Mezarı açılmalı
Otopsi yapılmaması, delil toplanmaması 'akıl tutulması' ile izah edilebilir Sağlık hizmeti yetersizdi, ambulans yoktu, hastaneye zamanında götürülmedi Mahallede ölen insana komşuların yaptığının ötesinde muamele yapılmadı Soyut nitelikteki 'öldürüldü' iddialarının bu aşamada araştırılması imkansız
Devlet Denetleme Kurulu (DDK), 8'inci Cumhurbaşkanı Turgut Özal'ın ölümünün şüpheli olduğunu belirterek, mezarının açılması önerisinde bulundu. Cumhurbaşkanı Abdullah Gül'ün talimatıyla Özal'ın ölümünü inceleyen DDK, raporunun özetini açıkladı. DDK raporunda, Özal'ın 17 Nisan 1993'te, görevi başında ölen Cumhurbaşkanı olduğu hatırlatılarak, şunlar kaydedildi: "Uzun süreli devam eden ağır bir hastalık neticesinde ve beklenen bir ölüm değildir. Görevi başında ve ani şekilde ölen bir cumhurbaşkanının ölümü her zaman 'şüpheli' bir ölümdür. Bu itibarla ölüm nedeninin belirlenmesi amacıyla herhangi bir otopsi ve/veya Köşk yerleşkesinde delil tespiti benzeri işlemlerin yapılmamış olması tam anlamıyla 'akıl tutulması' ile izah edilebilecek bir durumdur. Bunun sonucunda da ölüm nedeninin belirlenmesi konusunda gerek doktorlar ve aile üyelerince gerekse yargı organları ve diğer devlet ricali tarafından otopsi yapılması konusunda gerekli ihtimam ve tavır gösterilmemiştir."
23 yıllık ambulans
Cumhurbaşkanlarına sunulan sağlık hizmetlerinin kapasitesi ve kalitesiyle ilgili ciddi sorunların varlığı olduğuna işaret edilen raporda, Özal'ın geçmiş sağlık bilgileri ve yoğun program trafiği bilinmesine rağmen derhal müdahaleye uygun ve yeterli sağlık personeli, ekipmanı ile donanımlı bir ambülansın bulundurulmamasının, kabul ve izah edilebilir bir yönetim anlayışı olmadığı vurgulandı. Özal'ın rahatsızlandığı anda kendisine ne gerekli vasıfta ilk müdahale yapılabildiği ne de uygun şekilde ve tam zamanında hastaneye götürülebildiği belirtilen raporda, söz konusu dönemde cumhurbaşkanının acil bir rahatsızlık geçirmesi anında izlenecek yöntem ve süreçlerin tanımlanmamış olması nedeniyle adeta herhangi bir mahallede aynı şekilde vefat eden bir insan için hane halkı ve komşularca yapılanların ötesinde bir uygulama yapılamadığı kaydedildi. Özal'ın öldüğü dönemdeki Çankaya Köşkü sağlık hizmetlerine ilişkin saptamalara da yer verilen raporda ihmaller şu şekilde sıralandı: "Cumhurbaşkanının zatına ve ailesine sağlık hizmeti vermek üzere 'özel doktorluk' müessesinin oluşturulmadığı, gerek Köşk'te gerekse Konut'ta, 7 gün 24 saat esasına göre sağlık hizmetinin planlanmadığı anlaşılmıştır. Öte yandan tam donanımlı ambulansın bulunmadığı tespit edilmiştir." Ambulansın gelişi ve hastaneye ne zaman giriş yaptığına ilişkin bilgilerin çelişkili olduğu belirtilen raporda, ambulansın o tarihte bile 23 yaşında olduğuna dikkat çekiliyor. Özal'ın yemeklerinin kontrol edilmemesinin eleştirildiği raporda "Yemeklerin kontrol edilmesine yönelik bir sestemin oluşturulmadığı, hazırlanan yemeklerden numune alınmadığı belirlenmiştir" deniliyor. Özal'ın naaşı üzerinde Hacettepe Üniversitesi Hastanesi ve GATA'da otopsi yapılması konusunun gündeme geldiği belirtilen raporda, "Ancak ailesinin (Semra Özal) istememesi gerekçe gösterilerek otopsi işleminin yapılmadığı kanaatine varıldığı" tespiti yer aldı. Kişilerin kesin ölüm nedenlerinin belirlenmesinde otopsi işleminin "altın standart" olarak kabul edildiği belirtelen raporda, Özal'ın mezarının açılması istendi: "Merhum Cumhurbaşkanının naaşı üzerinde otopsi yapılmadığı için kesin ölüm nedeninin tespit edilemediği, çürüme olayının istisnalarının olduğu, kimyasallarla etkileşim durumunda (tahnit) uygun şartlarda çürümenin kısmen ya da tamamen engellendiği, dolayısıyla birçok adli tıbbi delilin korunduğu, kemik, tırnak, saç artıklarından toksikolojik incelemelerde faydalanıldığı, feth-i kabir suretiyle yapılacak otopside faydalı bilgilere ulaşılabileceği dikkate alındığında, Merhum Cumhurbaşkanının ölüm nedeninin belirlenebilmesi ve vefatı ile ilgili şüphe ve iddiaların izah edilebilmesi için -sonuç alınıp alınamayacağı kesin olarak bilinememekle birlikte- takdiri adli makamlara ait olmak üzere feth-i kabir yapılmasının uygun olacağı sonuç ve kaanatine varılmıştır." Raporda "vefatın beklenmedik bir anda olması ve yapılan kan analizlerinde açıklanması zor olan anormalliklerin bulunması birlikte değerlendirildiğinde, ölüm nedeni olarak zehirlenme ihtimalinin de göz ardı edilemeyeceği" belirtildi. Raporda "Hacettepe Üniversitesi Hastaneleri Klinik Patoloji Laboratuvarında kolinesteraz testinin çalışılabildiği, alınan plazma ya da eritrosit örneklerinde bu test çalışılmış olsaydı ve enzim aktivitesinde %25-50 aralığında bir düşüş tespit edilseydi, organofosfat zehirlenmesini düşündürecek önemli bir bulgu ortaya konulabileceği, sonuç ve kanatine varılmıştır"denildi. ANKARA
'Limonata değil portakal suyu içti'
Özal'ın ölümü öncesinde gittiği bir sergide içtiği limanatadan zehirlendiği iddialarının araştırıldığı belirtilen raporda, olay gününe ait görüntülerden içilenin limonata değil portakal suyu olduğunun anlaşıldığı, aynı portakal suyundan garsonların da içtiği ifade edildi. "Özal'ın öldürüldüğü iddialarının önemli bölümünün soyut nitelikte, daha ziyade çeşitli ulusal veya uluslararası olgular/gelişmeler temel alınarak ortaya atılan öldürülme nedeni etrafında kurgulanan iddialar olduğunun görüldüğü" kaydedilen raporda, iddiaların bu aşamada araştırılması ve ispatlanması imkanı bulunamadığı belirtildi. Ölüm nedeninin netleştirilmesinden sonra söz konusu iddiaların ciddiyeti, geçerliliği hakkında düşünülebileceği/inceleme yapılabileceği ifade edildi. Raporda, görevi başında vefat eden devlet ricaline mutlaka otopsi yapılması, kan, doku, tırnak gibi örneklerden tetkik yaptırılması ve bu örneklerin bellibir süre saklanmasını sağlayacak düzenlemeye gidilmesi de önerildi.
"28 Şubat'ın da şifresi çözülür"
Özal döneminin önde gelen isimleri raporu şöyle değerlendirdi:
Halil Şıvgın: Özal ölmeseydi siyasete dönecekti. Mesut Yılmaz Başbakan olamayacaktı. Süleyman Demirel de Cumhurbaşkanı olamayacaktı ve daha önemlisi 28 Şubat gibi bir darbe olmayacaktı. Bu açıdan Özal'ın ölümünün aydınlatılması 28 Şubat sürecinin de şifrelerini verecektir.
Bülent Akarcalı: Ölümüne ilişkin iddialara göre yaşadığı somut bir suikast var. Şimdi bu suikastçı halen hayattayken, bu konunun üzerine gidilmeli. Mezarının açılmasına, naaşının çıkarılmasına şahsen razı değilim.
Kaya Toperi: Özel doktoru Cengiz Arslan'ın bana dediği kalpten vefat ettiği yönünde. Ama şüpheyi ortadan kaldırmak, bu komplo teorilerine son vermek için mezarının açılması, kapsamlı otopsi yapılması faydalı olacaktır. Ama ben DDK raporundaki 'ihmal' tespitine katılmıyorum.
Kamran İnan: Raporun ölüm sebebine ilişkin önemli işaretler taşıyor. Savcılık gerekeni yapacaktır.
Mehmet Keçeciler: Özal'ın, son günlerinde "çok hasta" görünüyordu. Biz bir şeyden şüphelenmedik. Rapor mahkemenin yürüttüğü tahkikata yardımcı olacaktır.
Oltan Sungurlu: Raporun gereklerini yerine getirmek lazım. Özal da çevresindekiler de tehlikelere karşı dikkatli değildi.
Yaşar Okuyan: Ambulans olayında çevresindeki insanların ihmali var. Sonuçta bir tertiple düzenlenen suikast sonucu hayatını kaybettiği iddialarını inandırıcı bulmuyorum.