Mecellede Yer Alan Bölümler Nelerdir? Mecelle Kanunu Maddeleri, Bölümleri ve Özellikleri

Arapça çok büyük boy kitap anlamına gelen Mecelle, 1868 ve 1876 yılları arasında Ahmet Cevdet Paşa’nın başkanlığındaki bir heyet tarafından düzenlenen İslami Özel Hukuk kurallarıdır. İslam hukuku esas alınarak hazırlanan kurallar daha çok borçlar, eşya ve yargılama hukuku esaslarını kapsayan bir kanunname özelliği taşır. Mecelleyi merak edenler için Mecelle'de yer alan bölümler nelerdir, Mecelle kanunu maddeleri bölümleri ve özellikleri bilinmesi gereken konular arasındadır.

Mecellede Yer Alan Bölümler Nelerdir? Mecelle Kanunu Maddeleri, Bölümleri ve Özellikleri

Osmanlı İmparatorluğunun son yarım yüzyılında şer'i mahkemelerin hukuki dayanağı olarak yerini alan Mecelle, İslam hükümlerine dayalı olan bir Medeni Kanundur. İslami fıkıh geleneği temeli üzerine hazırlanan Mecelle ayrıca pozitif bir hukuk sistemi oluşturma çabasının da eseridir. Döneminden bugüne kadar İslam hukukuna dayalı başka bir kanun denemesi de yapılamadığı için önem taşımaktadır. Dönemin şer'i mahkemelerini anlamak isteyenler ve merak edenler için Mecellede yer alan bölümler nelerdir, Mecelle kanunu maddeleri bölümleri ve özellikleri önem arz etmektedir.

Mecellede Yer Alan Bölümler Nelerdir?

99 genel hukuk ilkesini içeren giriş bölümünden ardından Mecelle'nin değindiği konular şu şekildedir: Büyu, İcar(kira), Kefalet, Havale, Rehin, Hibe, Gasp ve İtlaf, Hacir, İkrah ve Şuf'a, Enva-ı Şirket ( ortaklık çeşitleri), Vekalet, Sulh ve İbra, İkrar (borcu kabul etme), Dava, Beyyinat ve Tahlif ( kanıt ve delil), Kaza (yargı).

Mecelle Kanunu Maddeleri, Bölümleri ve Özellikleri

Mecelle'nin ilk 99 genel hukuk ilkesi hükümlerinin özelliklerini şu şekilde örneklendirebiliriz:

  • Berâet-i zimmet asıldır. Borçlu olmamak asıldır ve borç ileri süren ise ispatla mükelleftir.

  • Def'-i mefasid celb-i menafiden evladır. Zararı yok etmek, fayda sağlamaktan iyidir.

  • Ezmanın tağayyürü ile ahkâm tağayyür eder. Zaman değişince hükümler de değişir.

  • Ukudda itibar makasıt ve maaniyedir, elfaz ve mebaniye değildir. Sözleşmenin amaç ve anlamı göz önüne alınır, söz ve yazılışı değil.

  • Şekk ile yakin zail olmaz. Kuşku, kesin bilgiyi gidermez.

  • Kadim kıdemi üzere terk olunur. Eskiden varolanın (yeni bir etken ortaya çıkmamışsa) aynen devam ettiği varsayılır.

  • İçtihat ile içtihat nakzolunmaz. İçtihat içtihatla bozulmaz.

  • Zarar-ı ammı def için zarar-ı hass ihtiyar olunur. Özel zarar, genel zarara tercih edilir.

  • Alması memnu olan şeyin vermesi dahi memnu olur. Alması hukuka aykırı olanın vermesi de hukuka aykırıdır.

  • Beynel tüccar maruf olan şey beynlerinde meşrut gibidir. Ticari örf ve adetler ticari sözleşmelerin şartı gibidir.

  • Kelamın i'mali ihmalinden evladır. Söze bir anlam vermek, yok saymaktan iyidir.

  • Beyyine hüccet-i müteaddiye ve ikrar hüccet-i kasıradır. Kanıt herkesi, ikrar ise sadece ikrar edeni bağlar.

  • Tevehhüme i'tibâr yoktur. Delile dayanmayan vehim ve kuruntulara hukukta i'tibâr edilmez, kıymet verilmez. Hukuk vehimlerle değil delillerle ilgilenir.

  • Ehven-i şerreyn ihtiyâr olunur İki kötü şeyle karşı karşıya kalındığında daha hafif, daha az kötü olanı seçilir.

Sabah.com.tr Uygulamamızı İndirin

Uygulamalara Özel Ayrıcalıkları Keşfedin!