Ağa-maraba hikayesi! CHP ile İYİ Parti’nin Ankara pazarlığı - Mahmut Övür yazdı
CHP Genel Başkanı Özgür Özel ile İyi Parti Genel Başkanı Meral Akşener, dün bir araya geldi. Daha önce partisinin yerel seçimlere tek başına gireceğini açıklayan Meral Akşener, "kumar masası" diyerek ayrıldığı 6'lı masaya tekrar yeşil ışık yaktı ve CHP'nin ilettiği yerel seçimde işbirliği teklifinin pazartesi günü Genel İdare Kurulu'nda ele alınacağını söyledi. SABAH Gazetesi yazarı Mahmut Övür, bugün kaleme aldığı köşe yazısında Akşener-Özel görüşmesini değerlendirdi. İşte o yazı...
ÖNCEKİ RESİMLER İÇİN TIKLAYINIZ
"Bizim 'iki siyasi parti olarak hiç değilse bazı yerlerde birlikte işbirliği yapabilir miyiz?' sorusunu, Genel İdare Kurulu'na tekrar götüreceğiz."
İyi de o zaman aylardır sabah akşam "Yerel seçimlere hür ve müstakil gireceğiz" demenin anlamı neydi? Meydan okurcasına, "CHP'nin yancısı olmayacağız" diye bas bas bağırmanın, yeri göğü inletmenin manası neydi? Zaten bu seçimlerde ittifakı anlamlı kılan tek ve kritik il İstanbul'du. İmamoğlu için de bu karar yeter ve artar.
O zaman "81 ilde adayımızı çıkartacağız" dedikten sonra tekrar Genel İdare Kurulu'na soracağız demek nasıl bir siyaset ve neye işaret?
Anlaşılan GİK "evet" derse iş bitecek.
Yine kös kös dönüp HEDEP'le el ele vererek, "çark etti" diye suçladığı İmamoğlu ile "çak" yapacak. Ya da elini kaldırıp "Yüzünde Rabbi yessir gördüm", artık "Bir oy İmamoğlu'na, bir oy Yavaş'a verin" diyecek.
Sonra da seçim geçesi o meşhur komedi ikilisi sahne alıp o rezil, "Aramızda kalsın, kazanıyoruz" nakaratını tekrarlayacak.
Siyaset bu kadar pespaye hâle düşürülmemeli.
İşin en vahim tarafı, İyi Parti'de yaşananların ağa-maraba hikâyesini hatırlatması. Yolsuzluk ve taciz suçlamaları bir yana CHP ile ittifak ya da işbirliği kararı tekrar GİK'e sorulacaksa, neden onca insan İyi Parti'den istifa etti?
Daha işin başında, CHP'yle pazarlık da yapılabilir, hatta kızıştırabilirdi de. Ama en azından siyaset bu kadar ucuzlatılmazdı.
Bütün bu olanları normal bir siyaset aklıyla açıklamak mümkün değil. Eğer gerçekten Akşener tekrar çark eder, yeni adayla "işbirliği"ne razı olursa bu kez 6 Mart'ta masaya dönüşünden çok daha vahim bir durum var demektir.
Bu yüzden gelinen nokta, sadece el yükseltme ve pazarlıkla açıklanamaz. Kulislerde öyle bir "pazarlık"tan da söz ediliyor.
Denilen o ki, Akşener'e Mansur Yavaş'ın İyi Parti'den Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı olması teklif edilmiş. Daha önce de yazdım, "İstanbul CHP'nin, Ankara da İyi Parti'nin olsun" pazarlığı vardı ve olabilirdi de. Bunu CHP taşıyabilir mi bilemem ama onların da eli mahkûm. Sadece İmamoğlu da değil, arkasındaki ulusal ve küresel güçler de bu ittifakın olmasında ısrarcı. Kaybetme korkusu hepsini sarmış durumda. Kulislerde bunun önüne geçmek için şeytanla işbirliği ve tehdit dâhil her şey yapılabilirmiş.