"HUZUR İKLİMİNİN OLUMLU SONUÇLARI"
Gençlik Kolları Başkanlığının düzenlediği, "İlk Oyum Erdoğan'a, İlk Oyum AK Parti'ye Programı"nın aslında Türkiye Yüzyılı'nın ayak sesleri olduğunu bildiren Erdoğan, Diyarbakır'ın; tarihiyle, türküleriyle, lezzetleriyle, muhabbetiyle ve hepsinden önemlisi insanıyla ayrı güzellikte bir şehir olduğunu söyledi.
"Yıllarca terör örgütlerinin baskısı altında, insanların güvenliklerinden endişe duyarak yaşadıkları Diyarbakır, artık geride kaldı." diyen Başkan Erdoğan, "Diyarbakır, şairin, 'Bunlar engerekler ve çıyanlardır. Bunlar aşımıza, ekmeğimize göz koyanlardır.' diyerek tarif ettiği eşkıyalardan kurtuldukça özünü yeniden bulmuştur." ifadesini kullandı.
Bugün gündüzüyle gecesiyle huzur dolu bir Diyarbakır olduğunu vurgulayan Erdoğan, şöyle konuştu:
"Surların, camilerin, kiliselerin, taş binaların, buram buram tarih kokan silüetleri belirgin hale gelmiştir. Hevsel bahçelerinin bitkileriyle, kelebekleriyle, çocuklarıyla, neşesi yerine gelmiştir. Şehrin dört bir yanında, ardı ardına yükselen fabrikalarda işine, aşına, geleceğine sarılan insanların alın terlerinin bereketi, haneleri doldurmuştur. Bu huzur ikliminin olumlu sonuçlarını, insanımızın günlük hayatından ekonomiye kadar her alanda görmek mümkündür. Bugün buradaki buluşmamızı da Diyarbakır'ın yeniden ülkemizin önde gelen sanayi, ticaret, kültür, sanat ve elbette gastronomi şehri haline gelme iradesinin bir sembolü olarak telakki ediyorum."
"SON BİR AY İÇERİSİNDE PUTİN'LE 5 KEZ GÖRÜŞMEMİZ VAR"
Başkan Erdoğan, açılış konuşmasının ardından programı sohbet şeklinde devam ettirmek istediğini söyledi.
Programda bulunan gençlerden biri, Batman'da geçen yıl gerçekleştirilen gençlik buluşmasında bir katılımcının Başkan Erdoğan'ı Kürtçe selamlamasından etkilendiğini belirterek, "Kürtçe konuşmanın yasaklandığı ve Kürtçe konuşanların zindanlara atılıp işkence gördüğü Diyarbakır'dan ben de sizleri Kürtçe selamlamak istiyorum." ifadesini kullandı.
Genç, Kürtçe "Değerli Cumhurbaşkanım hoş geldiniz, sefa getirdiniz. Hepimiz sizi canı gönülden, yürekten çok seviyoruz ve çok değer veriyoruz. İyi ki varsınız." dedi.
Dicle Üniversitesi Diş Hekimliği Fakültesi öğrencisi, 19 yaşındaki genç ise ilk kez oy kullanacağını belirterek, Erdoğan'a, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin'in, "Türkiye'ye doğal gaz merkezi kurulabilir" açıklamasını ve Türkiye'nin tahıl koridoru sürecini nasıl sağladığını sordu.
Başkan Erdoğan, gencin sorusunu şu şekilde yanıtladı:
"Özellikle tespit ettiğiniz soru, şu anda ekranları başında bizi izleyen milletim için çok büyük önem arz ediyor. Tabii biz, dünyaya malum hamburger yemeye gitmedik. 20 yıldır, gerek Başbakanlığım gerek Cumhurbaşkanlığım döneminde, dünya liderleriyle sürekli görüşme halinde olduk. Sadece son bir ay içerisinde Sayın Putin'le 5 kez görüşmemiz var. Zelenskiy ile aynı şekilde. Öbür tarafta ABD başkanıyla telefon diplomasisiyle görüşmelerimiz var. Eğer siz, bu tür görüşmeleri yoğunlaştırırsanız, bir araya gelirseniz onlarla siyasi, ticari, ekonomik, kültürel ilişkilerinizi arttırırsanız, tabii ki bu dostluk ne yapıyor? Zirve yapıyor. İşte biz bunu başardık. Biz bunu başardığımız için de o kritik dönemde Sayın Putin ile, Zelenskiy ile burada aracı olabilir miyiz diye bir adım attık ve her iki taraf da önce Antalya'ya dışişleri bakanlarını gönderdiler.
Daha sonra Dolmabahçe'ye bu tahıl koridoruyla ilgili adımı atmak için yine heyetlerini gönderdiler. Bu tahıl koridorundan şu anda 8 milyonu (ton) aşan bir tahılı dünyaya servis ettik. Sayın Putin'le yaptığımız son görüşmede de kendisinden, özellikle tabii bu arada, tahılın dışında bir de Afrika ülkesi başta olmak üzere, oraların az gelişmiş veya geri kalmış ülkelerine neler aktarabiliriz, bunun adımlarını attık. O da neydi? Gübre konusu. Olay sadece tahıl değil. Gübre var. Çünkü kuraklığın yoğun olduğu bu ülkelere bir de gübreyle onların bu sıkıntısını gidermeniz gerekiyor. Sayın Putin'le yaptığım son görüşmede bunun da önünü inşallah aşacağız. Böylece bu az gelişmiş, gelişmekte olan ülkelere tahıl ve gübreyle bu adımı atacak ve Türkiye olarak dünyadaki farklı yerimizi ispat edeceğiz."
2023'te yapılacak seçimleri anımsatan Erdoğan, "Gençlerimizle beraber şu 7 ay içerisinde çok çalışacağız. Sandıkları da haziran ayında beraber patlatacağız. Dünya Türkiye'nin ayağa kalkışını bekliyor. Bugün Diyarbakır Çevre Yolu'nun açılışını yaptık. Bugüne kadar buralarda bunların bir adımı var mıydı? Yok. Şu anda rahmetli üstat Sezai Karakoç'un adının verildiği bu kültür merkezinde beraberiz. Kültür bizim işimiz, altyapı bizim işimiz." diye konuştu.
Bir gencin, "İlk oyunuzu kullandığınız seçimi hatırlıyor musunuz? Nasıl hissetmiştiniz? O dönem sizin oy eğiliminizi belirleyen etmenler nelerdi?" sorusuna Erdoğan, "İlk oyu rahmetli Erbakan Hocamıza vermiştim. Onlar ne diyordu, 'Parlamentoyu çoluk çocuğa mı bırakacaksınız?' Biz çoluk çocuğa bırakmadık. Biz Fatih'in İstanbul'u fethettiği yaştasın anlayışıyla gençlerimize bıraktık." yanıtını verdi.
"YASAL OLARAK BİR SIKINTI YOK AMA ANAYASAL OLARAK DEĞİŞİKLİK YAPALIM"
Üniversite öğrencisi Merve Karakayalı'nın başörtüsü meselesinin çözümü sürecinde unutamadığı bir anısını olup olmadığını sorması üzerine Erdoğan, şunları söyledi:
"Kızlarım imam hatip okulunda başörtülü olarak okula sokulmuyordu. Böyle bir dönem yaşadılar. Ben mecburen bir kızım için benim imam hatipten arkadaşım olan ve bir imam hatipte müdür olan arkadaşımla görüştüm. 'Kızım başörtülü derslere giremiyor' dedim. 'Başkan ne düşünüyorsun, gönder bana' dedi. Kızımı bir kız arkadaşıyla o imam hatibe gönderdim. Kızım orada imam hatibi bitirdi. Bu ülkede ne çileler çekildi. Yeğenlerim giremiyordu, anneleri gidip imam hatibin kapısında kızlarının girişini bekliyordu. Üniversitelerde başörtülü kızlarımızın başlarından başörtüsünü polis kardeşlerimiz almak zorunda kalıyordu. Genel başkan yardımcısı olan kadın o zaman İstanbul Üniversitesinin ikna odalarının başında bulunuyordu. O zaman televizyon oturumlarından başörtüsüne 'bez parçası' diyen Bay Kemal, şimdi utanmadan sıkılmadan 'Ben çözeceğim' diyor. Böyle bir problem yok ki artık. Başörtülü kızlarımız eğitim öğretime gidiyor, valimiz var, silahlı kuvvetlerde artık askerimiz var, hakim ve savcı var. Ey Bay Kemal. Biz şimdi diyoruz ki; başımıza bir daha bu dertler gelmesin, onun için hazırlığımızı yapıp Anayasa değişikliği yapalım ve yola böyle devam edelim. Zaten yasal olarak bir sıkıntı yok ama anayasal olarak da böyle bir değişikliği yaparsak bunların yapacak bir şeyi kalmaz."
"ŞİİR OKUYANLARIN CEZAEVİNE GİRMEDİĞİ BİR TÜRKİYE'NİN ÖZLEMİNİ YAŞIYORUM DEMİŞTİ"
Erdoğan, başka bir gencin, Ahmet Kaya ile olan samimiyetini anımsatıp, onunla olan bir anısını paylaşmasını istemesi üzerine, şunları anlattı:
"Belediye başkanlığım döneminde Sayın Kaya ile bizim ilişkimiz baya ileriydi. Hatta bazı programlarıma özellikle rahmetli Ahmet Kaya'yı davet ederdim. Mesela bunlardan biri Ali Sami Yen Stadı'nda yapılan programdı. O programa da katılmıştı. Hepsinden öte, ben cezaevine gireceğim günün arifesinde büyük bir program düzenlenmişti. 1 milyona yakın insan o gece oradaydı. O gecenin önemli sanatçılarından bir tanesi Ahmet Kaya idi. Tabii Ahmet Bey'in orada çok önemli bazı ifadeleri vardı. 'Şiir okuyanların cezaevine girmediği bir Türkiye'nin özlemini yaşıyorum' demişti. Önceleri Ahmet Kaya'ya methiyeler düzenlerin bir törende nasıl terbiyesizlikler yaptıklarını, nasıl tabak çanak kırmak suretiyle Ahmet Kaya'nın adeta üzerine saldırdığını gördüğümüzde bunların nasıl çok yüzlü olduklarını hatırlıyorum. Yedikule'deki o konuşma unutulur gibi değil. Başbakanlığım döneminde Sayın Kaya'yı ülkemize getirmeyi arzu ettim. Ailesine bu konuda daveti yaptım. O zaman aile buna sıcak bakmadı. Bölgenin önemli bir temsilcisi olarak, duyguların onun sesinde, sazında yer edindiği bir sanatçı olarak, bir devirdi geldi geçti. Onun için tekrar ailesine başsağlığı, kendisine rahmet diliyorum."

"BEN GENÇLERE TAVSİYE EDİYORUM, NURİ PAKDİL'İ MUHAKKAK OKUYUN"
Bir genç kız Diyarbakır'da düzenlenen Sur Kültür Yolu Festivali'nde kentin kültürel zenginliğinin dünyaya tanıtıldığını, yıllarca silah seslerinin gölgesinde kalan bölgede bu kez sanatın ve sanatçının sesinin yükseldiğini ancak kimilerinin bundan rahatsızlık duyduğunu, bu süreçte kimin gerçekten Kürtlerin yanında olduğunu bir kez daha gördüklerini belirterek, Başkan Erdoğan'a ve emeği geçenlere teşekkür etti.
Bir başka genç ise Başkan Erdoğan'a bir konuşmasındaki "Muhafazakar devrimcilerle 2023'ü başarıyla bitireceğimize inanıyorum" sözlerini hatırlatarak, "Muhafazakar devrimci ne demek? Muhafazakar devrimci gençler nasıl olur?" sorusunu yöneltti.
Bunun üzerine Erdoğan, "Muhafazakar devrimcilerin özellikle kimliği millidir, yerlidir ve vatanseverliktir. Ve muhafazakar devrimcilerin bütünüyle hedefi ülkesini muasır medeniyetler seviyesinin üstüne çıkarmaktır. Onun için Nuri Pakdil'i oku. Ben gençlere tavsiye ediyorum, Nuri Pakdil'i muhakkak okuyun. Çünkü 'En büyük muhafazakar devrimci benim' diyor." ifadesini kullandı.
"HERHALDE İZİN VERDİLER"
Mardin'in Nusaybin ilçesinde PKK'lı teröristlerce 2 yıl önce düzenlenen saldırıda şehit olan inşaat mühendisi Mazlum Gözenoğlu'nun kız kardeşi Jiyan Gözenoğlu ise terörle mücadelede gösterilen başarıdan dolayı Başkan Erdoğan'a teşekkür ederek, terörü ve terörü destekleyenleri lanetledi.
Gözenoğlu'nun daha sonra CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu'nun ABD ziyaretini hatırlatarak, "Kiminle bilmiyoruz ama birileriyle görüştü. Adaylık meselesi gündemdeyken Amerika ziyareti bizlere çok manidar geldi. Siz bu ziyareti nasıl yorumluyorsunuz?" sorusu üzerine Erdoğan, şunları kaydetti:
"Şimdi bu ziyareti ben yorumlarsam benim için ayıp olmaz mı? Galiba dün bir televizyon programında aday olduğunu açıklamış, herhalde izin verdiler. İzin verdikleri için o da adaylığını Sivas'ta bir yerel radyoda açıkladı. Hayırlı olsun. Bu isabetli bir şey oldu. Türkiye, evet Bay Kemal gibi bir adayı görmekle inşallah nasıl bir cumhurbaşkanlığı yarışını görecek, bunu beraber yaşayacağız. Bizim bir sıkıntımız yok. Tamam. Onlar bugüne kadar bu ülkede ne yaptılar, hangi yatırımı yaptılar, ellerindeki bu kadar belediye başkanlarıyla ne çıkardılar, çıksınlar bunları konuşsunlar. Biz de bugüne kadar 20 senede ne yaptık A'dan Z'ye hepsini milletimize anlatacak, yolumuza devam edeceğiz. Durmak yok, yola devam."
SEZAİ KARAKOÇ'UN "SÜRGÜN ÜLKEDEN BAŞKENTLER BAŞKENTİNE" ŞİİRİNİ OKUDU
Bir başka genç kız ise şu an Diyarbakır'ın Sur ilçesi yakınlarında olduklarını ve yıllar önce buraların terör örgütünce yakılıp yıkıldığını anlatarak, "Maalesef ki hiçbir kutsalımıza saygı gösterilmeden camilerimize kadar girilip içleri yakıldı ve oralar karargah haline getirildi. Bize bu acıyı, bu zorluğu, bu darlığı ve sıkıntıyı yaşatanları unutmadık, unutmayacağız. Bir Kürt kızı olarak sizinle gurur duyuyorum." dedi.
Başkan Erdoğan'a uzun ömürler dileyen genç kız, o dönem acı bir kayıp yaşadıklarını, Yasin Börü ve arkadaşlarını şehit verdiklerini anımsatarak, "Şu anda sizin huzurunuzda Yasin Börü ve arkadaşları için Fatiha okumak istiyorum." dedi. Genç kızla birlikte Erdoğan ile salondakiler de Fatiha okudu.
"Biz sizin şiir okumanızı çok seviyor ve büyük bir keyifle dinliyoruz." diyen bir genç kızın ise Sezai Karakoç'un memleketinde, onun adının verildiği bir kültür merkezinde olduklarını hatırlatarak, onun şiirlerinden birini okumasını istemesi üzerine Erdoğan, Karakoç'un "Sürgün Ülkeden Başkentler Başkentine" şiirini okudu.
Program sonrası Başkan Erdoğan, sahnede gençlerle hatıra fotoğrafı çektirdi.