Veysel Eroğlu’ndan CHP’ye eleştiri: Su krizinin altında beceriksizlik yatıyor
İstanbul'da 90'lı yılların en büyük sorunları arasında yer alan su krizi Başkan Recep Tayyip Erdoğan'ın belediye başkanlığı döneminde çözüldü. O dönem İSKİ Genel Müdürü olarak görev yapan eski Orman ve Su İşleri Bakanı Veysel Eroğlu, SABAH'a yaptığı açıklamada, vatandaşı yeniden tanker kuyruklarına ve bidonlara mahkum eden CHP'li belediyelere sert tepki gösterdi. Ankara'nın susuz kalmasının tamamen yönetim hatası olduğunu belirten Eroğlu, "Heykel ve saçma kuleler yerine Ankara'nın altyapısının tamamlanması elzemdir" dedi. İmamoğlu'nun İstanbul'a bir litre su getirmediğini söyleyen Eroğlu, "7 tane derenin suyunu Erdoğan getirdi. Ve bu bir destandır. İmamoğlu bir çivi bile çakmadı." dedi.
Başkan Erdoğan'ın İBB başkanlığı döneminde İSKİ Genel Müdürü olarak görev yapan eski Orman ve Su İşleri Bakanı Veysel Eroğlu, megakentin su sorununu nasıl çözdüklerini SABAH'a anlattı.
İstanbul'da 90'lı yılların en büyük sorunu su sorunu Cumhurbaşkanımızın belediye başkanlığı döneminde çözüldü. Siz de o dönem İSKİ Genel Müdürü'ydünüz. Bu sorunu çözmek için neler yaptığınızı anlatır mısınız?
Sayın Cumhurbaşkanımız, 27 Mart 1994 seçimlerinde belediye başkan adayıydı. O sırada biz de Sayın Cumhurbaşkanımızla birlikte seçim için hazırlık yapıyorduk. İstanbul'un ne gibi problemleri var? Aşağı yukarı ben de dahil olmak üzere İstanbul Teknik Üniversitesi, Yıldız Teknik hocalar grubu olarak biz de Sayın Cumhurbaşkanımıza su meselesi nasıl çözülür, nasıl hallolur, çöp dağları nasıl kalkar, hava kirliliği nasıl giderilir, Haliç nasıl temizlenir gibi hususları yani bunların hepsini anlatmıştık. Hatta o sırada belediye başkan adayları vardı, bir programda hepsine sordu sunucu, tam Cumhurbaşkanımıza sıra geldiği zaman, "İstanbul'un en büyük problemi su" dedi. Cumhurbaşkanımıza, "Başkan seçilirseniz siz bu meseleyi nasıl çözeceksiniz?" diye sorunca, bizim daha önceden kendisine hazırladığımız çok güzel bir tablo vardı, onu çıkardı ve gösterdi.
Ve neticede herkes dedi ki "Ya Tayyip Bey hazır, kendisine güveniyor". O da dedi ki "Biz çözeriz, biz hazırız" dedi. Evet. Neticede gümbür gümbür seçimi kazandı. Tabii kazanınca ben Teknik Üniversite'de o zaman profesördüm ve bir anabilim dalı başkanıydım. Seçildikten birkaç gün sonra beni aradı. "Veysel Hocam neredesin, niye gelmedin?" dedi. Ben de "Sayın başkanım size gelen giden çoktur. Bir de ben meşgul etmeyeyim diye gelmedim. Ben şu an üniversitede çalışıyorum. Yani devlet memuruyuz" dedim. "Yok yok" dedi, "acele gel". dedi. Neticede ben bir şey var herhalde diye aceleyle gittim. Bana "İSKİ'ye ne zaman başlıyorsun?" diye sordu. Şaşırdım, hiç böyle bir teklif beklemiyordum. Düşündüm ya İSKİ'ye gelmek çok zor bir şey. Çünkü İSKİ iflas etmiş. Üretemiyor, su veremiyor. O dönemde iflas etmiş durumdaydı. Skandallarla anılır olmuştu. Ergin Göknel olayı... Cumhurbaşkanımıza "Sayın başkanım ben bir yıllığına gelir, su meselesini çözer, üniversitede çalışmalarıma dönerim" dedim. İstanbul'da 80 yıldır su kesintisi var, ben bir yılda bu sorunu çözeceğime inanıyordum. 5 Mayıs 1994 günü İSKİ'de göreve başladım. İstanbul'un başta içme suyu meselesi olmak üzere, atık suların arıtılması, Haliç'in temizlenmesi, çevre problemlerinin giderilmesi için kolları sıvadık ve çalışmalarımıza başladık. Önce baktım ki İstanbul'da % 65 oranında su kaybı var. Su yok ama olan su dağıtım şebekesinde kayboluyor. Çünkü şebeke, sistem çökmüş, elek olmuş. İçme suyu dağıtan borular var, onlar elek gibi olmuş. Neticede ben şu anda bir baraj yapamam, dolayısıyla ne yapayım? Kaybı azaltayım. Osmanlı döneminden kalmış borular. Hiç kimse de değiştirmemiş. Dolayısıyla önce bu eski boruları değiştirdik.
TEMEL ATMA HİKÂYESİ
Size ilginç bir şey de anlatmak isterim. Cumhurbaşkanımıza, 'Sayın Başbakanım, SHP '7 Dereden 7 Tepeye Su' diye yazdı. Ama bir barajın bile daha yüzde beşini bile bitirmemişler. Baraj inşaatı halen temel safhasında. Biz burada yeniden temel atalım dedim. Kendisi de bana 'Basın gelmez' dedi. O zamanki durumu biliyorsunuz. Basın hep menfi. Ben dedim ki 'Valimizi çağıralım. Çünkü Sayın Başkanım, bunlar iki gün sonra biz yaptık derler'. 'Tamam ama vali de gelmeyebilir' dedi. Rahmetli Hayri Kozakçıoğlu ile dostluğum vardı ve ben bizzat arayarak kendisini davet ettim. Vali de geldi ve Düzdere barajının temelini attık. Hayri Kozakçıoğlu, Recep Tayyip Erdoğan ve ben. İlk barajda 21 Temmuz 1994 tarihinde temel atıp 7 adet Istranca Barajı'nı bitirip sularını İstanbula akıttık. Baraj havzalarını koruduk.
KASAYA SAHİP ÇIKTIK
İçme suyu tasfiye tesislerindeki bakımsızlık sebebiyle bu tesislere giren su, tesis çıkışında daha da kirleniyordu. Dolayısıyla onların hepsini çok kısa zamanda düzene soktuk. İSKİ'nin kasasına sahip çıktık. Aboneleri, müşteri olarak gördük. Herkesi kucakladık. Neticede İstanbul da bize inandı. Birinci adımda bunu yaptık. İkinci adımda Ömerli Barajı'nda su vardı ama boru hatları eski olduğu için yeteri kadar suyu getiremiyordu. Dolayısıyla oraya devleti beklemeden müdahale ettik. Bazıları şimdi DSİ'yi suçluyor, Ankara'da. Ama biz o yıllarda belediye olarak kendimiz yapmıştık.
ÖMERLİ'DEN SU GETİRDİK
İlk defa Türkiye'de İSKİ Genel Müdürlüğü olarak içinden otomobili geçen 2 metre 20 santim çapındaki boruyla biz Ömerli'den Çamlıca'ya su getirdik. Ayrıca özellikle Ömerli'den Pendik tarafına oradan da bir hat çektik. Dolayısıyla Ömerli suyunu getirerek su kesintilerini kaldırdık. Ömerli Barajı suyunu dev borularla getirdik. Ve 8 ayda bunları yaptık. Söz verdiğim gibi bir yıl içinde İstanbul'un su sorununu çözmüş olduk.
Başkan Erdoğan, Başbakanlığı döneminde, Melen'den gelen suyun Avrupa yakasına aktarılmasını sağlayan Boğaz Geçiş Tüneli'nde incelemelerde bulunmuştu.
TUBA KALÇIK