Amentü Şiiri Sözleri - İsmet Özel Amentü Şiiri Açıklaması, Tahlili ve İncelemesi
İsmet Özel, Türk edebiyatının önemli şairlerinden biri olup, birçok kişi tarafından saygıyla anılır. Amentü şiiri de onun en bilinen eserlerinden biridir. Bu şiir hem kişisel hem de toplumsal derinlikleri olan güçlü bir metindir. Amentü şiiri sözleri içeriğinde diğer şiirlerden çok daha farklı bir anlam ve tema görebiliriz. İsmet Özel Amentü şiiri açıklaması ve incelemesi ise şiirin sadece okunmaması gerektiğini, şiirin okunurken anlam tahlilinin de yapılması gerektiğini bize gösterir.
İsmet Özel, Türk edebiyatının en önemli şairlerinden biridir. Eserlerinde genellikle varoluşsal sorgulamalara, toplumsal eleştirilere ve politik göndermelere yer veren Özel, Amentü adlı şiiriyle de bu tarzını sürdürür. Bu şiir, sadece dini bir metin olmanın ötesinde, inanç ve kuşku arasındaki karmaşık ilişkiyi derin bir şekilde anlatan bir eserdir. Amentü şiiri sözleri de çok derin sözcükler taşır. İsmet Özel Amentü şiiri açıklaması ve incelemesi yapıldıktan sonra neden yapılması gerektiğini çok daha iyi anlarız.
Amentü Şiiri
İnsan
eşref-i mahlûkattır derdi babam
bu sözün sözler içinde bir yeri vardı
ama bir eylül günü bilek damarlarımı kestiğim zaman
bu söz asıl anlamını kavradı
geçti çıvgınların, çıbanların, reklamların arasından
geçti tarih denilen tamahkâr tüccarı
kararmış rakamların yarıklarından sızarak
bu söz yüreğime kadar alçaldı
damar kesildi, kandır akacak
ama kan kesilince damardan sıcak
sımsıcak kelimeler boşandı
aşk için karnıma ve göğsüme
ölüm için yüreğime sürdüğüm eczâ uçtu birden
aşk ve ölüm bana yeniden
su ve ateş ve toprak
yeniden yorumlandı.
Dilce susup
bedence konuşulan bir çağda
biliyorum kolay anlaşılmayacak
kanatları kara fücur çiçekleri açmış olan dünyanın
yanık yağda boğulan yapıların arasında
delirmek hakkını elde bulundurmak
rahma çağdaş terimlerle yanaşmak için
bana deha değil
belgeler gerekli
kanıtlar, ifadeler, resmi mühür ve imza
gençken
peşpeşe kaç gece yıllarca
acıyan, yumuşak yerlerime yaslanıp uçardım
bilmezdim neden bazı saatler
alaturka vakitlere ayarlı
neden karpuz sergilerinde lüküs yanar
yazgı desem
kötü bir şey dokunmuş olurdu sanki dudaklarıma
Tokat
aklıma bile gelmezdi
babam onbeşli olmasa.
Meyan kökü kazarmış babam kırlarda
ben o yaşta koltuğumda kitaplar
işaret parmağımda zincir, cebimde sedef çakı
cebimde kırlangıçlar çılgınlık sayfaları
kafamda yasak düşünceler, Gide mesela.
Kar yağarken kirlenen bir şeydi benim yüzüm
her sevinç nöbetinde kusmak sunuldu bana
gecenin anlamı tıkansın diye ıslık çalar
resimli bir kitaptan çalardım hayatımı
oysa hergün
merkep kiralayıp da kazılan kökleri
Forbes firmasına satan babamdı.
Budur
işte bir daha korkmamak için korkmaz görünen korku
işte şehirleri bayındır gösteren yalan
işte mevsimlerin değiştiği yerde buharlaşan
kelepçeler, sürgünler, gençlik acılarıyla
güç bela kurduğum cümle işte bu;
ten kaygusu yüklü ağır bir haç taşımaktan
tenimin olanca ağırlığı yok oldu.
Solgun evler, ölü bir dağ, iyice solmuş dudak
bile bir bir çınlayan
ihtilal haberidir
ve gecenin gümüş ipliklerden işlenmiş oluşu
nisan ayları gelince vücudu hafifletir
şahlanan grevler içinde kahkahalarım küstah
bakışlarım beyaz bulutlara karşı obur
marşlara ayarlanmak hevesindeki sesim
gider şehre ve şaraba yaltaklanarak
biraz ağlayabilmek için
fotoğraflar çektirir
babam
seferberlikte mekkâredir.
İnsanın
gölgesiyle tanımlandığı bir çağda
marşlara düşer belki birkaç şey açıklamak
belki ruhların gölgesi
düşer de marşlara
mümkün olur babamı
varlık sancısıyla çağırmak:
Ezan sesi duyulmuyor
Haç dikilmiş minbere
Kâfir Yunan bayrak asmış
Camilere, her yere
Öyle ise gel kardeşim
Hep verelim elele
Patlatalım bombaları
Çanlar sussun her yerde
Çanlar sustu ve fakat
binlerce yılın yabancısı bir ses
değdi minarelere:Tanrı uludur Tanrı uludur
polistir babam
Cumhuriyetin bir kuludur
bense
anlamış değilim böyle maceralardan
ne Godiva geçer yoldan, ne bir kimse kör olur
yalnız
coşkunluğu karşısında içlendiğim şadırvan
nüfus cüzdanımda tuhaf
ekmek damgası durur
benim işim bulutlar arşınlamak gün boyu
etin ıslak tadına doğru
yavaş yavaş uyanmak
çocuk kemiklerinden yelkenler yapıp
hırsız cenazelerine bine bine
temiz döşeklerin ürpertisinden çeşme
korkak dualarından cibinlikler kurarak
dokunduğum banknotlardan tiksinmeyi itiraz
nakışsız yaşamakları
silâhlanmak sanarak
çıkardım
boğaza tıkanan lokmanın hartasını
çıkınımda güneşler halka dağıtmak için
halkı suvarmak bin saçlarımda bin ırmak
ıhtırdım caddeleri meğer ki mezarlarmış
hazırmış zaten duvar sıkılmış bir yumruğa
fly Pan-Am
drink Coca-Cola
Tutun ve yüzleştirin hayatları
biri kör batakların çırpınışında kutsal
biri serkeş ama oldukça da haklı.
Ölümler
ölümlere ulanmakta ustadır
hayatsa bir başka hayata karşı.
Orada
aşk ve çocuk
birbirine katışmaz
nasıl katışmıyorsa başaklara ağustos sıcağı
kendi tehlikesi peşinden gider insan
putların dahi damarından
aktığı güne kadar
sürdürür yorucu kovalamacayı.
Hanidir görklü dünya dünyalar içre doğan?
Nerde, hangi yöremizde zihnin
tunç surlardan berkitilmiş ülkesi
ağzı bayat suyla çalkanmış çocuğa rahim olan
parti broşürleri yoksa kafiyeler mi?
Hangi cisimdir açıkça bilmek isterim
takvim yapraklarının arasını dolduran
nedir o katı şey
ki gücü
gönlün dağdağasını durultacak?
Hayat
dört şeyle kaimdir, derdi babam
su ve ateş ve toprak.
Ve rüzgâr.
ona kendimi sonradan ben ekledim
pişirilmiş çamurun zifiri korkusunu
ham yüreğin pütürlerini geçtim
gövdemi alemlere zerkederek
varoldum kayrasıyla Varedenin
eşref-i mahlûkat
nedir bildim.
(1974)
İsmet Özel
İsmet Özel Amentü Şiiri Açıklaması ve İncelemesi
Şiiri inceleyecek olursak eğer:
Şiirin Yapısı ve Biçimsel Özellikleri
Şiir serbest nazım şeklinde yazılmıştır, belirli bir ölçü veya uyak düzeni yoktur. Bu serbest biçim, şairin duygularını ve düşüncelerini daha rahat ifade etmesini sağlar. Şiirin düzensiz yapısı, modern dünyadaki düzensizlik ve karmaşayı da yansıtabilir.
Şiirin Dili ve Üslubu
İsmet Özel, "Amentü" şiirinde sade ama etkili bir dil kullanır. Şiirin dili, doğrudan ve samimi bir üslup taşır. Şair, karmaşık edebi süslemelerden kaçınarak, okuyucusuna doğrudan hitap eder. Bu sade ve samimi üslup, şiirin duygusal yoğunluğunu artırır ve okuyucunun şairin hislerini daha iyi anlamasını sağlar. Aynı zamanda şiirdeki bazı ifadeler ve imgeler, okuyucuyu derin düşüncelere sevk eder.
Şiirin Anahtar İmgeleri ve Sembolleri
Şiirde kullanılan bazı anahtar imgeler ve semboller, şiirin derin anlamını ortaya çıkarır. Örneğin:
Bilek damarlarının kesilmesi: Bu, insanın varoluşsal acısını ve hayatın anlamını sorgulama sürecini temsil eder.
Kelime ve dil: Dilin gücü ve kelimelerin taşıdığı derin anlamlar, insanın manevi ve entelektüel yolculuğunu simgeler.
Babam: Şairin geçmişi, aile ilişkileri ve geleneksel değerler üzerine düşüncelerini yansıtır.
Şiirin İçeriği ve Mesajı
Şiir, şairin kişisel deneyimlerinden yola çıkarak, bireysel ve toplumsal bir sorgulama sürecini anlatır. İsmet Özel, hayatın anlamını, varoluşsal acıyı ve modern dünyanın eleştirisini dile getirir. Şair, kendi yaşamındaki zorluklar ve acılar üzerinden, insanın manevi ve entelektüel arayışlarını sorgular.
İlk Bölüm: "eşref-i mahlûkattır derdi babam bu sözün sözler içinde bir yeri vardı ama bir eylül günü bilek damarlarımı kestiğim zaman bu söz asıl anlamını kavradı"
Şiirin başlangıcında, şair babasının öğretilerinden bahseder. "Eşref-i mahlûkat" yani "yaratılmışların en şereflisi" ifadesi, insanın değerini vurgular. Ancak şair, bilek damarlarını kestiği bir anıyla, bu sözün gerçek anlamını acı bir deneyimle kavradığını ifade eder.
İkinci Bölüm: "dilce susup bedence konuşulan bir çağda biliyorum kolay anlaşılmayacak"
Bu bölümde şair, modern dünyanın dilini ve anlamını sorgular. Dilin suskun olduğu, bedenin ise konuştuğu bir çağda yaşadığını belirtir. Bu, iletişimin ve anlamın kaybolduğu bir durumu eleştirir.
Üçüncü Bölüm: "meyan kökü kazarmış babam kırlarda ben o yaşta koltuğumda kitaplar"
Bu bölümde şair, babasının ve kendi yaşamı arasındaki farkı vurgular. Babası kırlarda çalışırken, kendisi kitaplarla dolu bir yaşam sürer. Bu, geleneksel ve modern yaşam tarzları arasındaki çatışmayı simgeler.
Dördüncü Bölüm: "işte şehirleri bayındır gösteren yalan işte mevsimlerin değiştiği yerde buharlaşan kelepçeler, sürgünler, gençlik acılarıyla"
Bu bölümde şair, modern dünyanın sahte ve yalanlarla dolu olduğunu belirtir. Şehirlerin bayındır gösterilmesi bir yalandır ve bu yalanlar gençlik acılarıyla birleşir.
Beşinci Bölüm: "hayat dört şeyle kaimdir, derdi babam su ve ateş ve toprak. Ve rüzgâr. ona kendimi sonradan ben ekledim"
Şair, babasının hayatın dört unsur üzerine kurulu olduğunu söylediğini belirtir: su, ateş, toprak ve rüzgâr. Ancak şair, kendisini de bu unsurlara ekler ve kendi varoluşunu bu unsurlarla birlikte anlamlandırır.
Şiirin Tarihsel ve Sosyal Bağlamı
"Amentü" şiiri, İsmet Özel'in kendi yaşamındaki deneyimlerden yola çıkarak yazdığı, derin kişisel ve toplumsal sorgulamalar içeren bir eserdir. Şair, modern dünyanın eleştirisini yaparken, aynı zamanda kendi geçmişi ve ailesi üzerinden bir kimlik arayışı ve varoluşsal sorgulama sürecine girer. Şiirin yazıldığı dönem, Türkiye'nin toplumsal ve siyasi çalkantılar yaşadığı bir döneme denk gelir ve bu bağlamda şiir, bireysel acılar ve toplumsal eleştirilerle doludur.