Özgürlüğün fotoğrafı

Tarihe 'postmodern darbe' olarak 28 Şubat'ın bugün 25. yıldönümü. Çeyrek asır önce yaşanan o kara günlerde binlerce kişi acı çekti. Kimi hayatını kaybetti, kimi hayallerini, umutlarını kimi de başarılarını... İstanbul Üniversitesi'nde öğrenim gören Nevin Karakuş ve Asiye Erker de o dönemin en acı tanıklarından.

Özgürlüğün fotoğrafı

Üniversitenin tarihi kapısının önünde günlerce süren protestolar sırasında çektikleri fotoğraflarda o günlerin acısını ilk günkü sıcaklığıyla yüreklerinde hisseden iki kader arkadaşı, kapısından bile alınmadıkları, coplandıkları üniversitenin önünde 25 yıl sonra SABAH'ın objektifine bu kez 'özgürlük' pozu verdi. Cep telefonuyla selfie çeken iki arkadaş mutluluklarını fotoğraf karesiyle ölümsüzleştirdikten sonra 28 Şubat'ın hayatlarında bıraktığı derin izleri anlattı:

"GİZLİ GİZLİ SINAVA ÇALIŞTIM"

Nevin Karakuş(50): Erzurumlu bir ailenin 5 kızından biri. Ailesi Artvin'e taşınınca ilk, orta ve liseyi burada tamamladı. 1989'da liseden mezun olunca üniversiteye gitmek istedi ama ailesi kati surette kız çocuklarının okumasını istemiyordu. Üstelik, hiç görmediği, tanımadığı öğretmeninin kardeşi ile zorla evlendirildi. Şiddet görünce 1,5 yaşındaki kızıyla baba ocağına döndü. Ailesi 'gelinlikle çıktın ancak kefenle dönebilirsin' düşüncesindeydi. Yavrusundan ayrılmak istemese de maddi bağımsızlığı olmadığı için kızının velayetini kahrolarak eski eşine vermek zorunda kaldı. Kızına yeniden kavuşmak için o gün karar verdi: "Üniversiteye gideceğim..." Evde gizli gizli sınava çalıştı. İstanbul Üniversitesi Belge, Bilgi Yönetimi Bölümünü kazandı. Bölüm birincisi oldu. Kızı, onu 'teyze' biliyordu. Tüm bu acılarının içinde 28 Şubat postmodern darbesi yaşadı. Derslere sınavlara alınmadı, okuldan atıldı. Günlerce eylemlere, yürüyüşlere katıldı, coplandı, ölümle burun buruna geldiği anlar oldu, Ahmet Kaya ile yan yana DGM'de ifadesi alındı. Diplomasını 13 yıl sonra alabildi.

ALLAH CUMHURBAŞKANIMIZ'DAN RAZI OLSUN

"Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'dan Allah razı olsun." diyen Karakuş, "Bize özgürlüğümüzü verdi. Bir tek Müslümanlar için değil, Türkiye'de yaşayan her inanç ve kimlikten olan insan için." ifadelerini kullandıktan sonra CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu'na da tepki gösterdi: "Helalleşme teklifi trajikomik. Tüm hayallerimi, umutlarımı, içimdeki neşeyi aldılar. Helalleşmek bu kadar basit mi? Kızımdan ayrı geçirdiğim yıllarımı bana geri verebilecekse helalleşelim."

OKUMA AŞKIYLA GEÇEN ÖMÜR…

Asiye Erker(50): Asiye Erker üniversite hocalarının deyimiyle namı diğer 'Çalıkuşu Asiye' doğma büyüme İstanbullu. Onun da ailesi aynı arkadaşı Nevin gibi "kız çocukları okumaz okusa da bir işe yaramaz" görüşündeydi. Ailesinin rızası olmamasına rağmen eğitiminden vazgeçmedi. İlk, orta ve lise eğitimini dışardan okudu. Üç yıllık ortaokulu bir yılda, dört yıllık lise eğitimini de iki yılda tamamladı. Eğitim hayatında tek başınaydı ve üniversiteye girmek için para biriktirmesi gerekiyordu. Çocuk baktı, dikiş dikti, Eminönü'nden aldığı büyük küçük eşyaları satarak kitap aldı... Tüm bu mücadelenin sonunda Asiye İstanbul Üniversitesi Türk Dili ve Edebiyatı bölümünü kazandı ve bölüm birincisi olarak bitirdi. Üniversite yıllarından, "Çok güzel, çok öğretici ve kendi içimde büyük inkılaplar yaptığım yıllardı" diye bahsediyor Eker. Sülalesinde okuyan tek kadındı.

Akademisyen olmak istiyordu. Hayallerine ulaşmak için tek bir adım kalmıştı. Akademiye girebilmek için yüksek lisans yapması gerekiyordu. Yüksek lisans eğitimine başladığı sırada 28 Şubat olayları başladı. Aynı arkadaşı Nevin gibi, coplandı, hakaretlere uğradı, inancı yüzünden aşağılandı, kurt köpekleri üstüne salındı ve hayatını kaybetme ihtimaliyle yüz yüze geldi. Ailesi 'biz sana söyledik okuma bak başına ne işler geldi' diyordu ama Çalıkuşu Asiye yılmadı, vazgeçmedi; direndi. Öğretmenlik yapmak, iş bulmak, çalışmak istedi fakat üniversite mezunu olmasına rağmen başörtülü olduğu için tüm kapılar yüzüne kapandı. En sonunda kız arkadaşlarıyla birlikte saçlarını kökünden kesip, uçlarına isimlerini yazıp bir çuvala koydular ve Süleyman Demirel'e gönderdiler. Ailesinde başka okumak isteyen kızlar olursa vazgeçirmek için Asiye Erker örnek gösteriliyordu. 'Bak o okudu da ne oldu?' diyorlardı.

17 YIL BEKLEDİM…

Erker, "Ben 17 yılımı kaybettim. Yüksek lisans diplomamı almak için, sülaleme bir kadınının okuyup, başarılı olabileceğini, ülkesine katkı sağlayabileceğini gösterebilmek için 17 yıl bekledim" ifadelerini kullanıyor. Defalarca kez Cumhurbaşkanı Erdoğan'a mektup yazdığını belirten Erker sözlerine şöyle devam etti: "Recep Tayyip Erdoğan'ın bizim için bir şeyler yapacağını biliyordum. Mektubuma cevap alamadım ama o bizim için mücadele etti ve özgürlüğümüzü verdi."

Asiye Erker 1800 sayfalık tezini verip yüksek lisansını başarıyla tamamladı. Yıllar içinde tüm ailesi hayatını kaybetti. Şu anda iki çocuğu ile birlikte İstanbul'da yaşıyor ve hem Türk Dili ve Edebiyatı hem de Osmanlı Türkçesi öğretmenliği yapıyor.

"Türkiye 28 Şubat'ta, ara nesil edebiyatı gibi ortada kalan, parası olmayan; yurtdışında, özel kolejlerde okumayan binlerce kız erkek çocuğunun ümitlerini kaybetti. Hem haydi kızlar okula kampanyası yapıp hem bu kadar zorluklarla okumuş kadınların önüne bu kadar zor bir hayat çerçevesi çizmeleri koskoca bir yalan. Hani kızlar kıymetliydi, hani kızlar okuyacaktı... Sadece kendi tarzlarında olan insanlar mı okuyacaktı? Benim ailem de bana okumayacaksın diyordu. Bu iki tavır da hiç özgür değil."

"Biz istenmeyen, işaretlenen, ayaklar altında ezilen, değerleri savrulan insanlardık. Türkiye'de tesettürlü olmak Amerika'da zenci olmaktan daha zor bir hayat şartını beraberinde getiriyordu."

"2003 yılında ağır alerjik krizleri geçirdiğim için Gülhane Askeri Tıp Akademisi'ne(GATA) yarı baygın şekilde kaldırıldım. Kapıdaki polis, "ben sizi içeri alamam çünkü kamusal alandayız başınızı açın eğer ben sizi içeri alırsam akşam beni kovarlar" dedi. Orada ölsem kapıdan cesedimi içeri almayacaklar. Böyle bir düşmanlık, kin güdülüyordu bizlere. Halk otobüslerine bile bindirmiyorlardı bizi. Yıllarca utandım, sokağa çıkamadım."

FOTOĞRAFLAR: HATİCE ÇINAR