İzzet Çapa'nın röportajı
Sekizinci Cumhurbaşkanı Turgut Özal'ın eşi Semra Hanım ile Türkiye bambaşka bir First Lady gördü. Hiç kimse onun kadar konuşulmadı. Yine çok konuşulacak bir röportajla karşınızda.
Yakınlaşmanız bir daktilo ile olmuş derler...
Daktilo değil. O günlerde elektrik konusunda istatistik tutan 2 kişiden biriydim. Cetvel makinelerde istatistik tutardık. Turgut Bey Amerika'dan yeni gelmiş. Ben de işe yeni başlamışım. Yemekten dönüyorum makine çalışmıyor. "Ben bakayım" diye geliyor yanıma.
Rahmetli mi bozarmış makineyi?
Meğer şeridini alıyormuş içinden. Sonra el çabukluğuyla takıveriyor. "Bak yaptım, hadi bana bir kakao ısmarlayacaksın" diyor sonra da.
Siz durumu anlıyorsunuz ama...
Anladım bir dalavere yaptığını ama tam çözemiyorum. Ben gelince güneş gözlüğünü takıyor. Altından bana bakıyor. "Ya gözlüğü çıkarın, ya odadan çıkın dedim."
EVLENME TEKLİFİ DE İLGİNÇ OLMUŞ
Evlenme teklifi de ilginç olmuş.
İşyerinden bir arkadaşın düğünü vardı. Orada dansa kaldırıp evlenme teklif etti.
Hemen cevap verdiniz mi?
Hiçbir şey söylemedim, çünkü heyecanını yatıştırmak için olsa gerek, o gece alkollüydü. "Sükût ikrardan gelir. Ben bu susuşu evet kabul ediyorum" dedi. Sabah saat sekizde daireye geldim. Herkesi toplamış, muz likörü eşliğinde çikolata yiyorlar. Nişanımızı açıklamış, kutluyorlar. Daha anamın, babamın haberi yok.
Yemek yapmayı biliyor muydunuz?
Ömrümde mutfağa girmemiştim. Bir yemek kitabı aldım. Yaşlıca komşumuza sorardım. Bir gün özene bezene dolma yaptım. Akşam, rahmetli sofraya oturdu. Biraz yedi ve dedi ki, "Çok güzel olmuş ama ne çorbası anlayamadım."
Müthiş anılarınız var.
Mesela her sene Monako'da Prens Albert, Grace Kelly onuruna, dünyada önemli işler yapmış insanlar için bir balo verirdi. Beni de UNİCEF madalyamdan dolayı şeref misafiri olarak davet ettiler. Marmaris'teyiz o sırada, bronz rengi olmuşum. Muazzam bir hazırlık.
Tek başınıza mı gittiniz?
Ertesi sabah Monako'ya uçacağım. Rahmetli birkaç gün önceden başladı "Kendimi iyi hissetmiyorum" diye. Bir yere gideceğim zaman hep öyle yapardı. Son gün baktım, "Ben çok fenayım" diyor. Önce aldırış etmedim. Ama öğleden sonra kalıp gibi yatıyor. Doktoru Cengiz Aslan'ı çağırdım, yalnız kalmasın diye.
Siz de sabaha yolcusunuz.
Güya. Bizimki diyor ki "Ben ölüyorum, döndüğünde beni göremeyeceksin." Cengiz'e dedim ki "Git bak şuna, bu gidişle o beni gömecek." Baktı, "Kalp atışları çok yüksek, iyi görmüyorum durumunu" demez mi? ABD'deki doktoru DeBakey "Çabuk getirin" demiş.
Yattı sizin seyahat.
Ertesi sabah Amerika'ya uçacağız. Moralim bozuk tabii. O kadar hazırlanmışım. Bir ara mayomu giydim, "Bir denize gireyim, belki soğuk su iyi gelir" dedim. Baktım mayosunu giymiş geliyor. "Nasıl kalktın" diye sordum, "Gitmeyeceksin diye iyileştim" dedi. Çok kıskançtı rahmetli.
Bir şiir okuyacağım. Hatırlayabilecek misiniz? Çal ki sazın inlesin / Kubbede kalsın sesin / Şu göçecek faniler / Bir gün seni söylesin.
Nereden buldun? Böyle bana yazdığı bir şiir daha var, besteletmek istiyorum.
Güzel şiir yazar mıydı Turgut Bey?
Hem de nasıl. Gençliğinde bir şiir defteri varmış. Korkut (Özal) Malatya'daki evleri yıkılırken yakmış. Çok üzülmüş, hatta ağlamıştı.
Korkut Bey bilerek yakmış olabilir mi?
(Omuzunu sallamakla yetiniyor.) Sonra şiirlerini hiç göremedik. Beni bulunca ilhamı kayboldu.
"Paris'te gece kulübüne gittik"
Sıra geldi Turgut Bey ile korumaları sık sık atlatmanıza. Önce sizin kaçamağınız.
Bir keresinde Turgut Bey'i burada bırakıp Paris'e gitmiştik birkaç arkadaş. Bir gece bir yere gideceğiz, korumalar kapıda tabii. Otelden başka kılıkta çıktık. Başımda bir örtü, gözümde gözlük, üzerimde de biçimsiz bir pardösü. Ve Paris sokakları...
Nereye gittiniz?
Müzeye gidecek halimiz yok. Gece kulübüne gittik. Çok eğlendik.
Turgut Bey nasıl atlatırdı korumaları?
Ne yapsa tanınırdı. Genellikle arka kapıdan kaçardık. Orduevinin arka tarafından başkasının arabasıyla giderdik.
Nerelere mesela?
Çarşı pazar dolaşırdık. Turgut, Mısır Çarşısı'nı, Kapalıçarşı'yı çok severdi.
'Lady Diana çok soğuk bir kadındı'
Turgut Bey'in sizi aldatmış olabileceği hiç aklınıza geldi mi?
Bilemem. Ama erkek olup aldatmayanı var mı? Devlet başkanlarının eşleri için "Onlar her zaman ihanete uğramış kadınlardır, çünkü kocaları onları ülkeleriyle aldatmak zorundadır" derler. Turgut aldattıysa, bir tek ülkesiyle aldattı.
TEKRAR EVLENMEYİ DÜŞÜNDÜNÜZ MÜ?
Tekrar evlenmeyi düşündünüz mü?
Asla! Aklımdan bile geçirmedim. Geçirmem de. İşte nikâhım. (Parmağındakı iki alyansı gösteriyor. Biri Turgut Bey'in diğeri kendisinin.)
Çok şaşaalı günler geçirdiniz. O dönem First Lady'lerden görüştüğünüz, arayan oluyor mu?
Turgut'un ölümünden sonra da Barbara Bush'la yakın kaldık. Her Amerika'ya gittiğimde davet ederler. Benazir Butto'yla çok çok yakındık. Nancy Reagan'la de 2 yıl bir uyuşturucu kampanyası için birlikte olduk.
Peki Lady Di ile aranız nasıldı?
Yoktu pek, o çok soğuk bir kadındı. Ama Margeret Thatcher'i çok severdim. Şimdi biliyorsun Alzheimer. Hakikaten Demir Lady idi. Bir gün Ankara'ya gelmişti, ona resmi bir akşam yemeği vereceğiz. Sabah özel olarak öğle yemeğine geleceğini belirtmiş. "Buyursun" dedim. Köşk'te, yukarı kattaki kendi masamızı hazırlattım. Son dakika kapıdaki koruma aradı: "Efendim, biliyor musunuz nasıl geliyor?" "Nasıl geliyor" diye sordum. "Uzun etekle" dedi.
Ne olacak uzun etekle gelirse?
Aman İzzet! Gündüz gündüz sanki protokol varmış gibi uzun etekle geliyor kadın. Benim de öyle karşılamam lazım. Bir koşu ben de değiştirdim üstümü tabii.
Bir de Papa ile yaşadığınız ilginç olay var.
Vatikan'daki resmi ziyaretimizi bitirmiştik. Sırayla Papa'ya (II. Jean Paul) veda ediyoruz. O koca şapkalı ekibi de arkasında. Turgut, Papa'nın elini sıktı, sonra ben uzattım elimi, "Allahaısmarladık" diyeceğim. Cebinden bir şey çıkarıp elimi avuçlarının içine aldı. Bir baktım bir tespih. Uzun uzun yüzüme baktı, "Sen çok özel bir insansın" dedi. Garip bir durum tabii.
Turgut Bey bozulmamıştır inşallah?
İzzet, ayağımın altına alırım! Sonra "Senin için hep dua edeceğim. Bu tespih sana hep şans getirecek" dedi. Şaşırdım elbette. Protokol dışında bir olay. Bizim büyükelçiye "Ne yapmam gerekir" diye sordum. Onlar da Papa'nın danışmanlarına sormuş. Kimse bir şey bilmiyor. Meğer böyle bir şey ilk defa oluyormuş.
Belki de Papa, ruhani tarafınızı sezmiştir...
Olabilir... Rahmetli çok girer rüyalarıma, bazı şeyleri resmen haber verir. I I Koruyucu melek gibi. Daha çok yol gösterir. Mesela en son merdivenlerden düşüp çenemin dağılması var ya... İki gün önce rüyama girdi "Yılbaşı gecesi evden çıkma" diye uyardı. Dinlemedim, daha merdivenlerin başındayken aşağı yuvarlandım.
MESUT YILMAZ BİR HAİNDİR