Türkiye Bursları dünyada yeni bir model oldu
Türkiye’de öğrenim gören uluslararası öğrenci sayısı 379 bini aşarken, Türkiye Bursları Programı da 2026 yılında yaklaşık 200 bin başvuruyla kendi rekorunu kırdı. Başvurudan mezuniyet sonrasına kadar öğrencileri destekleyen model, artık yalnızca bir burs programı değil, Türkiye’nin eğitim diplomasisinin en önemli araçlarından biri olarak görülüyor
Son yıllarda yükseköğretimde önemli bir dönüşüm yaşayan Türkiye, yalnızca üniversite sayısını ve akademik kapasitesini artırmakla kalmadı, uluslararası öğrenciler için de güçlü bir çekim merkezi haline geldi. Bugün Türkiye'de 379 binden fazla uluslararası öğrenci eğitim görüyor. Bu yükselişte Türkiye Bursları Programı da önemli rol oynuyor. Her yıl binlerce başarılı öğrenciyi Türkiye'deki üniversitelerle buluşturan program 2026 yılında yaklaşık 200 bin başvuru alarak kendi rekorunu kırdı. Başvurudan mezuniyet sonrasına kadar öğrencileri destekleyen model, artık yalnızca bir burs programı değil, Türkiye'nin eğitim diplomasisinin en önemli araçlarından biri olarak görülüyor. Yurt Dışı Türkler ve Akraba Topluluklar (YTB) Başkanı Abdulhadi Turus, Türkiye Bursları'nın insana yatırım yapan özgün yaklaşımıyla dünyada farklı bir konuma ulaştığını belirterek, "Biz yalnızca öğrencilerin eğitimine destek olmuyoruz. Türkiye ile ülkeleri arasında uzun yıllar sürecek dostluk köprüleri kuruyoruz" dedi. Turus, önümüzdeki dönemde "mezun diplomasisi" modeliyle bu bağı daha da güçlendirmeyi hedeflediklerini söyledi. Turus, Türkiye Bursları'yla iligili merak edilen soruları şöyle yanıtladı:
-Türkiye Bursları'nı dünyadaki diğeruluslararası burs programlarındanayıran en önemli özellik nedir?
Günümüzde uluslararası öğrenci hareketliliği yalnızca eğitim alanıyla sınırlı değil; ülkelerin ekonomik, bilimsel ve diplomatik ilişkilerini de şekillendiriyor. Türkiye Bursları'nı farklı kılan en önemli özellik ise insanı sadece küresel iş gücünün bir parçası olarak değil, kendi ülkesinin geleceğine yön verecek bir değer olarak görmesidir. Türkiye'ye gelen öğrenciler üniversite eğitiminin yanında Türkçe öğreniyor, şehirlerimizi tanıyor, kurumlarımızla ve toplumumuzla güçlü bağlar kuruyor. Böylece Türkiye'yi uzaktan oluşan algılarla değil, bizzat yaşayarak tanıyorlar. Mezun olduklarında ise ülkeleriyle Türkiye arasında doğal bir dostluk ve iş birliği köprüsü oluşturuyorlar.

-Türkiye bugün 379 bini aşkın uluslararasıöğrenciye ev sahipliği yapıyor.Bu başarının arkasında hangi dinamiklervar?
Bu rakam yalnızca sayısal bir artışı değil, Türkiye'nin yükseköğretimde ulaştığı seviyeyi gösteriyor. Son 20 yılda üniversitelerimizin akademik altyapısı güçlendi, araştırma imkanları arttı ve yükseköğretim ülke geneline yayıldı. Bunun yanında Türkiye, güvenli ve kapsayıcı yaşam ortamı, kültürel zenginliği ve stratejik konumuyla öğrenciler için cazip bir ülke haline geldi. Türkiye Bursları da bu ekosistemin en önemli parçalarından biri. Her yıl yaklaşık 5 bin öğrenci burslandırılıyor, halen yaklaşık 15 bin bursiyer eğitimine devam ediyor. Öğrencileri sadece üniversiteye yerleştirmiyor Türkçe eğitiminden sosyal ve kültürel faaliyetlere, akademik rehberlikten kariyer gelişimine kadar her aşamada destekliyoruz. Türkiye'nin eğitimde cazibe merkezi haline gelmesi de bu bütüncül yaklaşımın bir sonucu.
-Türkiye Bursları bu yıl yaklaşık200 bin başvuruyla kendi rekorunukırdı. Bu ilgi Türkiye adına ne ifadeediyor?
Bu tablo, Türkiye Bursları'nın artık dünyanın en fazla ilgi gören burs programlarından biri olduğunu gösteriyor. Yaklaşık 200 bin başvuru, yalnızca programın bilinirliğini değil, Türkiye'nin akademik kapasitesine ve geleceğine duyulan güveni de ortaya koyuyor. Bizim hedefimiz sadece daha fazla başvuru almak değil; doğru öğrencileri seçmek, onların akademik başarılarını desteklemek ve mezun olduktan sonra da Türkiye ile bağlarını sürdürmelerini sağlamak.
TÜRKİYE'NİN GÖNÜL ELÇİLERİ
-Uluslararası öğrencilerin oluşturduğu mezun ağı, Türkiye'nin kamu diplomasisine nasıl katkı sağlıyor?
Uluslararası öğrenci hareketliliğinin elbette önemli bir ekonomik boyutu var. Ancak bizim açımızdan asıl değer, öğrencilerin mezun olduktan sonra oluşturduğu insani ve kurumsal bağlarda ortaya çıkıyor. Türkiye'de eğitim alan gençler daha sonra kamu yönetiminde, akademide, özel sektörde, sağlık alanında ya da medyada önemli görevler üstleniyor. Türkiye'yi yakından tanıyan, Türkçe bilen ve ülkemizde yaşamış bu insanlar, iki ülke arasındaki ilişkilerin doğal temsilcileri haline geliyor.
-Son dönemde sıkça vurguladığınız "mezun diplomasisi" kavramı tam olarak ne ifade ediyor?
Bizim anlayışımıza göre mezuniyet, öğrencinin Türkiye ile ilişkisinin sona erdiği değil, yeni bir dönemin başladığı noktadır. Üniversite yıllarında kurulan dostlukların zamanla akademik, ekonomik ve kurumsal ortaklıklara dönüşmesini hedefliyoruz. Mezun diplomasisi de tam olarak bu anlayış üzerine kurulu. Önümüzdeki dönemde mezun ağımızı ülkeler, uzmanlık alanları ve meslek gruplarına göre daha güçlü şekilde yapılandıracağız. Hangi mezunumuzun hangi sektörde çalıştığını, hangi alanda uzmanlaştığını ve Türkiye ile hangi konularda iş birliği yapabileceğini daha yakından takip edeceğiz. Böylece dünyanın farklı ülkelerindeki mezunlarımız birbirleriyle ve Türkiye'deki kurumlarla daha etkin şekilde buluşabilecek.
-Yeni dönemde öncelikleriniz neler olacak?
Türkiye Mezunları derneklerini sadece kültürel etkinlikler düzenleyen yapılar olmaktan çıkarıp ticaret, akademi, teknoloji, girişimcilik ve mesleki dayanışmanın merkezleri haline getirmek istiyoruz. Türk iş dünyasıyla mezunlarımız arasında doğrudan bağlantılar kurulmasını önemsiyoruz. Üniversitelerimizin uluslararası araştırma ortaklıklarında da mezunlarımızın daha aktif rol almasını hedefliyoruz. -Kariyer destekleri, staj programları, ortak araştırmalar, girişimcilik platformları ve sektörel buluşmalar önümüzdeki dönemin önemli başlıkları olacak. Amacımız, Türkiye'de eğitim alan gençlerin ülkelerine katkı sunarken Türkiye ile bağlarını da canlı tutmaları. Çünkü Türkiye'de kurulan her nitelikli ilişki, gelecekte bilimsel iş birliğine, ekonomik ortaklıklara ve güçlü diplomatik ilişkilere dönüşüyor. -Cumhurbaşkanımızın ortaya koyduğu Türkiye Yüzyılı vizyonu; bilgi üreten, ortaklıklar geliştiren ve dünyayla daha güçlü ilişkiler kuran bir Türkiye hedefini içeriyor. Biz de Türkiye mezunlarının bu vizyonun en önemli paydaşları olacağına inanıyoruz. Önümüzdeki dönemde mezunlarımızın yalnızca geçmişin başarı hikâyeleriyle değil, geleceğin bilimsel, ekonomik ve diplomatik iş birliklerinde üstlendikleri aktif rollerle anılmasını istiyoruz.