İngiltere’nin Ankara Büyükelçisiydi, İstihbaratın bir numarası oldu! Richard Moore Türkiye'nin dostu mu yoksa...
İngiltere'nin Ankara Büyükelçisi Richard Moore, İngiliz dış istihbarat servisi MI6'nın yeni başkanı olarak atandı. Halen İngiltere Dışişleri Bakanlığında "Politik Direktörlük" görevini yürüten Moore'un görevine sonbaharda başlayacağı kaydedildi.Richard Moore'un, 2014-2017 gibi Türk siyasal, istihbari ve diplomatik tarihinin kritik bir evresinde Birleşik Krallık'ın Ankara Büyükelçisi olarak görev yaptığı biliniyor. Peki Richard Moore, Türkiye'ni dostu muydu yoksa düşmanı mı? Sabah Gazetesi yazarı Ferhat Ünlü değerlendirdi.
İngiltere'nin Ankara Büyükelçisi Richard Moore, İngiliz dış istihbarat servisi MI6'nın yeni başkanı olarak atandı. Halen İngiltere Dışişleri Bakanlığında "Politik Direktörlük" görevini yürüten Moore'un görevine sonbaharda başlayacağı kaydedildi.Richard Moore'un, 2014-2017 gibi Türk siyasal, istihbari ve diplomatik tarihinin kritik bir evresinde Birleşik Krallık'ın Ankara Büyükelçisi olarak görev yaptığı biliniyor. Peki Richard Moore, Türkiye'ni dostu muydu yoksa düşmanı mı? Sabah Gazetesi yazarı Ferhat Ünlü değerlendirdi.
İşte Ferhat Ünlü'nün yazısı...
Vaktiyle İngiliz gizli servisinin 'süpermanvari' hayali ajanı James Bond'u oynayan Roger Moore'un soy adaşı olan Richard Moore, İngiliz Dış İstihbarat Servisi MI6'in (Diğer adıyla SIS-Secret Intelligence Service) başına atandı.
Richard Moore'un, 2014-2017 gibi Türk siyasal, istihbari ve diplomatik tarihinin kritik bir evresinde Birleşik Krallık'ın Ankara Büyükelçisi olarak görev yaptığını sağır sultan bile biliyor. Hatta Moore'un Türkçe'yi, Anglosaksonlar'ın deyişiyle 'advanced' (ileri) seviyede konuştuğunu, Twitter'da Y ve Z kuşağına sempatik gelecek nüktedan söylemleriyle ve Beşiktaşlılığı ile gençlerin de hafızasında yer etmiş bir diplomat olduğuna da...
Fransa'nın eski Ankara Büyükelçisi Bernard Émié'nin Fransız Dış İstihbarat Teşkilatı DGSE'nin başına 2017 yılında atanmasından daha ilginç bir sürpriz oldu bu. Émié'nin DGSE'nin başına geçmesinden sonra Fransızların Suriye ve Libya sahası şöyle dursun İstanbul'da bile Türkiye aleyhine istihbarat faaliyeti yürüttüğüne, bu maksatla mikro istihbarat hücreleri kurduğuna şahit olduk.
Tabii Fransa'nın, Türkiye aleyhine faaliyetlerinde Cumhurbaşkanı Emmaneul Macron'un haddi aşan tarz-ı siyasetinin de etkisi var. Ancak istihbarat teşkilatı başkanlarından beklenen şey, ülkelerinin siyasi yöneticilerini; kısa, orta ve uzun vadede ilgili ülkeyle ilişkileri bozacak diplomatik agresifliklerden uzak tutmaya ikna etmektir. Umarız Richard Moore bunu başarır. Zira imamlardan örgütün finansörlerine İngiltere'de Fetullahçı Terör Örgütü'nün (FETÖ) pek çok önemli ismi barınıyor.
RUSYA VE ÇİN'E ODAKLANACAK
İngiliz medyasında çıkan haberlere bakılırsa Richard Moore'un odaklanacağı iki ülke Rusya ve Çin olacak. Ruslarla İngilizler arasında Litvinenko ve Skripal'ın zehirlenme hadiselerinde şahit olunduğu üzere kıyasıya bir istihbari rekabet var. Bu, kuvvetle muhtemel artarak devam edecektir. Çin ise, ABD açısından olduğu gibi İngiltere açısından da bir ekonomik tehdit olduğu için Moore'un karşı faaliyet yürütmeye çalışacağı ülkelerden biri olacak.
Rusya demişken… Kremlin Sözcüsü Dmitri Peskov'un, yolu Türkiye'den geçmiş diplomatlardan biri olduğunu hatırlayalım. Peskov, 1990 yılında Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler Birliği'nin (SSCB) Ankara Büyükelçiliği'nde idari asistan olarak çalıştı. 1996'da da yine Rusya'nın Ankara Büyükelçiliği'nde başkâtip olarak görev yaptı. Peskov, 2015'teki uçak krizi döneminde arabulucu siyaset izleyen Ruslar'dan biriydi. Öyle ki, kızı Liza Peskova bile "Rusya gibi Türkiye de vatanım. Kimse bizi düşman etmeye çalışmasın" demişti.
ERDOĞAN DÖNEMİNDEKİ İSTİHBARAT DEVRİMİ
Peskov gibi Richard Moore da Türkiye'yi yakından tanıyan bir diplomat. Bu nedenle ülkemizin özellikle son on yılda Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın liderliğinde nasıl bir 'istihbarat devrimi' yaşadığının farkındalar. Osmanlı döneminden bu yana bu topraklarda epey operasyon yürütmüş İngilizler'in, bu büyük değişimi gözlemleyebilecek kadar stratejik istihbarat konusunda tecrübeli oldukları izahtan vareste.
İngilizler, Moore'un gönderdiği raporlarla Türkiye'deki bu istihbarat atılımına yakından şahitlik ettiler. Richard Moore, daha önceden de Türkiye'de çalışmış bir isim, ama son görev dönemi çok daha önemli. (Ocak 2014-Aralık 2017.) Bu süreç; malumunuz olduğu üzere devletin FETÖ'ye karşı savaş başlattığı ve FETÖ'nün Temmuz 2016'da darbe ve iç işgal harekâtına kalkıştığı tarihleri kapsıyor. Moore, 23 Temmuz 2017'de yaptığı açıklamada 15 Temmuz darbe girişiminin arkasında 'Gülen Hareketi'nin olduğunu söylemişti. Eski Büyükelçi, her ne kadar FETÖ'yü 'terörist örgüt' olarak tanımadıklarını söylese de darbe teşebbüsünün arkasında FETÖ'nün olduğunu kabul etmişti.
İstihbarat, arka kapı diplomasisinde çok önemli bir unsur. Richard Moore'un İngiliz istihbaratının başına atanmasının en önemli sebeplerinden biri, belki de birincisi bu. Son atamayla birlikte şöyle bir tablo oluştu: Hali hazırda dünyanın üç önemli gizli servisinin (CIA, MI6 ve DGSE) başında Türkiye'yi yakından tanıyan, hatta Türkçe bilen (Haspel hariç) isimler var.
Soğuk Savaş döneminde gizli servislerin patronluğuna askeri uzmanların getirilmesi yönünde bir eğilim vardı. Türkiye'de de ordunun siyaset ve bürokrasi üzerindeki hegemonyasından ötürü Milli İstihbarat Teşkilatı'nın başına da generaller atanıyordu.
Türkiye, bu zinciri 1992 yılında Sönmez Köksal'ın MİT Müsteşarlığı'na getirilmesiyle kırdı. Buradan bakıldığında diplomat kökenli birini istihbaratın başına atama konusunda Türkiye en atik davranan ülkelerden biri oldu.
Ama MİT, yalnızca istihbarat diplomasisi alanında değil, casusluğa karşı koyma, sınırlarımız dışında operasyon yürütme ve siber istihbarat alanlarında da asıl atılımını 2010 yılından sonra yaptı.