Milli Edebiyat Dönemi Özellikleri Ve Sanatçıları: Milli Edebiyat Dönemi Şiir Ve Hikaye Özellikleri
Milli edebiyat dönemi, edebiyat tarihimiz açısından muazzam öneme sahip olan, dilde sadeleşmeye gidilen ve eserlerin içerik olarak Anadolu ve Türk halkına yöneldiği bir dönemdir. Bu dönemde eser veren şairler ve yazarlar günümüzde hala tanınmakta, hatırlanmakta ve okunmaktadır. Bu dönem, idealleri olan yazarların idealleri uğruna yazdıkları, milliyetçi ve vatansever duyguların ön planda olduğu özel bir dönemdir. Peki ya Milli Edebiyat Dönemi Özellikleri ve Sanatçıları nelerdi? İşte Milli Edebiyat Dönemi Şiir ve Hikaye Özellikleri…
Dilde sadeleşmeye gidileni teknik olarak Aruz'dan vazgeçilerek hece yöntemine geçilen bu dönem, yalnızca içerik olarak değil teknik olarak da şiirde çok önemli değişikliklerin yapıldığı bir dönemdir. Bu dönem şairlerinin ve yazarlarının hepsi aslında birer fikir insanıydılar. Fikirlerini edebiyat yolu ile açıklıyor ve destekliyorlardı. Ortak küme vatanseverlik, milliyetçilik ve Türkçülüktü elbette.
Milli Edebiyat Dönemi Özellikleri
- Milli edebiyat döneminde, edebiyat içerisinde bir milliyetçilik durumu gözükmektedir. Bu dönemde, Türk Edebiyatının ve Türk halkının asıl şiirinin halk şiiri olduğu düşünülmüş ve benimsenmiştir. Bu dönem şairleri, şiirlerde aruz ölçüsünü kullanmamayı önermiş, hece ölçüsünün kullanılması gerektiğini düşünmüş ve savunmuşlardır.
- Dilde bu zamana kadar yoğun bir şekilde kullanılan Farsça ve Arapça kelimeler de reddedilmiş, sert bir tavır çekilmiştir. Milli edebiyat döneminde yayınlanan eserlerde Öz Türkçe kelimeler kullanılmaya gayret edilmiş ve bu yönde teşvikler yapılmıştır.
- Sözlü ve sanatlı şekilde kaleme alınan ve yapılan söyleşilerden bu dönemde kaçınılmış ve uzak durmaya özen gösterilmiştir.
- Yazılan eserlerin genel kompozisyonu milli meseleler üzerine ve milli değerleri yüceltmek üzeredir. Yani millet edebiyatı için milletin anlatıldığı edebiyat demek doğru bir önerme olabilir.
- Türk edebiyatında sadeleşme düşüncesinin arşa çıktığı dönemlerden bir tanesidir. Halk diline daha yakın bir anlayış benimsenmiştir çünkü bu dönemin şairleri ve yazarları, halk anlamadıktan, okuyamadıktan ve bilinçlenemedikten sonra yazdıkları eserlerin pek de bir kıymet-i harbiyesi olmadığını düşünmüşlerdir.
- Bu dönemde üretim yapan ve eserler üreten yazarlar, halk edebiyatı döneminde yazmış olan sanatçılardan ve onların eserlerinden net bir şekilde etkilenmişlerdir. Bu yazarların eserlerinden esinlenerek kendi eserlerini zenginleştirmişlerdir.
- Bu dönemde, ilk kez bir edebi akım gözlerini Anadolu'ya yöneltmiştir. Milli Edebiyat temsilcileri, Anadolu'nun milli meselelerini ve vakalarını şiirlerinde yansıtarak, bir farkındalık ve milliyetçilik uyandırma çabasında olmuşlardır. Bu özelliğiyle, halkçı bir edebiyat akımıdır demek herhalde yanlış olmayacaktır.
Milli Edebiyat Dönemi Yazarları
Ömer Seyfettin (1884 – 1920): Ömer Seyfettin, Türk edebiyatının en önemli hikayecisi olarak bilinmektedir. Kendisi, Anadolu insanının yaşam koşullarını anlattığı hikayeler yazmış, dilde, fikir ve işte milliyetçilik düşüncesini zihinlere kazımıştır.
Ömer Seyfettin, sade dil akımının öncüsü olarak kabul edilen, oldukça önemli bir aydınımızdır. Bomba, Yalnız Efe, İlk Düşen Ak, Efruz Bey, Yüksek Ökçeler, Bahar ve Kelebekler, Gizli Mabet gibi eserleri, onun en çok bilinen eserleri arasında yer almaktadır.
Reşat Nuri Güntekin (1889 – 1958): Kendisi, Aynı Ömer Seyfettin'in yaptığı gibi, Anadolu insanının sıkıntısını ve derdini kendi derdi benimsemiş, bunları eserlerinde yansıtmıştır. Bunu yaparken kullandığı dil sadedir ve yapmacıksız, yani akıcıdır.
Reşat Nuri Güntekin, müfettişlik yaptığı dönemde Anadolu'yu bol bol gezme imkanı bulmuş ve bu coğrafyayı da, bu coğrafya insanını da tanıma şansı bulmuştur. Onun en ünlü eserleri, Çalıkuşu, Damga, Dudaktan Kalbe, Acımak, Yeşil Gece, Yaprak Dökümü ve Kızılcık Dallarıdır.
Yahya Kemal Beyatlı (1884 – 1958): Yahya Kemal, modern edebiyatımızın en önemli ve büyük şairlerinden bir tanesidir. Kendisini tek bir çerçevede yorumlamak yanlıştır çünkü o, edebiyatın neredeyse her alanında eser vermiş biridir. Fakat asıl ününü şiirle kazanmıştır.
Parnasizm akımından etkilenen Yahya, İstanbul, Osmanlı'nın yüce zamanları, tabiat ve ölüm hakkında temalarda yazmıştır. Onun sözüyle "şiir, musikiden başka bir musiki"dir. Aruzu Türkçeye başarıyla uygulayarak batılı tarza şiirimize düzen veren bu şairin en önemli eserleri: Kendi Gök Kubbemiz, Eski Şiirin Rüzgarlarıyla, Aziz İstanbul, Eğil Dağlar, Portreler, Rubailer ve Hayyam'ın Rubailerini Türkçe Söyleyiş'tir.
Peyami Safa (1899 – 1961): Peyami Safa, yazarlığa geçim derdi dolayısıyla başlayan, fakat aynı zamanda edebiyat, psikoloji, tıp ve felsefe gibi alanlarda çok yeterli olan, psikolojik çözümlemeleri çok başarılı bir yazardır. Server Bedii, onun lakabıdır.
Kendisi bir ayağından sakat olduğundan dolayı bu psikoloji eserlerine de yansımıştır. En bilindik eserleri Dokuzuncu Hariciye Koğuşu, Sözde Kızlar, Mahşer bir Akşamdı, Canan ve Harbiye'dir.
Refik Halit Karay (1888 – 1965): Refik Halit, halk dilini eserlerine çok başarılı bir şekilde yansıtmasıyla ünlüdür. Kuvvetli bir gözlemcidir fakat dış gözlem için geçerlidir bu durum. İyi bir iç gözlemci sayılamaz. En bilindik eserleri: Memleket Hikayeleri, İstanbul'un İçyüzü ve Yezidin Kızıdır.
Halide Edip Adıvar (1884 – 1964): O sadece bir edebiyatçı değil, aynı zamanda savaşçıdır. Cephe gerisinde mücadele veren Halide Edip, romanlarında aşkı, doğu-batı çatışmasını, eski-yeni kavgasını ve kadın psikolojisini incelemiştir.
Gözlem gücü yüksek bir yazardır ve edebiyatın her alanında eserler vermiştir. Onun en ünlü eserleri: Ateşten Gömlek, Vurun Kahpeye, Türkün Ateşle İmtihanı, Sinekli Bakkal ve Mor Salkımlı Ev'dir.
Mehmet Emin Yurdakul (1869 – 1944): Anadolu halkının yabancılara olan mücadelesini çok iyi yansıtmış, toplumcu sanat anlayışında olan fakat milliyetçi çizgide eserler veren ve hece ölçüsünü kullanan bir şairdir. En bilindik eserleri: Türkçe Şiirler, Türk Sazı, Ey Türk Uyan, Tan Sesleri'dir.
Yakup Kadri Karaosmanoğlu (1889 – 1974): Fecr-i Ati'nin dağılmasından sonra edebiyatın her alanında eser veren Yakup Kadri, Atatürkçü ve Anadolucudur. Esas ününü romanlarda kazanmış olan realist bir yazardır. En ünlü eserleri: Kiralık Konak, Ankara, Nur Baba, Yaban, Sürgün, Panaroma, Milli Savaş Hikayeleri'dir.
Ziya Gökalp (1876 – 1924): Kendisi Türk milliyetçiliğini esaslara bağlayarak sistematize eden değerli bir aydınımızdır. Eserlerinde halk dilini kullanan Ziya Gökalp, Türkçülüğü de "Türkçülük, Türk milletini yükseltmektir" olarak açıklamıştır. En ünlü eserleri: Kızıl Elma, Türkçülüğün Esasları, Türkleşmek – İslamlaşmak – Muasırlaşmak, Türk Medeniyet Tarihi, Malta Mektupları.
Milli Edebiyat Dönemi Hikaye
Bu dönem hikayelerinde yazarlar ülke problemlerine eğilmiş, bunların üstesinden gelip sorunları çözebilecek kahramanlar ve düşünceler üretmiş, betimleme ve çözümlemede gerçekliğe doğru keskin bir geçiş yapmışlardır. Fakat yine de her bir sanatçı kendi kişiliğini eserlerine yansıtarak kendi fikirlerini de öne sürmüşlerdir.
Milli Edebiyat Dönemi Şiir
Bu dönemde şairler, şiir anlayışı olarak Fecr-i Ati dönemi şairlerinden pek fazla ayrılmamışlardır. Fakat yine de konu seçimi şaire bırakıldığı için yer yer problemler çıkmıştır. Biçim olarak Aruz yerine Hece Ölçüsünün kullanılması, şiir tekniğinde büyük bir yeniliktir. Eski şairlerdeki o samimi lirik ve mistik atmosferi onlar da şiirlerinde devam ettirmişlerdir.
Milli geçmişe bağlanıp edebiyatın da milli bir hale gelmesi gerektiğini savundular. Halk edebiyatının şiir biçimlerinden faydalanma yoluna giden bu kişiler, şiirde de milli kaynaklara yönelmişlerdir. Eserleri sade bir dille kaleme alarak çeşitli nazım biçimlerini şiirlerinde sergilemişlerdir.