’tan çekildi. 23 yılın ardından savaşın nedeni olan kitle imha silahlarına dair hâlâ bir kanıt bulunamadı
ABD ordusu, 2003 yılında işgal ettiği Irak'tan çekilme sürecini dün tamamladı. Pentagon'dan yapılan açıklamada "ülkenin ulusal çıkarları" kapsamında ABD ve koalisyon güçlerinin Irak'tan tamamen ayrıldığı belirtildi. ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı'ndan (CENTCOM) da "CENTCOM, 30 Eylül'de Erbil Hava Üssü'nden ABD kuvvetleri ve teçhizatının düzenli bir şekilde çekilmesini tamamlayarak, Irak'taki operasyonun sona erdiğini ilan etmiştir" ifadesi kullanıldı.

9 İŞGAL ÜSSÜ BULUNUYORDU
Saddam Hüseyin rejimini devirmek için Mart 2003'te Irak'ı işgal eden ABD'nin bu ülkede bilinen 9 askeri üssü bulunuyordu. ABD, 2011'de Irak'tan çekilse de buradaki varlığını söz konusu askeri üslerle güçlendirdi. ABD'nin 2003'te Irak'ı işgaliyle başlayan askeri varlığı yıllarca süren yıkım ve ağır can kayıplarının ardından sona ererken, büyük bir insanlık trajedisi geride kaldı. Saddam Hüseyin'in biyolojik silahlar ürettiği iddiasıyla 23 yıl önce başlatılan kanlı işgal, ülkeye sözü verilen "demokrasi" yerine sivillere büyük bedeller ödetecek ekonomik, siyasi ve güvenlik alanında kaos getirdi. Saddam Hüseyin rejiminin devrilmesinden sonra ülkede büyük bir otorite boşluğu oluştu. ABD'nin savaşa gerekçe olarak ortaya attığı "Irak'ın kitle imha silahları var" yalanı geçen yıllara ve büyük yıkıma rağmen hâlâ doğrulanmadı.

İNSANLIK SUÇLARI AKILLARDA
ABD'nin işlediği insanlık suçları hâlâ hafızalarda:
ABD askerlerinin Ebu Gureyb'de gerçekleştirdiği işkence ve tecavüzlere ilişkin 2004'te yayımlanan görüntüler hafızalarda tazeliğini koruyor.
Ebu Gureyb Hapishanesi'ne alınan Iraklı sivillerin çıplak halde üst üste yığıldığı, köpeklerle tehdit edildiği, elektrik verilerek işkence edildiği ve tecavüze uğratıldığı görüntüler küresel kamuoyunda şok etkisi yarattı.
Ebu Gureyb ve güneydeki Camp Bucca hapishaneleri, 7 ila 10 bin arasında Iraklının yargısız infazlara, hukuki dayanaktan yoksun gözaltılara ve sistematik işkence ve tecavüze maruz kaldığı merkezlere dönüştü.
Mahmudiye ilçesinde 14 yaşındaki bir çocuğa tecavüz edip ailesini katlettiler.
Hadisa kentinde aralarında bebeklerin de bulunduğu 24 sivili infaz ettiler.
İşgal boyunca bir milyon ABD'li görev yaptı.

SÖMÜRÜ VE YALAN SÜRÜYOR
PETROL ABD'NİN ELİNDE: Halihazırda Bağdat'ta dünyanın en büyük ABD büyükelçiliği, Erbil'de ise dünyanın en büyük ABD konsolosluğu var. Irak'ın petrolü üzerindeki dolar hakimiyeti de Washinton hakimiyetinde olacak.
GEÇ GELEN İTİRAF: İngiliz istihbaratı MI6, 2002'de hazırlanan Irak Dosyası'ndaki "Saddam Hüseyin 45 dakika içinde kimyasal ve biyolojik silahları aktif hale getirecek askeri planlar hazırladı" iddiasını geri çekti.
DEAŞ HORTLADI, BÖLGE KAOSU YAŞADI: DEAŞ terör örgütünün oraya çıkması ile birlikte ABD, 2014'ün Haziran'ında yeniden Irak'a girerek askeri varlığını koalisyon güçleri ile birlikte artırmaya başladı. Irak'ta büyük yıkımlara yol açan DEAŞ, ülkenin üçte birine tekabül eden Musul, Enbar ve Salahaddin vilayetleriyle Diyala ve Kerkük'ün bir kısmında hakimiyet sağladı.

ALTINLAR KAYBOLDU: Irak'ı işgal eden ABD askerleri, 2003'te 700 veya 800 milyon dolar değerinde nakit para ve ülkenin farklı bölgelerinde binlerce altın külçesi ele geçirdi. UNESCO'ya göre Irak Ulusal Müzesi'nden 15 bin eser çalındı.
BENZER SENARYOLAR DEVREDE: ABD, günümüzde de sömürülerine benzer yalanlarla devam ediyor. Gazze soykırımında İsrail'i koşulsuz destek sağlayan Washington yönetimi, Venezuela'nın petrolüne ve altınına el koydu. Aynı ABD yönetimi, İsrail'in İran'a karşı başlattığı kirli savaşta da kamuoyuna "Tahran'ın elinde nükleer silah var" yalanını attı. Ancak İran'ın nükleer silah varlığını hiçbir kurum hâlâ doğrulamadı.