Rasim Ozan'dan çarpıcı açıklamalar

İlker Başbuğ'un tutuklanması taşları yerinden oynattı. Rasim Ozan Kütahyalı yorumladı...

Hakan HASTAOĞLU - Sabah.com.tr

İnternet Andıcı soruşturmasında süreç eski Genelkurmay Başkanı İlker Başbuğ'un da tutuklanmasıyla çok kritik bir aşamaya geçti. Cumhuriyet tarihinde ilk defa bir genelkurmay başkanı sivil mahkeme tarafından tutuklandı ve terör örgütü kurmak ve yönetmekle suçlandı. Gelinen noktayı ve bundan sonra yaşanabilecekleri Takvim ve Sabah gazeteleri yazarı Rasim Ozan Kütahyalı ile konuştuk.

İşte Rasim Ozan'ın çarpıcı değerlendirmeleri...

"BAŞBUĞ'U TÜRK MİLLETİ ZATEN MAHKUM ETTİ"

İlker Başbuğ tutuklandığı zaman "Ben 26. Genelkurmay Başkanıyım. Terör örgütü kurmak ve yönetmekle yargılanıyorum. Yüce Türk milletinin takdirine bırakıyorum" dedi. Mahkemeler nasıl karar verir, mahkumiyet mi verir onu bilmem ama kesin bildiğim bir şey var ki; Türk milletinin çoğunluğu zaten İlker Başbuğ'u mahkum etmiştir. Türk milletinin çoğunluğu İlker Başbuğ zihniyetini tasviye etmiştir. İlker Başbuğ göreve geldiği ilk günden itibaren bu ülkenin çoğunluğunun desteklediği AK Parti hükümetine ve bu ülkenin çoğunluğunun sevdiği Fethullah Gülen'e savaş açmıştır. Sivil otoriteyi devirmek ve Fethullah Gülen hareketini çökertmek için elinden gelen bütün legal illegal her şeyi yapmıştır. Bizim vergilerimizin finansmanıyla, yani Genelkurmay finansmanıyla sivil otoriteyi devirme amaçlı internet siteleri kurmuştur. Günahsız milyonlarca insanı silahlı terörist gibi göstermeye çalışan eylem planlarına karışmıştır savcıya göre. Dolayısıyla İlker Başbuğ'u Türk milletinin çoğunluğu zaten mahkum etmiştir.

"ARTIK ALLAH KURTASIN"

Bu noktaya nasıl gelindiğine baktığımız zaman, ben İlker Başbuğ'u her zaman uyardım. Çünkü Genelkurmay Başkanı olmadan önce de onun sivil otoriteye meydan okuyan, sivil otoriteyi devirmek için her şeyi yapabilecek bir general olduğunu görüyordum. İlk yazıyı onun göreve geldiği ilk gün 31 Ağustos 2008'de yazdım. O da bana 1 Eylül günü dava açtı. Ben sürekli onun bir devlet memuru olduğunu yazdım, çünkü kendinden bir devlet adamı olarak bahsederdi. Kendisinin devlet adamı değil devlet memuru olduğunu, sivil otoriteye itaat etmesi gerektiğini yazdım. Karşılığında bana tam 53 kez dava açtı. Her seferinde aynı bahane: Kamu görevlisine hakaret, devletin askeri varlığını tahkir, tezyif. Bir kamu görevlisine "siz devlet memurusunuz" dediğinde hakaret değildir. Fakat Genelkurmay Başkanı İlker Başbuğ, devlet memuru sözünü bile kendine hakaret olarak algılayan ruhsal yapıda bir insandı. Bunun böyle olacağı zaten belliydi. 8-9 ay evvel İlker Başbuğ'un tutuklanacağını yazmıştım. Bu başka konularda yazdıklarımı da kimi korkak ve ürkek gazeteci arkadaşlar böyle okusun. Ben haber veriyorum, süreci ben yönetmiyorum. Görüyorum, İlker Başbuğ vazgeçmedi, her şeyi yapmaya devam etti ve bu noktaya gelindi. Artık Allah kurtarsın.

"SORUŞTURMA BÜYÜKANIT VE YALÇINKAYA'YA UZANACAK"

Ergenekon ve Balyoz sürecinde önemli bir eşik açılmıştır. Ergenekon sürecinde iş her zaman yatay gidiyordu. 10'uncu dalgadan itibaren iş masonlara dokunduğu andan itibaren yatay seyrediyordu. İlker Başbuğ'un tutuklanabilmesiyle, hukukun genelkurmay başkanına dokunabilmesiyle birlikte... Çünkü genelkurmay başkanlarına dokunulamaz diye yazılı olmayan kural var Türkiye'de, genelkurmay başkanları ne yaparsa yapsın dokunulamazdı. Bu saçma sapan, evrensel hukuka aykırı olgu yıkıldı, bu olumlu bir olaydır. Bundan böyle Ergenekon daha yukarılara, işin finansal ayağına, medya ayağına, yargı ayağına da tırmanacaktır. Unutmayalım, bu internet sitelerinin tek vebali İlker Başbuğ'da değildir. Yaşar Büyükanıt zamanında da sivil hükümeti devirme amaçlı internet siteleri çalışıyordu. Bunların yarattığı uydurma haberler, başka gazetelerde manşet oluyordu. Gazetelerde manşet olan haberler de Abdurrahman Yalçınkaya'nın AK Parti'yi kapatma iddianamesinde delil oluyordu. Burada böyle bir tezgah vardı. Yani Genelkurmay Başkanlığı'nın kurduğu uyduruk siteler, o uyduruk sitelerin yalan ve dezenformasyon haberlerinin kimi genel yayın yönetmenlerince manşete çekilmesi, oradaki illegal bağlantı, talimat ilişkisini de savcılar araştıracaktır. Yine illegal yapının kontrolündeki kimi yazarların bu uydurma sitelerdeki uydurma haberleri büyüterek köşelerinde yer vermesi, televizyonlarda bunları döndürmesi, sonra oluşan darbe ortamının da kapatma davasıyla taçlandırılması... Tezgah buydu. Ben bu soruşturmanın Yaşar Büyükanıt ile Abdurrahman Yalçınkaya'ya da uzanacağını düşünüyorum.

"ASKERİ VESAYET DAHA BİTMEDİ"

Kurumsal olarak askeri vesayetin bittiğini söylemek mümkün değil. Bu tür spektaküler adımlar noktasında büyük bir eşik yıkıldı. Bir genelkurmay başkanına dokunulabilmiştir. Fakat hâlâ kurumsal olarak problemli noktalar duruyor. Yüksek Askeri Şura duruyor, Türk Silahlı Kuvvetleri'nin İç Hizmet Kanunu'ndaki bir sürü saçmalık duruyor. Bundan sonra kurumsal adımlar atılmalı. Biz statüko duvarlarını yıktık. Artık yeni bir inşaata başlamamız gerekiyor. Şu an inşaata başlanmadı. Eski köhnemiş, çürümüş yapı yıkıldı ama yeni bir yapının inşaatına nisbeten başlanmadı, daha tam anlamıyla başlandı denilemez. Kurumsal adımlarda çok eksiklerimiz var, yani askeri vesayetin bitiş süreci daha yeni başlıyor.

Sabah.com.tr Uygulamamızı İndirin

Uygulamalara Özel Ayrıcalıkları Keşfedin!