Atatürk'ün Sevdiği Şarkılar - Mustafa Kemal Atatürk'ün En Sevdiği Şarkılar ve Sözleri, Türkü ve Marşların İsimleri

Atatürk'ün sevdiği şarkılar arasında eşsiz güzellikte sanat eserleri yer alır. Mustafa Kemal Atatürk'ün sevdiği türküler ve hikâyeleri, dokunaklı ve bir o kadar da dinlemesi keyif vericidir. İçlerinde ünlü parçaların yer aldığı ve Atatürk'ün sevdiği şarkı, türkü ve marşlar, bugün birçok kişi tarafından dinlenir. Atatürk'ün sevdiği türküler, genellikle Selânik ve Ege yöresine aittir. Atatürk ve dinlediği şarkılar ile ilgili detaylar yazımızda…

Atatürk’ün Sevdiği Şarkılar - Mustafa Kemal Atatürk’ün En Sevdiği Şarkılar ve Sözleri, Türkü ve Marşların İsimleri

Türk Sanat müziğinin büyük bir hayranı olan Atatürk'ün sevdiği şarkılar da çoğunlukla bu türdendir. Büyük bir Müzeyyen Senar hayranı olan Atatürk'ün sevdiği türküler, genellikle birbirinden güzel hikâyelere sahiptir. Sanata ve sanatçıya verdiği değer ile bilinen Atatürk'ün sevdiği türküler ve hikâyeleri, hayranlık uyandırıcıdır. Sadece Türk Sanat müziği değil, Atatürk'ün sevdiği şarkı, türkü ve marşlar da vardır. İşte Atatürk'ün müzik zevkine dair merak edilenler…

Atatürk'ün Sevdiği Şarkılar ve Sözleri

Eğitimli bir asker ve siyaset adamı olan Atatürk, hayatı boyunca cehaletin karşısında durmuş, sanatı ve bilimi yüceltmiştir. Kendine has bir müzik zevkine sahip olmuş ve bazı sanatçılara olan hayranlığını dile getirmekten çekinmemiştir. Bunlardan biri ise Müzeyyen Senar'dır. Öyle ki, Atatürk'ün özel isteği üzerine birçok kez Dolmabahçe Sarayı'nda onun sevdiği şarkıları söylemiştir. Ulu önderin sevdiği türküler arasında aşağıdakiler bulunur.

Yanık Ömer

Kurtuluş Savaşında kanının son damlasına kadar mücadele eden Yanık Ömer adlı askerin, yaralanmasına rağmen mücadeleyi elden bırakmaması ve gazi olması anlatılır. Sözleri ise şu şekildedir:

Yanık Ömer, her savaştan bir yara taşıyor

Yanık Ömer, yiğit Ömer, övünmeden yaşıyor

Kurtuluş savaşında, yirmi sekiz yaşında

Mangasının başında, taşıyor

Yanık Ömer, yiğit Ömer siperleri aşıyor

Savaş biter, Yanık Ömer, köye döner

Köylü bütün bayram eder

Yanık Ömer kutlanır

Nişanlısı mutlulanır

Hey, Yanık Ömer, attan iner

Pembegül'e bağlar kemer

Köylülere gider haber

Düğüne, düğüne

Eline kına yakar, başına teller takar

Belinde altın kemer, öyle alana çıkar

Heey

Pembegül, allanır, pullanır

Yanık Ömer'in köyüne düğün alayı yollanır.

Kırmızı Gülün Âlı Var

Gade Ana, Bulgaristan topraklarına ait Güller Vadisi'nde bulunan Kızanlık'ta yaşar. Oğlunu göz yaşları ile birlikte askere uğurlar. Gade Ana'ya geri döneceğine dair söz veren oğlu askere gider. Oğlan sadece annesinden değil, biricik sevgilisi Zühre'den de ayrılır. Ali, yıllar geçse bile dönmez, Gade Ana ise her gün tren yolunda umutsuzca bir bekleyiş içerisindedir. Bir gün eve döndüğünde, gelini Zühre'nin yatak odasından sesler duyar. Kapıyı açar ve yorgan altında gelininin biri ile birlikte olduğunu görür. Bu durum karşısında öfkelenen Gade Ana, silahına sarılarak ikisini de vurur. Fakat, vurduğu kişi oğludur. Zühre hafif yaralanmış bir şekilde, "Ne yaptın anam sen?" diye feryat eder. Gade Ana ise evlat katili olmuştur. Bu acıklı hikayeyi anlatan türkünün sözleri aşağıda verildiği gibidir.

Kırmızı gülün alı var aman aman

Her gün ağlasam da yeri var

Bugün benim efkarım var aman aman

Ah bu gönül arz eder seni seni yar seni seni

Ah bu gönül arz eder seni seni yar seni seni

Kırmızı gülün pürçeği aman aman

Yar önünde oynar köçeği

Neyleyim yarsız döşeği aman aman

Ah bu gönül arz eder seni seni yar seni seni

Ah bu gönül arz eder seni seni yar seni seni

Sobalarında Guru da Meşe Yanıyor Efem

Bu türkü, özellikle Ege Bölgesi'nin meşhur halk oyunlarından olan Harmandalı oyunu sırasında çokça çalınır. Efelere övgü olması için yazılan bir türküdür.

Sobalarında kuru da meşe yanıyor

Mehmet Ağam da üşümüş de donuyor

Boncuklu'nun gelini de ortalıkta dönüyor

Aslanım da efeler vay vay

Kar mı yağmış da Yarengöme'nin dağına

Mehmet Ağam da oturuvermiş efelerin sağına

Çıkam ha ben de şu dağların başına

Aslanım da efeler vay vay

Çökertmeden Çıktımda Halilim

Türküde adı geçen asıl kahraman olan Halil ve İbrahim Çavuş, birlikte kaçakçılık ile uğraşır ve kervanlardan haraç alır. Havse ise esas kadındır, annesi ise kötü bir üne sahip olan Kel Gülsüm'dür. Çengilik yapan Gülsüm, erkekler ile birlikte eğlenir, dans eder ve onlarla birlikte olur. Havse oldukça güzeldir ve İbrahim Çavuş'un ikinci karısı olur. Bu durumu kıskanan diğer efeler, Halil de dahil olmak üzere Havse'yi kaçırmaya karar verir. İbrahim Çavuş ise önce direnmeye kalksa bile, kızını ve ilk eşini tehlikeyi atmamak için Havse'yi onlara teslim eder. Dağa kaldırılan Havse, tıpkı annesi gibi çengi olur ve Çakır Gülsüm adını alır. Halil ise ona aşık olduğu için eşkıyaların arasından kaçırır. Çökertmeden adalara kaçmak için Kastapao'nun teknesine binerler. Fakat, en sonunda yakalanırlar. Ateş altında kalan Halil yaralanır. Kaymakamlığın bahçesinde ölüme terk edilen Halil, daha sonra kolcular tarafından boğularak öldürülür.

Çökertmeden çıktım da Halilim

Aman başım selamet

Çökertmeden çıktım da Halilim

Aman başım selamet

Bitez de yalısına varmadan Halilim

Aman koptu kıyamet

Bitez de yalısına varmadan Halilim

Aman koptu kıyamet

Arkadaşım İbram Çavuş

Yoldaşlara emanet

Arkadaşım İbram Çavuş

Yoldaşlara emanet

Burası da Aspat değil Halilim

Aman Bitez yalısı

Yüreğime sancı saldı

Aman kurşun yarası

Burası da Aspat değil Halilim

Aman Bitez yalısı

Yüreğime sancı saldı

Aman kurşun yarası

Gidelim gidelim Halilim

Çökertmeye varalım

Gidelim gidelim Halilim

Çökertmeye varalım

Kolcular geliyor Halilim

Nerelere kaçalım

Kolcular geliyor Halilim

Nerelere kaçalım

Teslim olmayalım Halilim

Aman kurşun saçalım

Teslim olmayalım Halilim

Aman kurşun saçalım

Burası da Aspat değil Halilim

Aman Bitez yalısı

Yüreğime ateş saldı

Aman kurşun yarası

Burası da Aspat değil Halilim

Aman Bitez yalısı

Yüreğime sancı saldı

Aman kurşun yarası

Mehrali Bey Ağıtı

Abdülhamit zamanında bir bey olan Mehrali, Kangal kaymakamı ile kavga eder. Onu görünce ayağa kalkmaz ve sen kim oluyorsun diyerek ona dayak atar. Buna öfkelenen vali onu Abdülhamit'e şikayet eder, ancak umduğu gibi bir cevap alamadığı için hayal kırıklığına uğrar. Vali ondan kurtulmak için Yemen isyanını, Mehrali Bey'in bastırmasını ister. Sultan Abdülhamit'e de, "Bu isyanı bastırsa bastırsa Mehrali bastırır." der. Padişah ise seçimi Mehrali Bey'e bırakır. Gitmeyi kabul eden Mehrali, Yemen'in sıcağına dayanamayarak ölür. Bu türküde ise onun hikayesi anlatılır.

Ben gidiyom Rüştü beyim ağlama

Köz goyup da ciğerimi dağlama

Alay gitti beni burda eyleme

Yemen'e de benim ağam Yemen'e

Endi m'ola Mehrali bey Yemen'e

Gurdu m'ola çadırları çimene

Oğul köz düştüğü yeri yakar kime ne

Dert benim vallah kime ne

Ben gidiyom Rüştü beyim sana bir nişan

Susuzluktan alaylarım perişan

Hiç iflah mı olur Yemen'e düşen

Yemen'e de benim ağam Yemen'e

Endi m'ola Mehrali bey Yemen'e

Gurdu m'ola çadırları çimene

Oğul köz düştüğü yeri yakar kime ne

Dert benim vallah kime ne

Mehrali'yi sokaklarda duttular

Ağamı da bir gurşuna sattılar

Mehrali'yi Yemen'e de attılar

Yemen'e de benim ağam Yemen'e

Endi m'ola Mehrali bey Yemen'e

Gurdu m'ola çadırları çimene

Oğul köz düştüğü yeri yakar kime ne

Dert benim vallah kime ne

Ata Barı

İsmini Atatürk'ten alan bu halk oyunu, aslında Artvin barıdır ve ulu öndere ithaf edilmiştir. Sınırsız hareket sayısına sahiptir. Kızlı-erkekli veya sadece erkekler ile oynanabilen bir oyundur. Sözleri ise şöyledir:

Bahçası var, bağı var

Ayvası var, narı var

Bahçası var, bağı var

Ayvası var, narı var

Atamızdan yadigâr

Bizde atabarı var

Atamızdan yadigâr oy

Bizde atabarı var

Uzun uzun kamışlar

Ucunu budamışlar

Uzun uzun kamışlar

Ucunu budamışlar

Benim ela gözlümü

Gurbete yollamışlar

Benim ela gözlümü oy

Gurbete yollamışlar

Ben bir uzun kamışım

Yoluna dikilmişim

Ben bir uzun kamışım

Yoluna dikilmişim

İster al, ister alma

Alnına yazılmışım

İster al, ister alma oy

Alnına yazılmışım

Atabarıdır barı

Bahçede gördüm yâri

Atabarıdır barı

Bahçede gördüm yâri

Seslendim, ses vermedi

Ağladım zarı zarı

Seslendim, ses vermedi oy

Ağladım zarı zarı

Seslendim, ses vermedi

Ağladım zarı zarı

Seslendim, ses vermedi oy

Ağladım zarı zarı

Mızıka Çalındı Düğün mü Sandın

Savaşın beraberinde getirdiği yıkımı, geniş bir çerçeveden eleştiren bir türküdür. Savaşmanın sevinilecek bir şey olmadığını, hem gidenin hem de geride kalanların yüreklerini yakan bir felaket olduğunu hüzünlü bir biçimde anlatır.

Mızıka çalındı düğün mü sandın?

Al-beyaz bayrağı gelin mi sandın?

Yemene gideni gelir mi sandın?

Dön gel ağam dön gel dayanamiram

Uyku gaflet basmış uyanamiram

Ağam öldüğüne ey ey ey ey inanamiram

Ağam öldüğüne ey ey ey ey inanamiram

Ağamı yolladım Yemen eline

Çifte tabancalar takmış beline

Ayrılmak olur mu taze geline?

Dön gel ağam dön gel dayanamiram

Uyku gaflet basmış uyanamiram

Ağam öldüğüne ey ey ey ey inanamiram

Ağam öldüğüne ey ey ey ey inanamiram

Köroğlu Solağı

Türk tarihinin önemli ozanlarından olan Köroğlu için yakılan bir türküdür. Türküde bahsi geçen olay ise Ayvaz'ın düşmanlarını alt etmek için Köroğlu'ndan yardım istemesidir. Köroğlu'nun yardımıyla düşmanlarını hezimete uğratan Ayvaz, intikamını aldıktan sonra onları affeder.

Uca Dağların Başında

Karlı Dağların Başında

Tek Atlı Gezdiğin Var Mı

Her Taraftan Üç Beş Kelle

Terkiye Astığın Var Mı

Kargının Ucunu Salla

Etme Düşmana Eyvallah

Köroğlu Söyler Şanından

Kuş Uçurmaz Meydanından

Dağlar Dağlar Alişimin Kaşları Kare

Rusçuk'a bağlı Maratin köyünde Mahmut Ağa diye biri yaşar. Zengin olan bu ağa, kızını kendilerine yakışacak bir aileye gelin vermek ister. Fakat, kızı Gülsüm Aliş isimli bir faytoncuya aşıktır. Aliş askerliğini yaptıktan sonra Gülsüm ona kaçar. Düğün için hazırlanırlar, ancak bir gün Aliş faytonuyla gelirken Lom çayı üzerine kurulu olan köprü yıkılır. Aliş, faytonuyla birlikte Tuna Nehri'ne düşer ve bulunmamak üzere cesedi ortadan kaybolur. Gülsüm ise kahrından intihar etmeye karar verir. Kendini Tuna Nehri'ne atarak ölür.

Aliş'imin Kaşları Kare

Sen Açtın Sineme Yare

Bulamadım Derdime Çare

Görmedin Mi Ah Civan Alişimi Tuna Boyunda

Sarmadın Mı Ah Aslan Alişimi Tuna Boyunda

Evleri Var Hane Hane

Benleri Var Tane Tane

Saramadım Kane Kane

Görmedin Mi Ah Civan Alişimi Tuna Boyunda

Sarmadın Mı Ah Aslan Alişimi Tuna Boyunda

Sarı Zeybek

Bir zamanlar Ege'de yaşamış olan yiğit bir efe için yazılmıştır. Özellikle, Zeybek oyunlarında çalınır. Türküde bahsi geçen efenin, mert, cesur, yiğit, sarı saçlı ve mavi gözlü olması nedeniyle Atatürk'e ithaf edilmiştir.

Sarı zeybek, aman, şu dağlara yaslanır, aman

Yağmur yağar silahları, amman, ıslanır

Bir gün olur, aman, deli gönül uslanır, aman

Eyvah olsun, telli de doru aman, şanına

Eğil, bir bak mor cepkenin, efem, kanına

Karşı dağı, aman, duman aldı bürüdü, aman

Üç yüz atlı, beş yüz yaya, amman, yürüdü

Sarı zeybek, aman, şu cihanda bir idi, aman

Eyvah olsun, telli de doru amman, şanına

Eğil, bir bak mor cepkenin, efem, kanına

Havada Bulut Yok

Osmanlı İmparatorluğu döneminde, Yemen'de hayatını kaybetmiş olan askerleri anmak için yakılan bir ağıt olma özelliğine sahiptir. Osmanlı, Yemen'i topraklarına katmayı başarmış, fakat birçok şehit vermiştir.

Havada bulut yok, bu ne dumandır?

Mahlede ölüm yok, bu ne şivandır?

Şu Yemen elleri ne de yamandır

Ano Yemen'dir, gülü çimendir

Giden gelmiyor, acep nedendir?

Burası Huş'tur, yolu yokuştur

Giden gelmiyor, acep ne iştir?

Kışlanın önünde redif sesi var

Bakın çantasında acep nesi var

Bir çift kundurayla bir de fesi var

Ano Yemen'dir, gülü çimendir

Giden gelmiyor, acep nedendir?

Ah, burası Muş'tur, yolu yokuştur

Giden gelmiyor, acep ne iştir?

Ah, ah, ah, ah, ah

Ano Yemen'dir, gülü çimendir

Giden gelmiyor, acep nedendir?

Burası Muş'tur, yolu yokuştur

Giden gelmiyor, acep ne iştir?

Ano Yemen'dir, gülü çimendir

Giden gelmiyor, acep nedendir?

Burası Huş'tur, yolu yokuştur

Giden gelmiyor, acep ne iştir?

Ano Yemen'dir, gülü çimendir

Giden gelmiyor, acep nedendir ah?

Burası Huş'tur, yolu yokuştur

Giden gelmiyor, acep ne iştir?

Kışlalar Doldu Bugün

Diyarbakır'da askerlik görevini yapan kardeşi İbrahim'i özleyen ve görmek isteyen Hamza Şenses, onu ziyarete gider. Fakat, yetkililer görüşmenin imkansız olduğunu söyler. Bu duruma üzülen Şenses, zorla da olsa tabur komutanı ile görüşür ve ondan ricada bulunur. Anlayışlı bir insan olan komutan, Şenses'i kardeşi ile görüştürür. Daha sonra ondan, akşam düzenlenecek olan eğlenceye katılmasını ve şarkı söylemesini ister. Kardeşinden ayrılan Hamza Şenses, o üzüntü ile Kışlalar Doldu Bugün türküsünü yazar ve söyler.

Kışlalar doldu bugün

Doldu boşaldı bugün

Gel kardaş görüşelim

Ayrılık oldu bugün

Naçar elinden vah, vah, yar, yar, yar

Geceler yarim oldu

Aney, ağlamak karım oldu

Her dertten yıkılmazdım

Nazlım, sebebim zalım oldu

Garib elinden vah, vah, yar, yar, yar

Yaralandım yatmadım

Aney, yaram açıp bakmadım

Kaldı hasretimiz kıyamete

Güzel boynuna el atmadım

Hayın elinden vah, vah, yar, yar, yar

Hoş Gelişler Ola Mustafa Kemal Paşa

6 Ekim 1924 tarihinde Kars'a giden Atatürk'ün karşılanması sırasında söylenmiş olan bu şarkı, aslen Azerbaycanlı olan Mehmet Türkel Bey tarafından Atatürk'e ithaf etmek için bestelenmiştir.

Hoş gelişler ola Mustafa Kemal Paşa

Askerin milletin bayrağınla çok yaşa

Hoş gelişler ola Mustafa Kemal Paşa

Askerin milletin bayrağınla çok yaşa

Arş arş arş ileri ileri arş ileri

Marş ileri dönmez geri, Türk'ün askeri hey

Sağdan sola, soldan sağa

Al da bayrağı düşman üstüne hey

Parlayan yıldızın alemi tenvir eder

Cumhuriyet bayrağın semada süzer gider

Parlayan yıldızın alemi tenvir eder

Cumhuriyet bayrağın semada süzer gider

Arş Arş Arş ileri ileri Arş ileri

Marş ileri dönmez geri, Türk'ün askeri hey

Sağdan sola, soldan sağa

Al da bayrağı düşman üstüne hey

Arş Arş Arş ileri ileri Arş ileri

Marş ileri dönmez geri, Türk'ün askeri hey

Sağdan sola, soldan sağa

Al da bayrağı düşman üstüne hey