CHP’de paranın gücü mü kazanacak yoksa mutlak butlan mı?
Cumhuriyet Halk Partisi'ni kurultayda delegeyi satın alarak ele geçiren Özgür Özel ve yolsuzluktan tutuklu Ekrem İmamoğlu tayfası mahkemenin verebileceği olası bir "mutlak butlan" kararına karşı büyük bir endişe yaşıyor. SABAH Gazetesi yazarı Mahmut Övür, gelecekte CHP içinde yaşanabilecek bir tehlikeye dikkat çekti. Övür konuyla ilgili olarak; "Bir partiyi siyaset üreterek değil, para gücüyle ele geçirmek "mutlak butlan" kararından daha mı az tehlikeli? Yarın ağzı biraz laf yapan bir mafya babası, Kolombiya'daki Escobar gibi parayı bastırıp bir parti kongresini ele geçirirse ne diyeceğiz?" dedi.
Aylardır öyle bir noktaya sıkıştırıldık ki, hukukta yeri olan "mutlak butlan"dan söz etmek neredeyse ülkeye ihanetle eşdeğer tutulacak.
En masum itham bile, "mutlak butlan çıkarsa piyasalar altüst olur"la başlıyor, "siyasete yargı müdahalesinin önü açılır" sözüyle bitiyor. Batıcısı, solcusu, endişeli muhafazakârı fark etmiyor, yargının vereceği karara karşı toplumun üzerine onlarca gerekçe boca ediliyor.
Sanki hırsızın hiç suçu yokmuş gibi her şey yargının "mutlak butlan" kararına bağlanıyor.
Daha vahimi de bir kısım siyasetçi ve medya mensubunun, "iç cephe zayıflar" gibi büyük analizlerle yargıyı etkilemeye çalışmaları...
Yargının iradesi yokmuş ya da önündeki dosyaya uygun karar veremezmiş gibi bir hava oluşturuluyor. Bir yargıç dosyaya göre mi karar verecek yoksa siyasette yol açacağı sonuçlara göre mi?
Yargı bağımsızlığından söz edip sonra da "şöyle karar verirse" diye tehdit dili kullanmaktan daha tuhaf ne olabilir?
Oysa ortada bir partiyi parti yapan delege iradesinin sakatlandığı gibi bir iddia var. Bu kanıtlanırsa sonucu ne olursa olsun, yargı gereğini yapmalı ve yapar da. Tersi de doğrudur.
Eğer gerçekten ortada siyasetçinin iradesinin parayla satın alınması gibi bir durum varsa, bu her şeyden daha vahimdir.
Bir kongre veya bir kurultay düşünün, bir siyasetçi ekibi (Bunu yapan mafya ya da istihbarat örgütü de olabilir) elindeki kamu kaynaklarıyla veya kara parayla o kongreyi satın alıyorsa buna göz mü yumulacak?
CHP'ye ilişkin iddia tam da böyle. Aslında her partide delege önemlidir ama CHP'de delege olmak başlı başına bir "statü"dür... Kongre ve kurultaylar zamanı delegelerin kendilerini "çok önemli" hissettiği dönemdir. Geçmişte istisna olarak bazı delegelerin parasal ilişkilere girdiği de söylenebilir. Ama özellikle İBB'de güçlenen ve "CHP'ye paralel" bir ekip kuran Ekrem İmamoğlu'nun etkin olduğu son dönemde, delege-parti ilişkisi bambaşka bir boyut kazandı. İBB eksenli "İmamoğlu Suç Örgütü" iddianamesi de bunun üzerine kurulu.
MAHMUT ÖVÜR