Andelib Ne Demek? Andelib Divan Edebiyatında Neyi Temsil Eder?
Divan edebiyatında ayrı öneme sahip sembollerden biri olan andelib ne demek diye soranlar bulunur. Aslen Türkçe bir sözcük olmayan andelib kelime anlamı nedir diye araştıranlar olabilir. Osmanlıca edebi eserlerde sıkça rastlanan andelib hangi dil diye merak edilir. Peki andelib ne anlama gelir ve neyi temsil eder? İçinde andelib geçen eserlere örnekler nelerdir?
Andelib ne demek diye araştıranlar, bunun Divan edebiyatı şiirlerine konu olan bir hayvanı temsil ettiğini bilmelidir. Osmanlı dönemine ait eserlere karşı ayrıca ilgi duyanlar, andelib kelime anlamı nedir sorusuna yanıt arar. Türkçe mi yoksa farklı bir dile mi ait olduğunu öğrenmek isteyenler, andelib hangi dil diye araştırır. Andelib hangi hayvanı ifade eder ve neyi anlatmak ister?
Andelib Ne Demektir?
Farsça ve Arapçanın karışımı ile ortaya çıkan bir dil olan Osmanlıcada, içinde andelib sözcüğü geçen çok sayıda edebi eser bulunur. Türkçe olmadığı açıkça anlaşılan bu kelime, aslında Arapçadır. عندليب şeklinde ifade edilen andelibin, Türk Dil Kurumu'na (TDK) göre anlamı ise "bülbül" ve "seher kuşu"dur. Bilindiği üzere Divan ve İran edebiyatında bülbülün güle duyduğu aşkı konu alan farklı eserler bulunur. Andelib kelimesine de bu eserlerde sıkça rastlanır. Onlardan bazıları ise şu şekildedir:
"Gel gör ey gül kim giriftâr-ı kafestir andelîb"
(Ey gül, bülbülün kafese nasıl esir olduğunu gel de gör)
-Fuzûlî
"Andelîban zâr olur ol verd-i handânım görüp"
(Bülbüller o gülümseyen gülümü görüp ağlar)
-Leskofçalı Gālib
"Gülün kulağına girmez sadâsı / Yok yere göz yaşın döker andelib"
- şık Ömer
"Andelib misâli âvâz ederek"
-Pir Sultan Abdal
Gül ile Bülbül Hikayesi Nedir?
Divan ve Halk edebiyatında sıklıkla bahsi geçen gül ile bülbülün hikayesi, birçok esere ilham kaynağı olmuştur. Anadolu topraklarında inanılan bir rivayete göre, gülün rengi aslında beyazdır ve ne yaparsa yapsın aşkına karşılık vermeyen bülbüle yüzünü göstermemekte ısrar eder. Bülbül, gülün yüzünü görmek hayaliyle kışı geçirir. Bir yandan da heyecanla bahar mevsiminin gelmesini bekler. Bu sefer işi inada bindiren gül, yapraklarını açmamakta ısrar eder. Onun açmasını bekleyen bülbül yorgun düşer ve uykuya dalar. Uyandığında ise gülün yapraklarını başka bir aşık için açtığını görür. Buna dayanamayan bülbül, kahrolur ve bulunduğu daldan aşağıya kendini bırakır. Düştüğü esnada gülün dikenleri bülbülün narin bedeninde yaralar açar, onu parçalar ve oracıkta ölür. Bu inanışa göre güle kırmızı rengini veren bülbülün kanıdır.
Dilden dile dolaşan bu hikâyeye, çok sayıda Divan ve Halk şairi tarafından eserlerde aşkı betimlemek için yer verilmiştir.