İzmir’de enkaz altında kalan sanki bizdik
Düzce’de 710 vatandaşın yaşamını yitirdiği 7.2 büyüklüğündeki depremde enkaz altından kurtulanlar o kara günü unutamıyor: Kimimiz yakınlarını, kimimiz kolunu, bacağını kaybetti. Unutmak mümkün değil. İzmir depreminde aynı acıları tekrar yaşadık
Düzce'de 12 Kasım 1999'da meydana gelen 7.2 büyüklüğündeki depremin üzerinden tam 21 yıl geçti ancak yaşanan acılar, geride kalan anılar hâlâ dün gibi taze... 710 vatandaşın yaşamını yitirdiği, 2 bin 500 kişinin yaralandığı felaketin yıldönümünde acılar ilk günkü gibi hafızalardaki yerini koruyor. Yapı stoğu yenilenen kentte olası bir depreme karşı başlatılan seferberlikte şehir adetâ küllerinden doğdu. Felaketin izleri silindi. Ama depremi yaşayanlar, yakınlarını kaybedenler o günü bir gün olsun unutmadı. İzmir depremiyle bir kez daha o günlere dönen Düzceliler, SABAH'a konuştu.

'KIZIMI VE KOLUMU KAYBETTİM'
Depremde 3 yaşındaki kızını ve sol kolunu kaybeden 52 yaşındaki simitçi İlhan Ergelen, "7 katlı bir binanın enkazında kaldım. Kapının eşiğinde kalmışım. Çekyatın birinde de eşim ve 3 yaşındaki kızım o anda uyuyordu. Eşim karşıya doğru fırlamış, kızım ise çekyatta kalmış üzerine kiriş denk gelmiş. Sol kolumun üzerinde iki tane kalorifer borusu vardı. 11 saat sonra kurtarıldım. Hem kızımı hem de kolumu kaybettim. İzmir'deki depremle yine içimiz yandı. Aynı acıları tekrar yaşadık" dedi.

'RÜYAMDA GÖRDÜM'
Depremde kızını ve hayat arkadaşını kaybeden 80 yaşındaki ev hanımı Viladet Bayraktar da o günü şöyle anlatıyor: "Ben Hendek'teydim. Rüyamda deprem gördüm. Hemen Düzce'ye dönüp annem ve torunlarımı alıp 'Çıkın buradan. Rüyamda gördüm yine deprem olacak' diyerek 102 yaşındaki annemi ve torunlarımı alıp hep birlikte bizim evimize getirdim. O gün akşam ile yatsı namazı arasında kıyamet koptu. 102 yaşındaki annem ve çocukları kurtardım. Kızım yeni hemşire olmuştu. Bir klinikte çalışıyordu. Deprem esnasında muayenehaneydi. Eşim, evimize gelen misafirler rahat etsin diye kahveye çıkmıştı. Deprem başlayınca 'kızım' diye bağırmaya başladım. Çalıştıkları yerde arkadaşıyla birlikte kapıya doğru koşmuşlar ama kapı, duvar inmiş. Tam 7 gün ben çocuğumu bulamadım. Allah'a evladımın ölüsünü versin mezarını bileyim diye yalvardım. Eşim de kahvede göçük altında kaldı, onun cenazesini 3 günde çıkarabildiler. Her gün içim yanıyor. Ama en çok Kasım ayında içim yanıyor."

'BABAMI KAYBETTİM'
Düzce Üniversitesi Eğitim Fakültesi'nde asistan olarak görev yapan ve 12 Kasım 1999 depreminde babasını kaybeden Behlül Bilal Sezer (31), "Kardeşim, dedem ve ben kendimizi güçlükle dışarıya atabildik. Depremde bizim evimiz yıkılmadı. Babam gittiği bir bina altındaki kahvede yaşamını yitirdi. O acıyı unutmak mümkün mü?" dedi.

'O ANI YENİDEN YAŞADIM'
Depreme Kaynaşlı ilçesinde 5 katlı bir binanın altında işlettiği lokantasında yakalanan ve bir bacağını kaybeden Burhan Şen (65), "İşyerimde biri oğlum 9 kişi vefat etti. Enkazda bacağım kopuk bir şekilde kaldım. Beni 6-7 saat sonra çıkarabilmişler. Acıları içimize atarak yaşamaya devam ettik. İzmir depreminde sanki yeniden enkaz altında kalmış gibi oldum. Dilerim bir daha böyle felaketler yaşanmaz" diye konuştu.