"Hedefimiz bu operasyonla..."
Başbakan Erdoğan, medya patronları ve genel yayın yönetmenleriyle yaptığı toplantının ardından konuştu.
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, ''Hepimiz gerçekten büyük hüzün içindeyken, siyasi parti yöneticilerinin çıkıp aynı ezberleri tekrar etmeleri dünkü acı hadiseyi bir siyasi maksada çevirme gayretine girmeleri son derece vahimdir'' dedi.
Başbakan Erdoğan, Başbakanlık Resmi Konutu'nda basın yayın kuruluşlarının sahipleri ve genel yayın yönetmenleriyle bir araya geldi.
Toplantının ardından yaptığı açıklamada terörle mücadele konusunda son durumu aktardıklarını, ayrıca terör-medya ilişkisi üzerine değerlendirmelerin paylaşıldığın belirten Erdoğan, medya mensuplarının sorularını, yorumlarını, önerilerini ve eleştirilerini ilettiklerinin anlattı. Erdoğan, not ettikleri bu görüşler ile yeni bir süreci bu dönemde başlatmak istediklerini bildirdi.
Terörle mücadelenin millet olarak topyekün uyum ve koordinasyon içerisinde yürütülmesi gereken bir mücadele olduğunun altını çizen Erdoğan, terörün milli ve siyaset üstü bir mesele olduğunu, çözümün de aynı şekilde milli ve siyaset üzeri olması gerektiğini söyledi.
Terörle mücadele eden ve başarı sağlayan ülkelerde siyasetin, devlet kurumlarının, üniversitelerin, medyanın, sivil toplum örgütlerinin ve ilgili tüm kesimlerin bir uzlaşı içerisinde hareket ettiğinin görülebileceğini anlatan Erdoğan, ortak mücadele için her fırsatta çağrı yaptıklarını kaydetti,
Erdoğan, şunları söyledi:
''Burada rekabet olmaz, istismar olmaz. Burada 'nasıl fırsat acaba yakalarız' böyle bir düşünce olmaz. Ne var ki muhalefet partilerinin farklı, alternatif, yapıcı ve makul çözüm önerileri getirmek samimi destek vermek yerine terör eylemlerini hükümete saldırı için bir fırsat olarak kullandıklarına şahit oluyoruz. Dün ortaya çıkan manzarayı ben sizlerin ve azizi milletimin takdirine havale ediyorum. Hepimiz gerçekten büyük bir üzüntü içerisindeyken siyasi parti yöneticilerinin çıkıp aynı ezberleri tekrar etmeleri, dünkü acı hadiseyi bir siyasi fırsata çevirme gayretine girmeleri son derece vahimdir.
CHP Genel Başkanı, saldırıdan dolayı doğrudan hükümeti sorumlu tutmak gibi bir kolaycılığın içerisine girmiştir. Dahası Hükümeti istifaya çağırarak adeta terör örgütüne paye vermek, cesaretlendirmek, yüreklendirmek gibi son derece yanlış bir yola girmiştir. 12 Eylül halk oylamasının sonuçları ortadayken, 12 Haziran seçimlerinin üzerinden henüz dört ay geçmişken Hükümeti istifaya davet etmek, en hafif değimiyle fırsatçılıktır. Kaldı ki şurada 12 Haziran seçimleri ile demokrasinin olmazsa olmazı millet bir karar vermiştir ve egemenlik kayıtsız şartsız milletindir ilkesine inanan bir anlayışın, inanan bir siyasi yapının kalkıp da böyle bir teklifle milletin karşısına çıkması ne ile izah edilebilir bunu anlamak mümkün değildir.
MHP, aynı şekilde bildik söylemini, tahrik edici ve istismarcı üslubunu bir kez daha sergilemiş, yangına körükle gitme politikasını tekrar etmiştir.
BDP de hükümeti suçlamayı tercih etmiş, terör örgütünü kınamak, bu kanlı eylemi şiddetle lanetlemek cesaretini bugüne kadar gösteremediği gibi bugün de göstermemiştir. Üzüntü duyuyoruz, hüzünlüyüz, bu ifadeler... Kimi aldatıyorsunuz? PKK'ya terör örgütü diyemeyen bir anlayışın kalkıp da bu tür ifadelerle kimi aldatması mümkün? BDP, özgür, demokratik, barış eksenli bir siyaset değil vesayet altında siyaset yürüttüğünü dün bir kez daha sergilemiştir. BDP'nin açıklaması, samimiyetten uzak olduğu kadar ölmeye ve öldürmeye programlanmış canileri teşvik eder mahiyettedir ve kalkıp şu açık net ifadesi ile durumun bir savaş olduğunu ifade etmesinin ne denli farklı bir kabule, farklı bir kulvara girdiğinin de açık ve net tespitidir.''
''BDP, terör örgütü ile arasına mesafe koymalı''
Başbakan Erdoğan, gençlerin kanı, annelerin gözyaşı üzerinden siyaset yapanların, gençlerin ölümü karşısında avuçlarını ovuşturanların er ya da genç kaybedeceklerini, kaybetmeye mahkum olduklarını söyledi.
Erdoğan, şöyle devam etti:
''BDP, artık gözünü kan bürümüş terör örgütü ile arasına mesafe koymalı, terörü açık ve net şekilde lanetlemeli ve barış için huzur için kardeşlik için siyasi mücadele vermelidir.
Yıllardır 'faili meçhul' diyorlar, buyursunlar terör örgütünün infaz ettiği militanların faillerinin peşine düşsünler. Yıllardır 'demokrasi' diyorlar terör örgütü tarafından susturulan, sindirilen sanatçılara, yazarlara, aydınlara bunu izah etsinler. Yıllardır 'barış' diyorlar, buyursunlar o barışı annesinin karnındaki bebeğe, dört yaşındaki çocuğa ekmek parası kazanmak için ter döken işçiye, sabah namazı öncesi öldürülen imama ve yakınlarına, bir arabanın içerisinde onlarca kurşunla katledilen dört kızımızın annesine anlatsınlar.
Kanla arasına mesafe koyamayanlar, ellerindeki yüzlerindeki o kan lekesini ebediyen temizleyemezler, temizleyemeyeceklerdir.''
''Terör örgütü intihar ediyor''
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, ''Terör örgütü intihar ediyor. Terör örgütü kendisi biterken, kendi militanlarını da dağa intihara gönderiyor. Artık Kürt vatandaşlarımın anneleri seslerini yükseltsin. Artık aydınlar, yazarlar sesini yükseltsin. Artık sivil toplum örgütleri bu kanlı piyasa karşısında sesini yükseltsin'' dedi.
Başbakan Erdoğan, Başbakanlık Resmi Konutu'nda basın yayın kuruluşlarının sahipleri ve genel yayın yönetmenleriyle bir araya geldi. Erdoğan, toplantının ardından yaptığı açıklamada BDP'ye oy verenlere seslenerek; ''Nasıl kanlı bir oyun oynandığını, kan üzerinden nasıl bir istismar siyaseti yürütüldüğünü lütfen artık görün. Dağdaki militanların aklını, vicdanını, izanını yitirmiş, ölmeye ve öldürmeye programlanmış robotlara dönüştürüldüğünü artık görün. Sizin çocuklarınız kullanılarak nasıl kirli bir oyunun, bir ticaretin yürütüldüğünü artık fark edin'' diye konuştu.
Terör örgütünün intihar ettiğini, kendisi biterken kendi militanlarını da dağa, intihara gönderdiğini ifade eden Erdoğan, ''Artık Kürt vatandaşlarımın anneleri sesini yükseltsin. Artık aydınlar, yazarlar, sanatçılar sesini yükseltsin. Artık sivil toplum örgütleri, bu kanlı piyasa karşısında cesaretle sesini yükseltsin. Susmak onaylamaktır. Haksızlık karşısında susan dilsiz şeytandır'' dedi.
Bu süreçte medyanın rolü ve tutumunun her zamankinden çok daha fazla önem arz ettiğini belirten Erdoğan, medyanın, terör saldırıları karşısında gerçekten sorumlu bir yayıncılık anlayışla hareket ettiğini ve terörle mücadelede gereken hassasiyeti gösterdiğini söyledi.
''Bir müdahale arzusu içinde asla değiliz''
Medya yöneticilerine bu noktada teşekkürlerini toplantıda paylaştığını bildiren Erdoğan, şöyle devam etti:
''Ancak önümüzdeki hassas süreçte çok daha dikkatli olunması gereğini de kendileriyle paylaştım. Bugün toplantıda ifade ettim, IRA terörü farklı bir zeminde, farklı bir anlayışla yürütülmüş bir terördür ve bu terör karşısında İngiltere eski Başbakanı Thatcher 'propaganda, terörün oksijenidir' ifadesini kulanmıştır. Fakat terör ortak paydasında, burada propagandanın ne denli önemli olduğunu ifade etmesi bakımından oksijen ifadesinin kullanılması çok çok önemli. Terör örgütü, 3 kişinin, 5 kişinin katledilmesinden ziyade tüm Türkiye'ye, tüm dünyaya korku salmak gibi bir gayenin içinde. Medyanın, terörün bu hedeflerine hizmet etmemesi, bilerek ya da bilmeyerek terörün propagandasını yapmaması hususunu birlikte değerlendirdik. Elbette bir müdahale arzusu içinde asla değiliz. Bunu antidemokratik buluruz. Böyle bir arzu içinde asla olmayız. Biz otokontrol yoluyla, milli bir meselede medyanın da milli bir duruş sergilemesinin mücadeleye güç katacağına inanıyoruz.
Nasıl ki biz terörle mücadele ederken demokrasi-güvenlik dengesini azami ölçüde gözetiyorsak, medyanın da halkın haber alma özgürlüğü ile terör propagandası arasındaki dengeyi gözetmesini bekliyoruz.
Şehidinin başında ağlayan anne görüntülerini tekrar tekrar yayınlamak, terör örgütünden başka hiç kimseyi sevindirmez. Bir reyting ve tiraj kaygısı içinde olayları abartarak vermek, burada bir rekabete girmek, topluma korku pompalamanın dışında bir amaca hizmet etmez. Çatışma dili, savaş dili, tahrik edici, kin ve öfke duygularını körükleyici üslup, bu ülkenin birliğine hizmet etmez. Bu ve benzeri konuları toplantıda etraflıca ele aldık. Tekrar ediyorum, medyamız, bu meselede gerçekten duyarlı bir tutum sergiledi, sergiliyor. Biz bu duyarlılığın daha da artırılması için önerilerimizi paylaştık.''
''Zor, sabır ve metanet isteyen bir süreçten geçildiğini'' ifade eden Başbakan Erdoğan, ''Her zamankinden daha fazla birliğe, beraberliğe, dayanışmaya, kardeşliğe ihtiyaç duyduğumuz bir süreçten geçiyoruz. Allah'ın izniyle, aziz milletin dualarıyla elimizden gelen her türlü gayreti göstererek bu zorlu süreci geride bırakacağız'' diye konuştu.
Başbakan Erdoğan, şunları kaydetti:
''Hiç kimsenin şüphesi olmasın, kazanan biz olacağız, kazanan millet olacak, kazanan Türkiye olacak. Türkiye düşmanları, millet düşmanları bugüne kadar nasıl kaybettiyse emin olunuz bundan sonra da kaybedecekler, kaybetmeye mahkumlar. Bu mücadeleye destek veren herkese milletim adına teşekkür ediyorum. Allah yolunuzu açık etsin. Allah yar ve yardımcımız olsun. Şehitlerimize tekrar Allah'tan rahmet diliyorum. Tüm yakınlarına, milletimize baş sağlığı temennisinde bulunuyorum. Yaralılarımıza da tekrar şifalar diliyorum.''
Başbakan yaptığı basın toplantısı sırasında kendisine sorulan "Genelkurmay Kuzey Irak'ta 22 taburla bir harekata başladığını duyurdu. Bu konuda ne diyeceksiniz?" sorusuna şöyle cevap verdi:
"Arkadaşlar detaylara girmeyelim, çünkü şu anda bu harekat netice almanın bir adımıdır. Onun için başlatılmıştır. Zaten Silahlı Kuvvetlerimizin sitesinde de şu anda bir haber olarak vardır. Hedefimiz bu operasyonla belirlenen koordinatlara ilk adımı atmak ve neticeye yönelik ne elde edebiliriz bunu görmektir. O yüzden silahlı kuvvetlerimiz karar bir şekilde hem havadan hem karadan bu operasyona başlamış ve yürütmektedir."
Konuyla ilgili "Bölgesel yönetimden beklentiniz nedir?" sorusunu da şu şekilde yanıtladı:
"Biz bu süreçte dünyada gerek bizi arayan gerek bizim aradığımız tüm başbakan ve devlet başkanlarıyla görüşmedeyiz. Türkiye'nin bu süreç içinde attığı atacağı adımlar ortadadır. Onlarla da bu adımların kararlılığı içinde görüşüyoruz. Dün sayın Neçirvan Barzani aradılar, gelmesini rica etik, Irak dışında olmasına rağmen geldi. Süreci beraber değerlendirmek istedik. Şahsen kendisine 'burada peşmergelerle birlikte yapmamız gereken işler var' dedik, bunu açıkça ifade ettik.
Bu süreç sadece Türkiye'ye karşı yapılmış bir terör eylemi süreci değildir, yaklaşık 30 yıl oldu. Bu aynı zamanda Türk-Kürt kardeşliğine dayalı bir terör eylemidir. Atılan kurşunlar kardeşliği parçalamaya yöneliktir. Dolayısıyla birlikte aşmamız gerekiyor. Biz Türkiye Cumhuriyeti olarak bu yolda kararlıyız."
Başbakan Erdoğan, Başbakanlık Resmi Konutu'nda basın yayın kuruluşlarının sahipleri ve genel yayın yönetmenleriyle bir araya geldi.
Toplantının ardından yaptığı açıklamada terörle mücadele konusunda son durumu aktardıklarını, ayrıca terör-medya ilişkisi üzerine değerlendirmelerin paylaşıldığın belirten Erdoğan, medya mensuplarının sorularını, yorumlarını, önerilerini ve eleştirilerini ilettiklerinin anlattı. Erdoğan, not ettikleri bu görüşler ile yeni bir süreci bu dönemde başlatmak istediklerini bildirdi.
Terörle mücadelenin millet olarak topyekün uyum ve koordinasyon içerisinde yürütülmesi gereken bir mücadele olduğunun altını çizen Erdoğan, terörün milli ve siyaset üstü bir mesele olduğunu, çözümün de aynı şekilde milli ve siyaset üzeri olması gerektiğini söyledi.
Terörle mücadele eden ve başarı sağlayan ülkelerde siyasetin, devlet kurumlarının, üniversitelerin, medyanın, sivil toplum örgütlerinin ve ilgili tüm kesimlerin bir uzlaşı içerisinde hareket ettiğinin görülebileceğini anlatan Erdoğan, ortak mücadele için her fırsatta çağrı yaptıklarını kaydetti,
Erdoğan, şunları söyledi:
''Burada rekabet olmaz, istismar olmaz. Burada 'nasıl fırsat acaba yakalarız' böyle bir düşünce olmaz. Ne var ki muhalefet partilerinin farklı, alternatif, yapıcı ve makul çözüm önerileri getirmek samimi destek vermek yerine terör eylemlerini hükümete saldırı için bir fırsat olarak kullandıklarına şahit oluyoruz. Dün ortaya çıkan manzarayı ben sizlerin ve azizi milletimin takdirine havale ediyorum. Hepimiz gerçekten büyük bir üzüntü içerisindeyken siyasi parti yöneticilerinin çıkıp aynı ezberleri tekrar etmeleri, dünkü acı hadiseyi bir siyasi fırsata çevirme gayretine girmeleri son derece vahimdir.
CHP Genel Başkanı, saldırıdan dolayı doğrudan hükümeti sorumlu tutmak gibi bir kolaycılığın içerisine girmiştir. Dahası Hükümeti istifaya çağırarak adeta terör örgütüne paye vermek, cesaretlendirmek, yüreklendirmek gibi son derece yanlış bir yola girmiştir. 12 Eylül halk oylamasının sonuçları ortadayken, 12 Haziran seçimlerinin üzerinden henüz dört ay geçmişken Hükümeti istifaya davet etmek, en hafif değimiyle fırsatçılıktır. Kaldı ki şurada 12 Haziran seçimleri ile demokrasinin olmazsa olmazı millet bir karar vermiştir ve egemenlik kayıtsız şartsız milletindir ilkesine inanan bir anlayışın, inanan bir siyasi yapının kalkıp da böyle bir teklifle milletin karşısına çıkması ne ile izah edilebilir bunu anlamak mümkün değildir.
MHP, aynı şekilde bildik söylemini, tahrik edici ve istismarcı üslubunu bir kez daha sergilemiş, yangına körükle gitme politikasını tekrar etmiştir.
BDP de hükümeti suçlamayı tercih etmiş, terör örgütünü kınamak, bu kanlı eylemi şiddetle lanetlemek cesaretini bugüne kadar gösteremediği gibi bugün de göstermemiştir. Üzüntü duyuyoruz, hüzünlüyüz, bu ifadeler... Kimi aldatıyorsunuz? PKK'ya terör örgütü diyemeyen bir anlayışın kalkıp da bu tür ifadelerle kimi aldatması mümkün? BDP, özgür, demokratik, barış eksenli bir siyaset değil vesayet altında siyaset yürüttüğünü dün bir kez daha sergilemiştir. BDP'nin açıklaması, samimiyetten uzak olduğu kadar ölmeye ve öldürmeye programlanmış canileri teşvik eder mahiyettedir ve kalkıp şu açık net ifadesi ile durumun bir savaş olduğunu ifade etmesinin ne denli farklı bir kabule, farklı bir kulvara girdiğinin de açık ve net tespitidir.''
''BDP, terör örgütü ile arasına mesafe koymalı''
Başbakan Erdoğan, gençlerin kanı, annelerin gözyaşı üzerinden siyaset yapanların, gençlerin ölümü karşısında avuçlarını ovuşturanların er ya da genç kaybedeceklerini, kaybetmeye mahkum olduklarını söyledi.
Erdoğan, şöyle devam etti:
''BDP, artık gözünü kan bürümüş terör örgütü ile arasına mesafe koymalı, terörü açık ve net şekilde lanetlemeli ve barış için huzur için kardeşlik için siyasi mücadele vermelidir.
Yıllardır 'faili meçhul' diyorlar, buyursunlar terör örgütünün infaz ettiği militanların faillerinin peşine düşsünler. Yıllardır 'demokrasi' diyorlar terör örgütü tarafından susturulan, sindirilen sanatçılara, yazarlara, aydınlara bunu izah etsinler. Yıllardır 'barış' diyorlar, buyursunlar o barışı annesinin karnındaki bebeğe, dört yaşındaki çocuğa ekmek parası kazanmak için ter döken işçiye, sabah namazı öncesi öldürülen imama ve yakınlarına, bir arabanın içerisinde onlarca kurşunla katledilen dört kızımızın annesine anlatsınlar.
Kanla arasına mesafe koyamayanlar, ellerindeki yüzlerindeki o kan lekesini ebediyen temizleyemezler, temizleyemeyeceklerdir.''
''Terör örgütü intihar ediyor''
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, ''Terör örgütü intihar ediyor. Terör örgütü kendisi biterken, kendi militanlarını da dağa intihara gönderiyor. Artık Kürt vatandaşlarımın anneleri seslerini yükseltsin. Artık aydınlar, yazarlar sesini yükseltsin. Artık sivil toplum örgütleri bu kanlı piyasa karşısında sesini yükseltsin'' dedi.
Başbakan Erdoğan, Başbakanlık Resmi Konutu'nda basın yayın kuruluşlarının sahipleri ve genel yayın yönetmenleriyle bir araya geldi. Erdoğan, toplantının ardından yaptığı açıklamada BDP'ye oy verenlere seslenerek; ''Nasıl kanlı bir oyun oynandığını, kan üzerinden nasıl bir istismar siyaseti yürütüldüğünü lütfen artık görün. Dağdaki militanların aklını, vicdanını, izanını yitirmiş, ölmeye ve öldürmeye programlanmış robotlara dönüştürüldüğünü artık görün. Sizin çocuklarınız kullanılarak nasıl kirli bir oyunun, bir ticaretin yürütüldüğünü artık fark edin'' diye konuştu.
Terör örgütünün intihar ettiğini, kendisi biterken kendi militanlarını da dağa, intihara gönderdiğini ifade eden Erdoğan, ''Artık Kürt vatandaşlarımın anneleri sesini yükseltsin. Artık aydınlar, yazarlar, sanatçılar sesini yükseltsin. Artık sivil toplum örgütleri, bu kanlı piyasa karşısında cesaretle sesini yükseltsin. Susmak onaylamaktır. Haksızlık karşısında susan dilsiz şeytandır'' dedi.
Bu süreçte medyanın rolü ve tutumunun her zamankinden çok daha fazla önem arz ettiğini belirten Erdoğan, medyanın, terör saldırıları karşısında gerçekten sorumlu bir yayıncılık anlayışla hareket ettiğini ve terörle mücadelede gereken hassasiyeti gösterdiğini söyledi.
''Bir müdahale arzusu içinde asla değiliz''
Medya yöneticilerine bu noktada teşekkürlerini toplantıda paylaştığını bildiren Erdoğan, şöyle devam etti:
''Ancak önümüzdeki hassas süreçte çok daha dikkatli olunması gereğini de kendileriyle paylaştım. Bugün toplantıda ifade ettim, IRA terörü farklı bir zeminde, farklı bir anlayışla yürütülmüş bir terördür ve bu terör karşısında İngiltere eski Başbakanı Thatcher 'propaganda, terörün oksijenidir' ifadesini kulanmıştır. Fakat terör ortak paydasında, burada propagandanın ne denli önemli olduğunu ifade etmesi bakımından oksijen ifadesinin kullanılması çok çok önemli. Terör örgütü, 3 kişinin, 5 kişinin katledilmesinden ziyade tüm Türkiye'ye, tüm dünyaya korku salmak gibi bir gayenin içinde. Medyanın, terörün bu hedeflerine hizmet etmemesi, bilerek ya da bilmeyerek terörün propagandasını yapmaması hususunu birlikte değerlendirdik. Elbette bir müdahale arzusu içinde asla değiliz. Bunu antidemokratik buluruz. Böyle bir arzu içinde asla olmayız. Biz otokontrol yoluyla, milli bir meselede medyanın da milli bir duruş sergilemesinin mücadeleye güç katacağına inanıyoruz.
Nasıl ki biz terörle mücadele ederken demokrasi-güvenlik dengesini azami ölçüde gözetiyorsak, medyanın da halkın haber alma özgürlüğü ile terör propagandası arasındaki dengeyi gözetmesini bekliyoruz.
Şehidinin başında ağlayan anne görüntülerini tekrar tekrar yayınlamak, terör örgütünden başka hiç kimseyi sevindirmez. Bir reyting ve tiraj kaygısı içinde olayları abartarak vermek, burada bir rekabete girmek, topluma korku pompalamanın dışında bir amaca hizmet etmez. Çatışma dili, savaş dili, tahrik edici, kin ve öfke duygularını körükleyici üslup, bu ülkenin birliğine hizmet etmez. Bu ve benzeri konuları toplantıda etraflıca ele aldık. Tekrar ediyorum, medyamız, bu meselede gerçekten duyarlı bir tutum sergiledi, sergiliyor. Biz bu duyarlılığın daha da artırılması için önerilerimizi paylaştık.''
''Zor, sabır ve metanet isteyen bir süreçten geçildiğini'' ifade eden Başbakan Erdoğan, ''Her zamankinden daha fazla birliğe, beraberliğe, dayanışmaya, kardeşliğe ihtiyaç duyduğumuz bir süreçten geçiyoruz. Allah'ın izniyle, aziz milletin dualarıyla elimizden gelen her türlü gayreti göstererek bu zorlu süreci geride bırakacağız'' diye konuştu.
Başbakan Erdoğan, şunları kaydetti:
''Hiç kimsenin şüphesi olmasın, kazanan biz olacağız, kazanan millet olacak, kazanan Türkiye olacak. Türkiye düşmanları, millet düşmanları bugüne kadar nasıl kaybettiyse emin olunuz bundan sonra da kaybedecekler, kaybetmeye mahkumlar. Bu mücadeleye destek veren herkese milletim adına teşekkür ediyorum. Allah yolunuzu açık etsin. Allah yar ve yardımcımız olsun. Şehitlerimize tekrar Allah'tan rahmet diliyorum. Tüm yakınlarına, milletimize baş sağlığı temennisinde bulunuyorum. Yaralılarımıza da tekrar şifalar diliyorum.''
Başbakan yaptığı basın toplantısı sırasında kendisine sorulan "Genelkurmay Kuzey Irak'ta 22 taburla bir harekata başladığını duyurdu. Bu konuda ne diyeceksiniz?" sorusuna şöyle cevap verdi:
"Arkadaşlar detaylara girmeyelim, çünkü şu anda bu harekat netice almanın bir adımıdır. Onun için başlatılmıştır. Zaten Silahlı Kuvvetlerimizin sitesinde de şu anda bir haber olarak vardır. Hedefimiz bu operasyonla belirlenen koordinatlara ilk adımı atmak ve neticeye yönelik ne elde edebiliriz bunu görmektir. O yüzden silahlı kuvvetlerimiz karar bir şekilde hem havadan hem karadan bu operasyona başlamış ve yürütmektedir."
Konuyla ilgili "Bölgesel yönetimden beklentiniz nedir?" sorusunu da şu şekilde yanıtladı:
"Biz bu süreçte dünyada gerek bizi arayan gerek bizim aradığımız tüm başbakan ve devlet başkanlarıyla görüşmedeyiz. Türkiye'nin bu süreç içinde attığı atacağı adımlar ortadadır. Onlarla da bu adımların kararlılığı içinde görüşüyoruz. Dün sayın Neçirvan Barzani aradılar, gelmesini rica etik, Irak dışında olmasına rağmen geldi. Süreci beraber değerlendirmek istedik. Şahsen kendisine 'burada peşmergelerle birlikte yapmamız gereken işler var' dedik, bunu açıkça ifade ettik.
Bu süreç sadece Türkiye'ye karşı yapılmış bir terör eylemi süreci değildir, yaklaşık 30 yıl oldu. Bu aynı zamanda Türk-Kürt kardeşliğine dayalı bir terör eylemidir. Atılan kurşunlar kardeşliği parçalamaya yöneliktir. Dolayısıyla birlikte aşmamız gerekiyor. Biz Türkiye Cumhuriyeti olarak bu yolda kararlıyız."