Öğrenciler yardım elini uzattı, çocuklar “evimiz çok güzel oldu” dedi
İstanbul’daki Sultangazi Nene Hatun Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi öğrencileri, “Meslek Lisesi Öğrencileri Ailelerle Buluşuyor” projesi kapsamında yardıma muhtaç yoksul ailelere yardımda bulundu.
Okulun öğrencileri ve öğretmenleri yanlarına boya malzemeleri, çocuklar için yaptıkları oyuncak ve kıyafetlerle topladıkları gıdalar ve ev eşyalarını alarak Sultangazi ilçesinin Esentepe ve İsmetpaşa mahallelerinde oturan yoksul iki ailenin kapısını çalarak yardım elini uzattı.
"Meslek liseleri hayata değer katıyor"
"Meslek Lisesi Öğrencileri Ailelerle Buluşuyor" projesiyle ilgili okul müdürü Nalan Yüksel, geçen yıldan bu yana beş alandaki öğrencileriyle birlikte bu projeyi uyguladıklarını, projeyi uygularken öğrencilerinin ailelerin maddi ya da manevi ihtiyaçlarını karşılarken tahmin ettiklerinden daha fazla istekli olduklarını belirterek, bu durumun öğrencileri çok mutlu ettiğini söyledi.
Meslek liselerinin hayata değer kattığını da ifade eden Yüksel, bu yıl proje kapsamında öğrencilerinin yaptıklarıyla ilgili ise şunları söyledi:
"Grafik ve Fotoğraf Alanı öğrencilerimiz belirlediğimiz ailelerin evlerinin duvarlarını boyadı. Moda Tasarım ile Çocuk Gelişimi Alanı öğrencilerimiz ailelerin çocuklarına kıyafet ile keçelerden oyuncak dikti, aile büyüklerine ise cüzdan yaptı. Yiyecek-İçecek Alanı öğrencilerimiz erişte, reçel, kurabiye yaptı. Bilişim Alanı ise bir ailenin televizyonunu çalışır hale getirdi."

"Çok güzel oluyor"
Proje kapsamında belirledikleri ailenin evine gidip boya yapan öğrencilerden Şevval Gemsiz, eve gittiklerinde evin kapısını altı çocuklu ailenin en büyük kızının açtığını, kapı açıldığında çocuğun yüzünde mutluluğun ve tebessümün izleri olduğunu ifade ederek şunları söyledi:
"Eve gittiğimizde bize kapıyı, daha sonra evin en büyük çocuğu olduğunu öğrendiğimiz 12 yaşındaki Esra açtı. Yüzündeki tebessüm ve gözlerindeki mutluluk öylesine belliydi ki ifade edemem. Evin annesi mütevazı ve sıcakkanlı bir şekilde bizi karşıladı. Eksikleri olan bir evdi ama içinde o kadar güzel kalpler ile doluydu ki."
Ev boyandıkça, evin değişimi karşısında anne ve çocukların mutluluklarının çoğaldığını belirten Gemsiz, "Koridoru boyadığımızda Esra yanıma yaklaştı ve 'çok güzel oluyor' diyerek gülümsemeye başladı. Biz de ona 'boyamak ister misin?' diye sorduğumuzda eline fırçayı alıp o an bize eşlik etti" dedi.
Gemsiz ayrıca, insanların din, dil, ırk ve düşüncelerine bakılmaksızın birbirlerine destek olmaları gerektiğini de söyledi.

"İnsan paylaşmalı"
Öğrencilerden Tuğba Dal da, evin küçük kızıyla boya yaparken bir yandan eğlendiklerini bir yandan da oyun oynadıklarını, ailenin mutluluğunun kendisini de mutlu ettiğini söyledi.
Dal, boya yapmaya birlikte gittiği öğretmeninin kendilerine 'insan paylaşmalı' dediğine dikkat çekerek, "Gerçekten de öyle, insanın bir malı varsa başkalarıyla da paylaşmalı ki elindeki anlam kazansın, tebessüm ettirsin" diye konuştu.
"Yüreğimiz burkuldu"
Öğrencilerden Emine Kuşçi ise, ailelerin durumunun bu kadar kötü olduklarını beklemediğini, bu durumun kendisini üzdüğünü belirterek, "Yüreğimiz burkulmuştu. Ancak bu kadar hüzünlü duygu yoğunluğunun içinde mutluluğumuz yok değildi. Ailelerin çocuklarına oyuncak dikmiştik. Çocuklara oyuncakları verdiğimizde gözlerindeki mutlulukları anlatamam. Öyle sıkı sıkı sarıldılar ki oyuncaklara. Sanki ellerinden birileri alıverecek gibi sarılıyorlardı" diye konuştu.
Projeye katkı sunan Ümran Çavuş, Damla Kasabalı, Aleyna Urla, Sema Burak, Münevver Karakaya ve Leyda Baydar adlı öğrenciler de proje içinde yer aldıklarından dolayı mutlu olduklarını belirterek, "çocukların mutluluk içinde 'evimiz çok güzel oldu' cümlesi bize tüm yorgunluğumuzu unuturdu" diye konuştular.
"Hiçbir şeyleri yoktu"
Projeye öğretmenler de katkı sundu.
Grafik-Fotoğraf Alanı öğretmenlerinden Nurten Yalçın, kendi öğrencilerinin de sosyo-ekonomik durumlarının iyi olmamasına rağmen yardım için verdikleri çaba karşısında onlarla gurur duyduğunu, birlikte bir şeyler yapmanın ve paylaşmanın önemine vurgu yaptı.
Gittikleri evlerde yoksul olmanın ne kadar zor olduğuna tanık olduğunu da söyleyen Yalçın, şunları ifade etti:
"Gittiğimiz evlerde neredeyse hiçbir şey yoktu. Baba işsizdi. Anneye 'neyin eksik?' diye sorduğumuzda, eliyle evin içini göstererek 'neyim var ki!' dedi."
Öğretmenlerden Merve Küçük de gittikleri evlerin yokluk içinde olduğunu belirterek, "Betonun soğuğunu örtecek ne bir halı, yemek yapılacak ne bir ocak, ne de oturulacak bir sandalye dahi vardı. Hiçbir şey yoktu evde" diye konuştu.
Öğrencileriyle birlikte ellerinden geldiğince yoklukları silmeye çalıştıklarını ifade eden Küçük, "Biraz da olsa bir şeyleri yoluna koyabildiysek ne mutlu bize" dedi.
"Hayatlara dokunmak"
Çocuk Gelişimi Alanı öğretmenlerinden Yeliz Arpacı ise hayatta öğrenci ve öğretmenlerin en büyük görevlerinin insanların hayatına dokunmak olduğunu belirterek şunları ifade etti:
"Hayatlara dokunmak ne demek? Bir insanın ömrü boyunca unutmayacağı ve ne zaman hatırlasa hürmetle yâd edeceği bir dokunuş demek. İşte biz aslında bunu amaçladık. Daha yeni yeni hayatın içine giren gençlerimize, hayatta sosyal medyanın, gülmenin, eğlenmenin yanında insanı mutlu eden başka olguların varlığından haberdar etmek istedik."
Arpacı, kendisini en çok etkileyen şeyin ise, "sadece projeye katılan öğrencilerin değil, bütün sınıfın canla başla bu projeye omuz vermesi" olduğunu söyledi.