Gül, STK'larla buluştu

Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, son terör olaylarını değerlendirmek amacıyla çeşitli sivil toplum kuruluşları (STK) temsilcileriyle İstanbul'da bir araya geldi.

Tarabya'daki Huber Köşkü'nde basına kapalı yapılan görüşme, yaklaşık 2,5 saat sürdü.

DİSK

DİSK Genel Başkanı Süleyman Çelebi, Cumhurbaşkanı Abdullah Gül'ün sivil toplum kuruluşu temsilcileriyle yaptığı görüşmeye ilişkin, ''Bütün bu örgütler aslında bir çağrı yapıyor; silahların konuştuğu bir ortamda barış olmaz. Barış isteyenler ilk önce silahı bırakmalılar'' dedi. Çelebi, Tarabya'daki Huber Köşkü'nde gerçekleşen görüşmenin ardından gazetecilerin sorularını yanıtladı.

Herkesin ayrı ekonomik paket talebi, onunla birlikte demokratikleşme talebi olduğunu belirten Çelebi, ''Bütün bu örgütler aslında bir çağrı yapıyor; silahların konuştuğu bir ortamda barış olmaz. Barış isteyenler ilk önce silahı bırakmalılar. Silah tehdidi altında barış veya demokratikleşme olmaz. Bu konudaki zeminimizin çok net olduğunu söyleyebiliriz. Ama diğer örgütler, biraz önce ifade edildiği gibi ayrı ayrı taleplerini, dosyalarını, bütün bilgilerini verdiler. Onlar ayrı ayrı paylaşacaklardır'' diye konuştu.
Süleyman Çelebi, bugüne kadar Cumhurbaşkanı Gül'ün her yerde ifade ettiği iradenin dışında yeni bir yaklaşım, kamuoyunun bilmediği, gizlilik taşıyan yeni bir şey olmadığını kaydetti.

Bir gazetecinin, ''İçeride, 'sorun şiddetle çözülemez' denilmiş. Yani askeri operasyonla çözülemez mi?'' şeklindeki sorusu üzerine Çelebi, ''Burada büyük bir mutabakat öyle. Hiçbir şekilde askeri mutabakat demeyelim de olağanüstü hal ve yöntemler yerine daha anlaşılır, daha halkla kucaklaşacak demokratikleşme paketi açılmalı. Ama bunun ilk yolu, ilk adımı, biz de öyle görüyoruz, silahların konuştuğu bir ortamda bu tip yaklaşımlar, bu tip demokratikleşme adımlarının asla olmayacağıdır, bunu söyledik'' dedi.

Çelebi, başka bir soruyu yanıtlarken, her örgütün talebinin farklı olduğunu vurgulayarak, ''Bu konuda ana muhalefet partisi lideri Sayın Kılıçdaroğlu'nun geldiği noktada, kanın kanla yıkanmayacağına ilişkin değerlendirmesinden tutun da diğer konulara kadar örgütlerin farklı açılımları var. Bu açılımların hepsini ayrı ayrı ele almak lazım. 'Ortak irade budur' deme hakkına ben sahip değilim'' diye konuştu.
Görüşmenin tatmin edici olup olmadığı sorulan Çelebi, görüşmenin yararlı olduğunu ifade ederek, kendilerinin de daha önce bölgede yaşanan sorunları Cumhurbaşkanı ile paylaşmaya yönelik taleplerinin olduğunu anımsattı.

Çelebi, bütün örgütlerin bir araya gelerek herkesin görüşünün alınmış olmasının önemine işaret etti.
Görüşmede sınır ötesi operasyon konusunun gündeme gelip gelmediğinin sorulması üzerine Çelebi, gülümseyerek, ''Hayır, bizim askeri alanları konuşmaya hakkımız yok'' yanıtını verdi.

Çelebi, Cumhurbaşkanı Gül'ün sivil toplum kuruluşlarından beklentisi olup olmadığına yönelik bir soruya karşılık, ''Cumhurbaşkanı görüş alışverişinde bulundu. Bunu daha da geliştirecek. Siyasi partilerle, iktidarla hangi görüşmeleri yapacak, o Cumhurbaşkanımızın takdiridir. Ama bizim görüşlerimizi çok net ifade etme fırsatımız oldu'' dedi.

TÜRK-İŞ


Cumhurbaşkanı Abdullah Gül'ün sivil toplum kuruluşu temsilcileriyle yaptığı görüşmeye katılan Türk-İş Genel Başkanı Mustafa Kumlu, siyasi partilerin uzlaşarak teröre karşı ortak bir tutum belirlemesi gerektiğini ifade etti.

Alınan bilgiye göre, Kumlu, görüşmede Türkiye'nin yıllardan beri kimi zaman atak yapan, kimi zaman ise uğradığı bozgun nedeniyle dinlenme, güç toplama evresi içine giren bir terör tehdidi ile karşı karşıya olduğunu belirtti.

Teröristlerin 1 Haziran tarihi itibariyle yeni bir saldırı safhası başlattığına işaret eden Kumlu, ''Bir araya getirip saysanız, belki de 300 kişiyi geçmeyecek olan bu eli silahlı grup yaptığı propaganda ile yıllar içinde bölge insanını da etkiler hale gelmiştir. Hepimizin gördüğü ve bildiği gibi Doğu ve Güneydoğu Anadolumuzun kimi il ve ilçeleri, küçücük bir kıvılcımla binlerce insanın katıldığı büyük gösterilere sahne olabilmekte, ellerinde taşlarla onlarca çocuk sokaklarda güvenlik güçlerimize karşı gösteri yapabilmektedir'' dedi.

Türkiye'nin güneydoğusunda karşılaştığı sorunların herkes tarafından kabul edilen bir çok boyutu bulunduğunu ifade eden Kumlu, ''ekonomik ve toplumsal geri kalmışlık'', ''bölgesel eşitsizlikler'' ile ''eşit ve özgür yurttaş olmanın maddi ve manevi temellerinin yetersizliği'' gibi hususların dikkat çektiğini kaydetti. Kumlu, görüşmede şu görüşleri aktardı:

''Türkiye, terörle mücadele ederken bu sorunlarla da mücadele etmeyi ulusal bir strateji haline getirmeli, bölge insanının iş, aş, eğitim, sağlık sorunlarını çözmek için her türlü adımı atmalıdır. Türkiye'nin demokratikleşme yönünde atacağı her adım, bölge insanının da daha demokratik koşullarda yaşamasını beraberinde getirecek, sorunların çözümü doğrultusunda sarf edilen her çaba, terör örgütünün Kürt vatandaşlarımızdan tecrit olmasının zeminini yaratacaktır. Daha çok demokrasi terörü yalnızlaştıracak bir imkandır ve bu imkan kullanılmalıdır.

Ancak bölge insanının yaşadığı ekonomik ve sosyal sorunlar, terör örgütünün kullandığı şiddet biçimlerini asla haklı kılamaz. Aksine, terör örgütünün insan canına kasteden planlı şiddeti, sorunların demokrasi platformunda çözümlenmesini zorlaştırıcı bir yan içermektedir. Terör örgütünün planlı şiddeti, 'operasyonlar dursun' yaklaşımlarını da boşta bırakmaktadır. Çünkü 'operasyonlar dursun' söyleminden önce terör örgütünün uyguladığı şiddete 'dur' deme zorunluluğu vardır.''

Türkiye'nin terörün sadece bir iç mesele olmadığını, kirli hesaplarla uluslar arası politikanın bir aracı haline getirildiğini görmek durumunda olduğu görüşünü de aktaran Kumlu, terör karşısındaki tavrın bütün siyasi partileri ortak bir zeminde bir araya getirmesi gerektiğini, birlik duygusu ve dayanışmanın terör ile terörün uluslararası destekçileri karşısında Türkiye'nin gücünü artıracağını ifade etti. Kumlu, şunları kaydetti:

''Siyasi partilerimizin ülkemizdeki terör temelinde ayrışmasının ve birbirlerine ağır suçlamalar yöneltmesinin terörün bertaraf edilmesine negatif etkisi bulunmaktadır. Teröre karşı daha etkin önlemlerin alınması nasıl elzemse, Türkiye'nin terör karşısındaki tavrını ortaklaştırabilmesi de o kadar elzemdir. Bunun sağlanmasında en büyük görev hiç kuşkusuz TBMM'ye düşmektedir. TBMM'de en çok sandalyeye sahip olan AK Parti, terörle mücadelenin biçimleri ile bölgede yaşanan çok boyutlu sorunun çözümünde görüş birliğinin oluşturulması için uygun bir zemin yaratmalı, iktidar ve muhalefet, TBMM çatısı altında teröre karşı ortak bir eylem planında buluşmalıdır. TBMM'nin ortak görüşünü yansıtan bu plan etnik kimliği ne olursa olsun Türkiye'de yaşayan herkesin desteğini de alacaktır.''

Kumlu, terörle mücadelede güvenlik güçlerini zaaf içerisinde gösterecek tüm yaklaşımlardan uzaklaşılması gerektiğini belirterek, ''Acemiliği biten askerlerin hemen terör bölgesine gönderilmeleri ya da sınır karakollarının durumu her terör saldırısından sonra tartışma konusu yapılmakta, saldırıların engellenememesi, istihbarat endişelerini beraberinde getirmektedir'' dedi.Kumlu, sivil toplum, medya ve devlet arasında terör karşısında ortak bir tutumun geliştirilmesinin de önem taşıdığını belirtti.

HAK-İŞ'İN RAPORU


Hak-İş tarafından Cumhurbaşkanı Gül'e sunulan raporda da ''Kürt sorununun sadece bir terör meselesi olarak görülmesi, sadece asayiş tedbirleriyle ele alınması, bu yöndeki politikalar, bugün gelinen noktadan önemli ölçüde sorumludur'' denildi. Sorunun Türkiye ile sınırlı kalmadığının belirtildiği raporda, ''Orta Doğu'nun jeopolitik konumu ve bu topraklarda çıkarı olan ülke veya grupların çıkar çatışmalarından ayrı düşünülmemesi gereken bir sorun yumağı ile karşı karşıyayız. Bu noktada terör ve geri kalmışlık sorunun nedeni değil, olsa olsa sonucudur'' ifadesine yer verildi. Raporda şu görüşler dile getirildi:
''Devlete egemen politikalar, bugüne kadar genelde bütün bölgelerimize ve bu bölgelerdeki insanlarımıza ama özelde Doğu ve Güneydoğu Anadolu Bölgemize ve burada yaşayan insanımıza hep potansiyel suçlu olarak yaklaşmış ve şüpheyle bakmıştır. İnsanımızı ve onun ne istediğini, ihtiyaçlarının ne olduğunu sormamış, onlar için neyin doğru olduğu ve neyin gerekli olduğuna hep kendisi karar vermiştir. Kalkınma yarışında gereken hamleleri yapabilmek için, Türkiye'nin bir takım milli, kültürel, yerel ve manevi değerlere bünyesinde yer verebilmesi gerekmektedir.''

Bölgenin ekonomik kalkınmasında en stratejik unsur olan tarım ve hayvancılığın yeni baştan ele alınarak ülke ve bölge gerçeklerine uygun olarak üretilecek politika ile projeler ışığında yürütülmesi için tüm imkanların seferber edilmesi gerektiği belirtilen raporda şunlara değinildi:

''Son dönemdeki bir takım terör olaylarının çözümü noktasındaki tartışmalar da temel hak ve özgürlükler alanında Türkiye'nin elde ettiği önemli bir takım kazanımların, terörle mücadele ve güvenlik gerekçeleriyle yok edilmesi gibi bir noktaya gelinmesi istenmiştir. Bu çıkışı kabul etmek mümkün değildir.

Türkiye Demokratik açılımları ısrarlı ve kararlı bir biçimde sürdürmelidir. Kültürel ve sosyal aktiviteleri sürdürmek amacıyla yapılan örgütlenmelere şüphe ve ön yargı ile bakılmaması gerekir. Birey-devlet, toplum-siyaset arasındaki güven sorununu giderecek, bölge insanının hem devletine güvenmesini, hem de geleceğe güvenle bakmasını sağlayacak yeni reformlara, yaklaşımlara ve yeni bir dile ihtiyaç vardır.''
Raporda, terör saldırılarının artması üzerine çeşitli kesimler tarafından olağanüstü hal (OHAL) ilan edilmesi isteğinin gündeme getirildiği belirtilerek, ''OHAL, karanlık bir dönemdir, asla kabul edilemez. OHAL'i kabul etmek demek terör örgütünün ekmeğine yağ sürmek anlamına gelir'' denildi.

TESK

Türkiye Esnaf ve Sanatkarları Konfederasyonu (TESK) Başkanı Bendevi Palandöken, Cumhurbaşkanı Abdullah Gül'e terörle mücadele konusunda görüşlerini aktarırken, bölgeye özgü, özel bir teşvik sistemi geliştirilmesi ve kamu yatırımlarının artırılması gerektiğini kaydetti.

TESK, Palandöken'in, Cumhurbaşkanı Abdullah Gül'ün çeşitli sivil toplum kuruluşları (STK) temsilcileriyle son dönemdeki terör olaylarını değerlendirmek üzere düzenlediği toplantıda dile getirdiği görüş ve öneriler hakkında açıklama yaptı.

Açıklamaya göre, Palandöken esnaf ve sanatkar kesiminin daha çok tarım toplumunun kurumsal yapısı olduğunu belirterek, ''Ülkemizin doğu ve güneydoğu bölgelerinin tarım toplumu ağırlıklı yapısı bu yörelerde esnaf ve sanatkar kesiminin önem ve etkinliğini ülkemizin diğer yörelerine oranla daha fazla hissettirmektedir. Bu nedenle doğu ve güneydoğu anadolu bölgelerinde uygulanacak ekonomik ve sosyal politikalarda esnaf ve sanatkar kesiminin mutlaka ve ağırlıklı olarak göz önünde bulundurulması gerekir'' diye konuştu.

Terör sorununun çözülmesini tüm halk gibi esnaf ve sanatkarların da ümitle beklediğini ifade eden Palandöken, şunları kaydetti:

''Ancak şu da görülmektedir ki terör sorunu salt askeri tedbirlerle çözülememekte, askeri müdahaleler, ekonomik ve sosyal tedbirlerle tamamlanmadığı sürece tam anlamıyla başarıya ulaşamamaktadır.
Bununla birlikte son zamanlarda terörist örgütün terör olaylarını tırmandırarak yerleşim yerlerine yaymak istediği, genel tedirginlik ve korku ortamı yaratmayı amaçladığı dikkate alınarak, alınacak her türlü önlemlerin de tüm ülkeyi ve tüm toplum kesimlerini kapsayacak bir çerçevede planlanması gerekmektedir.''

ÖNERİLER


TESK'in, doğu ve güneydoğu anadolu bölgelerinde bulunan 491 meslek odası, 23 esnaf ve sanatkarlar odaları birliğinin görüşünü almak üzere çalışma yürüttüğünü belirten Palandöken, ''bölgedeki karışıklık ve piyasadaki durgunluk nedeniyle esnaf ve sanatkarların geçimlerine yönelik büyük bir sıkıntı ve gelecek korkusu içinde olduğunu'' söyledi.

Bölgedeki en öncelikli problemin işsizlik olduğunu kaydeden Palandöken'in dile getirdiği önerilerden bazıları şöyle:

- Bölgeye özgü, özel bir teşvik sistemi geliştirilmesine ve verilen teşviklerin takip edilmesine ihtiyaç duyulmaktadır. Bölgeye yatırım yapmak isteyen tüm yatırımcılar için pozitif ayrımcılık yapılması,
- Bölgedeki istihdamı ve ekonomiyi sürekli canlı tutmak amacıyla devletin kendisinin bölgeye bizzat yatırım yapması, kar amacı gütmeden, gerekirse ortaya çıkacak zararları da karşılamak suretiyle bu yatırımların desteklenmesi, devamlılığının sağlanması ve bölgedeki özelleştirmelerin acilen durdurulması,
- Bölgenin en önemli geçim kaynağı olan ancak terör yüzünden çok gerileyen tarım ve hayvancılığın yeniden cazip hale getirilmesi sağlanmalıdır. İlgili bakanlıklar ve yerel idareler, modern tarım ve hayvancılık teknikleri konusunda bölgede seferberlik başlatmalıdır. Bu bağlamda bölgedeki hayvancılık ve tarım sektörünün desteklenmesi, GAP İdaresine bağlı olarak sürdürülen başta tarımsal olmak üzere tam yatırımların hızlandırılması amacıyla bütçe ödeneklerinin artırılması,
- Doğu ve Güneydoğu Anadolu Bölgelerimizin tarihi, kültürel ve coğrafya açısından turizm potansiyeli yüksektir. İstikrar ve güven ortamı sağlanarak, sosyal ve ekonomik alt yapı yatırımları tamamlanarak, bölgede turizmin canlandırılmasına yönelik tedbirler alınması, düzenlemeler yapılması,
- Çözümlerin parlamento çatısı altında aranması yoluyla insan hakları, hukukun üstünlüğü, katılımcı ve çoğulcu demokratik anlayışın bölgede hakim olmasına yönelik devlet, sivil toplum kuruluşları ve meslek kuruluşları arasındaki diyaloğun güçlendirilmesi,
- Gösteri yürüyüşleri ve sokak hareketlerinden işyerleri zarar görerek mağdur olan esnaf ve sanatkarların zararlarının tazmin edilmesi,
- Piyasada canlılık yaratmak amacıyla bölgedeki esnaf ve sanatkarların vergi ve sosyal güvenlik primlerinin yüzde 50 oranında düşürülmesi. Halen borçlu bulunan esnaf ve sanatkarların vergi ve prim borçlarının uygun bir formülle yeniden yapılandırılması,
- Diğer bölgelerde olduğu gibi Doğu ve Güneydoğu bölgelerimizde de esnaf-sanatkarların yok olmasında önemli rol oynayan perakende sektörünün sorunlarının çözümüne ilişkin yasal kuralların söz verildiği gibi bir an önce eşit ve adil bir anlayışla hayata geçirilmesi.''
Palandöken, terörle mücadelede kurumlararası uyum, koordinasyon ve işbirliğinin büyük önem taşıdığını vurgulayarak, ''Bu uyum, merkezden başlayarak il, ilçe ve köylere kadar yansıtılmalı ve terörle mücadele eden güçler devletin bütün unsurlarını uyum içinde arkalarında hissetmelidirler'' dedi.

Google Haberler'de tüm gelişmeleri tek kaynakta görmek için Sabah'ı takip edin.

Sabah.com.tr Uygulamamızı İndirin

Uygulamalara Özel Ayrıcalıkları Keşfedin!