TBMM Başkanı Kurtulmuş: Türkiye artık dünyada yükselen yeni merkez adayı olan ülkelerden
TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş, Özbekistan’a giderken uçakta gazetecilerle söyleşi gerçekleştirdi. Kurtulmuş, dünyanın çok kutuplu bir sisteme doğru gittiğini belirterek, “Ne iki kutuplu ne de tek kutuplu bir dünya olacak, çok kutupluluk dünyada hakim olacak. Bildiğimiz kutuplaşmadan ziyade çok merkezli bir dünyaya doğru gidiyoruz” dedi. Kurtulmuş, Türkiye’nin dünyada yükselen yeni merkez adayı olan ülkelerden olduğunu söyledi.
Parlamentolar Arası Birlik (PAB) 150'inci Genel Kurulu, Özbekistan'ın başkenti Taşkent'te düzenleniyor. Genel kurula TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş da katılıyor. Kurtulmuş, Özbekistan giderken uçakta gazetecilerin sorularını cevaplandırdı.
Kurtulmuş'un sorulara verdiği cevaplar şöyle:
Dünya son dönemde bir güç savaşına, ticaret savaşına doğru evriliyor. BM'nin bir geçerliliği kalmadı. İnsanlık suçu işleniyor, katliam yapılıyor ve BM'den hiçses yok. Dünyadaki son gelişmeler çerçevesinde değerlendirmeniz ne olur?
Dünyanın yeni bir döneme girdiğini yıllardır söylüyoruz. Özellikle son dönemdeki gelişmelerle, artık eski dünya sistemine ilişkin ne varsa bunların hiçbirisinin geçerli olmadığını, yepyeni bir dünyanın kurulmakta olduğunun işaretlerini görüyoruz.
Amerika'nın, Afganistan'dan 2021 yılının yazında apar topar çekilmesinin, Berlin Duvarı'nın yıkılması gibi sembol bir tarih olduğunu düşünüyorum. Bu süreçle birlikte, Amerika'nın yönettiğini zannettiği bir dünya sisteminin artık geçerliliğini korumayacağı ortaya çıkmış oldu. Bundan sonra sistemin nasıl gelişeceğine ilişkin bugünden yarına çok net detaylar söylemek mümkün değil ama söyleyeceğimiz en temel şey şudur. Dünya artık çok kutuplu bir sisteme doğru gidiyor. Ne iki kutuplu ne de tek kutuplu bir dünya olacak, çok kutupluluk dünyada hakim olacak. Bildiğimiz kutuplaşmadan ziyade çok merkezli bir dünyaya doğru gidiyoruz. Sayın Trump'ın bu çıkışlarının; yeni dönemin ne olduğunu, nasıl gelişeceğini anladığını ve bundan dolayı da elini yükseltmek için ortaya koyduğu birtakım fikirler olduğunu düşünüyorum. Muhtemelen bir müddet sonra, Trump'ın bu çok üst perdeden dile getirmiş olduğu yaklaşımların gerçekleşmesinin çok kolay olmadığı anlaşılacaktır.
Avrupa, Rusya'nın Kırım'ı ilhakıyla birlikte dünya siyasetinden geriye çekilmek zorunda kaldığı bir dönemi yaşadı. Eğer 2014 yılında Kırım'ın ilhakına Avrupa bir cevap verebilmiş olsaydı, bambaşka bir dünya gelişebilirdi fakat Avrupa kendi iç dengesi ya da dengesizliği dolayısıyla ilhaka karşı ses çıkaramadı. Bugün Avrupa'nın geldiği güvenlik endişeleri, korkularının da işin içerisinde olduğu bu süreç, aslında Avrupa'yı bekleyen bir sonuçtu.
Ayrıca Trump'ın, ilk dönemde söylediğini bu dönemde açık bir şekilde uygulayacağı görülüyor. Trump, Avrupa'nın, güvenlik meselesini Amerika'nın da NATO'nun da yüklenmeyeceğini açıkça ifade ediyor. Dolayısıyla Avrupa, denklemin dışına çıkmış olacak. Burada Avrupa, Amerika, Rusya, artık ikili-üçlü bir denklem içerisine girmiştir. Bu ilişkilerin nasıl gelişeceğini belirleyecek olan Ukrayna-Rusya savaşının hangi şartlarda sonlandırılacağıdır. Bu sadece Ukrayna'yı ve Rusya'yı değil aynı zamanda Avrupa'yı da yakından ilgilendiriyor.
Trump, küresel ölçekte yeni güç merkezlerinin ortaya çıkmasını engelleyebilmek için özellikle ilk döneminde başlatmış olduğu ticaret savaşlarını artırarak devam ettireceğini ortaya koyuyor. Hiç şüphesiz bu karşılıklı bir oyun şeklinde gelişecek. Ama nereden bakarsanız bakın, bütün bu gelişmelerin önce vekalet savaşları diye terör örgütleri üzerinde sürdürülen savaşlar, arkasından ticaret savaşlarıyla uzun bir süredir devam eden bu yüksek gerilimlerin dünyayı çok tehlikeli bir noktaya doğru sürüklediği aşikardır.
Dünyada yaşanan gerilimleri önleme yeteneği olmayan uluslararası bir sistemle karşı karşıyayız. Yani artık sadece kağıt üzerinde var olan, fiiliyatta olmayan, hiçbir yaptırım gücü olmayan metinlerin bir iyi niyet temennisinden öte anlam ifade etmediği bir sisteme doğru geçiyoruz. Onun için de bizim süratle Türkiye olarak yıllardır söylediğimiz sözü, çok daha yüksek perdeden dünyaya anlatmamız lazım. Yeni bir dünyanın kurulması gerekiyor. Önce hangi ilkeler üzerinde bir dünya sistemi oluşacağına ilişkin hep beraber karar vermek zorundayız. Dünyada farklı ulusların ortak çalışmalarının gündeme getirilmesi, başta Birleşmiş Milletler olmak üzere bütün uluslararası sistemin, yani küresel, siyasal ve ekonomik mimarinin yeniden dizayn edilmesi şarttır. Bunu yapabilmek için, yani hem çözüm bulmak hem de bütün gerilimlerle ilgili Türkiye'nin başından beri ortaya koyduğu; diplomasi kanallarını sürekli açık tutmak, en zor sorunları bile müzakereyle masada karşılıklı rızayla çözebilmek için öncelikle niyeti ortaya koymak gerekir. Dolayısıyla dünyanın bu kadar büyük gerilimleri yaşadığı bir dönemde Türkiye'nin tezlerinin daha da önemli hale geldiğini görüyoruz.
Bu gerilimler, sadece diplomasi mahfillerinde ya da siyaset merkezlerinde ortaya çıkan gerilimler değildir. Artık gerilimin tarafı olanların elinde, düne göre çok daha ölümcül silahların olduğu, çok daha güçlü silahlanma yarışının içerisine girildiği bir dünyadayız. Bu kadar çok silahlanma yarışının sonucunda işin nerede ve nasıl duracağı belli olmaz. Bunun için silahlanma artık caydırıcı olmanın ötesine geçmiştir. Bunun da önlenmesi için çok güçlü, samimi bir şekilde müzakere mekanizmasının kurulması elzemdir.
Dünya çok kutuplu bir yöne evriliyor diyoruz ama tekrar yine Yalta gibi Rusların, Amerikalıların olduğu bir dünyanın kurulma ihtimali var mı? İki kutuplu dünya ihtimaline gitme imkanımız var mı?
Yakın dönemde öngörmüyorum. Çok köklü değişikliklerinolması lazım. Çünkü çok merkezlilik derken; dünyada bugün farklı bölgelerin öne çıkacağını görüyoruz. Çin, bu merkezlerden bir tanesi... Hindistan, Brezilya, Meksika, Türkiye artık dünyada yükselen yeni merkez adayı olan ülkelerdir. Dolayısıyla tekrar iki kutuplu ya da tek kutuplu bir sisteme dönüş olmayacağını, çok merkezli, çok kutuplu bir dünyanın önümüzdeki dönemi şekillendireceğini düşünüyorum.
ABD, 60 ülkeye ağır gümrük vergileri getirdi. Türkiye'ye ise daha düşük, yüzde 10 vergi getirdi. Bu Türkiye için bir avantaj olabilir mi?
Trump'ın yapmak istediği aslında sadece gümrük vergilerini artırmak değil, şu anda dünyada var olan küresel ticaret mekanizmalarını tersyüz etmektir. Yani orada da bu kadar büyük dünya ticaret mekanizmalarına müdahale edilmesi, dünya ticareti bakımından yeni birtakım dengesizlikleri, çatışmaları ortaya çıkaracaktır. Görece olarak Türkiye'ye az vergi konulması, belki diğer ülkelere göre daha iyi bir durumdur ama Türkiye açısından çok önemli ya da bulunmaz bir fırsat olarak görmüyorum.