'Türkler istiyorsa gelsin'

Sendai'yi çıplak gözle görünce yaşanan dehşetin boyutları da anlaşılıyor. Kent sakini bir Japon, İstanbul'u gördüğünü söylüyor ve ekliyor: İsterseniz yardıma gelin

Japonya'ya gelmeden önce gazetelerde çıkan fotoğraflardan bir felaketle karşı karşıya olacağımızı biliyordum. Ancak sabah saatlerinde araçlarımızla ülkenin kuzeydoğusundaki Sendai kentine girdiğimizde gözlerime inanamadım. Koskocaman bir boşluk, derin bir sessizlik, cuma günü deprem saatinde donmuş bir kentti gözlerimin önündeki. Tüm bu sakinlik arasında ise beyaz veya siyah poşetler içinde taşınan cesetler... Sendai merkezine girdikten sonra havalimanı tabelalarını takip edip depremin yerle bir ettiği sahil bölümüne geçtik. Yolda araçla bir yere kadar gidebildik. Ardından da yolumuza yürüyerek devam ettik. İlerlerken gördüklerime inanamıyordum. Ters dönen arabalar, sağa sola savrulmuş eşyalar, çaydanlıklar, ayakkabılar, eski fotoğraflar... Belli ki bir dönem bir lokanta olarak kullanılmış bir yere giriyorum. Lavabo çökmüş, tencereler yerle bir... Masalar alt üst, sandalyeler paramparça durumda. Esen rüzgâr, buradaki kasvetli havanın daha da katlanmasına neden oluyor. Ancak bu esen rüzgâr tabii ki tsunami etkisinin yanında hiçbir şey. Çünkü Büyük Okyanus'un savurduğu ağaçlar, arabaları da önüne katıp binaların üzerlerine devrilmiş. İçimden yan yatmış bir binanın içinde ne türlü hayatlar vardı kim bilir diye geçirdim. Gözüme 7 Eleven adlı kafeterya çarpıyor. Bütün camları inmiş. Bir tanesi duruyor o da ilk sarsıntıda aşağı iner.. İner diye düşünürken sallanmaya başlıyoruz. Askerler, "Biz bunlara alıştık" diye gülümseyerek başlarını sallıyorlar. Kente; gazeteciler, ordu mensupları ve ilk yardım heyeti dışında kimsenin girmesine izin verilmiyor. Arada sadece birkaç tane Sendai sakini olduğunu söyleyen Japon görüyorum. Ancak bunların sayısı bir elin parmaklarını bile geçmiyor. Konuştuğum bir Japon, sarsıntıyı çok şiddetli yaşadıklarını ve hayatlarında böylesini görmediklerini belirtiyor. "Herhangi bir yakınınız öldü mü?" diye sorduğumda "Hayır ama birçok arkadaşımdan haber alamıyoruz" yanıtını veriyor. Türkiye'den geldiğimi söylüyorum, Bana, "Ben İstanbul'a gitmiştim. Çok güzeldi" derken ben de ona "Türk yardım ekibi Kızılay da burada. Yardıma geldi" diyorum. Adını söylemek istemeyen Sendai sakini, "Çok sevindik. Bizim hükümetimiz gayet iyi çalışıyor. Gece gündüz bizim yanımızda. Ama Türkler de gelsin ve bize yardım etsin" diyor. Biz fotoğraf çekip notlar almaya devam ederken etrafta köpeklerle gezen Japon askerlerini görüyoruz. Amaçları 10 bine ulaşan kayıpları bulabilmek. Biz böyle düşünürken askerleri, bir binadan ellerinde beyaz poşetlere sarılmış cesetle çıkarken görüyoruz. Ardından fark ediyorum ki sadece 10 dakika önce o cesedin çıkarıldığı binanına yanından geçmiştim. Çevrede yürürken yeniden sallanmaya başlıyoruz. Bu sarsıntı diğerinden çok daha büyük... Ardından yanımıza gelen Japon yetkililer, yeni bir tsunami uyarısı alındığını bu nedenle artık bölgeden çıkmamızı istediklerini aktarıyor. Biz de görevlilerin uyarısını dikkate alarak bölgeden çıkıyoruz. Kentte çalışan ABD'li, Alman, İsveçli ve İngiliz gazeteciler, haberlerini gönderdikten sonra hemen bölgeden ayrılacaklarını dile getiriyorlar. Çünkü herkes sürekli alarm veren nükleer tehlikeden söz ediyor.

TÜRKLERİN TAHLİYESİ

Bölgede durum tespit çalışmaları için bulunan Kızılay ekibi, Sendai kentinde yaşayan 25'i öğrenci 28 Türk vatandaşının tahliyesine çalışıldığını belirtti. Kızılay yetkilisi Sinan Değirmenci, "Nükleer tehdidin artması nedeniyle bize birçok başvuru geldi. Sendai'de yaşayanlar bölgeden çıkmak istiyor. Tokyo Büyükelçiliği ile temas içindeyiz. Gereken çalışmaları yapıyoruz" dedi.
Google Haberler'de tüm gelişmeleri tek kaynakta görmek için Sabah'ı takip edin.

Sabah.com.tr Uygulamamızı İndirin

Uygulamalara Özel Ayrıcalıkları Keşfedin!