Medyanın topluma etkileri nelerdir?

Yasama, yürütme ve yargıdan sonra dördüncü büyük güç olduğu söylenen medyanın toplum hareketlerine olan etkisi birçok faktöre göre değişmektedir.

Medyanın topluma etkileri nelerdir?

Medyanın bireyler, toplumsal gruplar ve bir bütün olarak toplum üzerinde yapabileceği etkiler konusunda, birbirinden çok farklı, hatta kimi zaman birbirleriyle taban tabana zıt görüşler ileri sürülmektedir. Bazı düşünürlere göre medyanın bireyler, toplum kesimleri ve toplum üzerindeki etkileri bilmeden, istemeden ve bir kasıt olmaksızın kendiliğinden oluşmaktadır. Fakat, yapılan bir çok araştırma sonucunda ortaya konan bulgular, dananın kuyruğunun hiç de öyle olmadığını göstermektedir. Durumun, bu düşünürlerin iddialarının tam tersine olduğunu ve yapılanların genellikle bilinçli, amaçlı ve planlı bir şekilde gerçekleştirildiğini bütün çıplaklığı ile ortaya koymaktadır.

Çoğu ampirik nitelikli olan, yani gözlem ve deneye dayanan, bu araştırmaların bulgularına göre medya, durum belirlemede ve gerçekliği şekillendirmede çok etkin bir role ve güce sahiptir. Bu etkiler ise daha çok, medyanın mülkiyetini ya da kontrolünü elinde bulunduran kişi ya da kesimlerin ihtiyaçları, ilgileri, istek ve beklentileri doğrultusunda gerçekleşmektedir. "Düzmece ya da propaganda amaçlı olaylar" (psudo-events) veya "suni gündem" betimlemesinde de açıklıkla ifade edildiği gibi medya, olayları ve gerçekleri az ya da çok, kendi bakış açıları doğrultusunda çarpıtır. Hatta kimi zaman belirlenmiş konulara dikkat çekip amaçlanan doğrultuda tepkiler yaratabilmek için; kimi zamanda salt reyting uğruna düzmece olaylar uydururular. Kısacası denilebilir ki, medya gerçekleri istismar etmek, olayları olduğundan farklı gösterip çarpıtmak (ki biz buna manipulasyon diyoruz) gücüne, en azından potansiyel olarak sahiptir Modern medya araçlarının ve özellikle de televizyonun bu doğrultudaki gücünü hiç kimse inkar edemez.

Televizyon, bireylerin "simgesel çevrelerine" (symbolic environment) hükmetmede çok etkin bir güce sahiptir. Televizyon ile ilgili olarak gerçekleştirilen "içerik analizleri" (content analysis) ve "kanaat-davranış araştırmaları" (opinion-attitude surveys), televizyon programlarının aile, eğitim, iş, yaş ve cinsiyet, doğum ve ölüm gibi bir çok toplumsal gerçeklikler konusunda deforme edici etkilerinin olduğunu; programlarda sergilenen mesajların toplumdaki suç işleme eğilimlerini tahrik edici ve şiddet olaylarını arttırıcı doğrultuda etki yaptığını olanca açıklığıyla ortaya koymuştur.

Yine diğer bir niteliği olarak tanımladığımız toplumsal bütünlüğün gerçekleştirilmesinde de, iletişimin son derece önemli bir işlevi vardır. Çünkü toplumda yer alan kurumlar, yani ekonomik kurumlar ya da siyasal kurumlar ya da inanç ya da dinler ya da örf adet ve gelenekler. Bu alanlardaki kurumlar aynı zamanda değişmezler ya da aynı hızla değişimleri gerçekleşmez. Farklı hızla ve farklı zamanda gerçekleşen bu kurumlar arasında, bir bütünlüğün kurulması gerçekleşir.

Google Haberler'de tüm gelişmeleri tek kaynakta görmek için Sabah'ı takip edin.

Sabah.com.tr Uygulamamızı İndirin

Uygulamalara Özel Ayrıcalıkları Keşfedin!