Başkan Erdoğan'dan dijital zorbalık uyarısı: Evlatlarımızı teslim edemeyiz

Başkan Recep Tayyip Erdoğan, Türkiye Eğitim Teknolojileri Zirvesi'nde konuştu. Dijitalleşmenin yayılması ile birlikte insanlık olarak bir dijital kuşatma ile karşı karşıya olduklarını söyleyen Başkan Erdoğan, "Dijital zorbalık ve linç kültürü çocuk, genç, yetişkin demeden herkesi tehdit ediyor. Travmalar kaygı bozuklukları ve intihar vakaları dijital zorbalık ve linç kültürünün nasıl bir bela olduğunu göstermektedir. Evlatlarımızı dijital derebeylerin insafına terk edemeyiz." ifadelerini kullandı.

Başkan Erdoğan’dan dijital zorbalık uyarısı: Evlatlarımızı teslim edemeyiz

Başkan Erdoğan, burada yaptığı konuşmada şunları söyledi: Bakanlığımızın kıymetli mensupları, değerli öğretmenlerimiz, sevgili öğrencilerimiz, çok kıymetli misafirler, Sizleri en kalbî duygularımla, hürmetle, muhabbetle selamlıyorum. Altıncı Türkiye Eğitim Teknolojileri Zirvesi münasebetiyle sizlerle bir arada olmanın bahtiyarlığını yaşıyorum. Artık geleneksel hale gelen zirveyi bu sene de başarıyla tertip eden Millî Eğitim Bakanlığımızı, Sayın Bakan ve ekibini yürekten tebrik ediyorum. Organizasyonun tüm paydaşlarına canıgönülden teşekkürlerimi iletiyorum. Türkiye'den ve dünyanın farklı ülkelerinden programa iştirak eden tüm misafirlerimize, göz bebeğimiz İstanbul'a hoş geldiniz diyorum. Gerek akademide gerekse teknoloji ve iş dünyasında başarılarıyla öne çıkan ve inşallah zirveye çok değerli katkılar yapacak tüm konuşmacılara şimdiden teşekkür ediyorum. Yapay zekâ ve inovasyonun eğitimdeki rolünün tüm yönleriyle ele alınacağı zirvenin hepimiz için hayırlar getirmesini diliyorum.

Başkan Erdoğan’dan dijital zorbalık uyarısı: Evlatlarımızı teslim edemeyiz

EVLATLARIMIZIN GÖZLERİNDEN ÖPÜYORUM

Bugün aynı zamanda 2024-2025 eğitim-öğretim yılını da nihayete erdirmiş bulunuyoruz. Bu vesileyle ülkemizin dört bir yanında karne heyecanı yaşayan tüm evlatlarımızın tek tek gözlerinden öpüyor, her bir yavrumuza Rabb'imden üstün muvaffakiyetler niyaz ediyorum. Türkiye'nin yarınlarını şekillendirecek, Türkiye Yüzyılı tasavvurumuzu her veçhesiyle hayata geçirecek bu evlatlarımızın kıymetli ailelerine; Edirne'den Iğdır'a, 81 ilimizin tamamında, köylerimizde, ilçelerimizde, şehir merkezlerimizde fedakârca görev yapan tüm öğretmenlerimize; kar, yağmur demeden, mesai mefhumu gözetmeden özveriyle çalışan Maarif Ordumuzun bütün neferlerine en içten şükranlarımı sunuyorum. Öğretmenlik mesleğini icra ederken şehit düşen Aybüke Yalçın kızımızı, Necmettin Yılmaz evladımızı, aynı kutlu ideal uğrunda can feda eden tüm şehit öğretmenlerimizi rahmetle, minnetle yâd ediyorum. Rabb'im hepsinin ruhlarını şâd, makamlarını âli, mekânlarını cennet eylesin. Bir nesil üzerimde emeği olan ve dâr-ı bekaya irtihal etmiş tüm hocalarıma da Cenab-ı Allah'tan rahmet, hayatta olanlara sıhhatli ömürler diliyorum. Son olarak, cumartesi ve pazar günü Yükseköğretim Kurumları Sınavı'na girecek tüm öğrencilerimize Rabb'imden zihin açıklığı niyaz ediyorum.

Başkan Erdoğan’dan dijital zorbalık uyarısı: Evlatlarımızı teslim edemeyiz

SAHADA VARLIK GÖSTERİYOR

Kıymetli misafirler, teknolojinin hayatın her alanına hem de derinlemesine nüfuz ettiği bir dönemi hep birlikte yaşıyoruz. Dijital teknolojiler, büyük veri, yapay zekâ ve kuantum bilişimi gibi nice yenilik, bugünün dünyasında ekonomiden ulaşıma, savunmadan diplomasiye, tarımdan ticarete her sahada güçlü bir varlık gösteriyor. Bilgiye erişim geçmişte hiç olmadığı kadar kolaylaşırken, bilgiyi işleme, analiz etme ve kullanma süreçleri de aynı ölçüde hızlanmış durumda. Türkiye olarak bu baş döndürücü değişime en hızlı uyum sağlayan, hatta çoğu alanda öncülük eden ülkelerden biriyiz. Gerek savunma sanayiinde son 23 yılda elde ettiğimiz tarihî başarılar, gerekse eğitim teknolojilerinde yaptığımız devrim niteliğindeki hamleler bu hakikatin en güçlü göstergelerini teşkil ediyor. Burada şu hususun altını özellikle çizmek arzusundayım: Bir ülke için eğitim, yalnızca fiziki şartları ve teknolojik boyutuyla değil, fikrî altyapısıyla da en hayati sahalardan biridir. Müfredatından eğitimci kadrosuna, imkân ve kabiliyetleri itibarıyla çağa ayak uyduramayan eğitim sistemleri başarısız olmaya mahkûmdur. Kökleriyle bağlarını koparmış, ilmî ve fikrî müktesebatına sırt çevirmiş, istikbalini yabancıların ve yabancı ideolojilerin insafına bırakmış bir eğitim anlayışının sonu ise elbette ki hüsrandır.

HER GEÇEN GÜN DAHA İYİ ANLIYORUZ

Merhum münevverimiz Samiha Ayverdi bunu şöyle dile getiriyordu: "Memleketin dert ve davalarına başını eğmiş her vatandaşın bilmesi gereken bir gerçek vardır. O da, bir ölüm kalım meselesi olarak ele alınması gereken hususun eğitim ve öğretim politikamız olduğu hakikatidir." Evet, bu tespitlerin ne kadar doğru olduğunu her geçen gün daha iyi anlıyoruz. Biz de bu hakikatler ışığında göreve geldiğimiz ilk günden itibaren eğitime ayrı bir sayfa açtık. Katsayı uygulaması ve başörtüsü yasakları gibi haksızlıklara son verdik. Fiziki ve teknik imkânlardan sınıf mevcuduna kadar, eğitim kurumlarımızı çağın ihtiyaçlarını karşılayan modern ve güçlü bir yapıya kavuşturduk. Müfredatı yeniledik, eğitime erişim imkânlarını güçlendirdik, teknolojik altyapıyı önemli ölçüde iyileştirdik.

Başkan Erdoğan’dan dijital zorbalık uyarısı: Evlatlarımızı teslim edemeyiz

EĞİTİM SİSTEMİNİ YENİDEN İNŞA ETTİK

İnsan ve bilgi odaklı, kültür ve medeniyet değerlendirmemize dayalı, millî ve manevî hasletlerimizle barışık bir eğitim sistemini yeni baştan inşa ettik. Bu sistemin en kritik bileşenlerinden biri de 2011'de başlattığımız ve Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli'yle çok daha ileri bir seviyeye taşıdığımız FATİH Projesi oldu. Dijital teknolojileri her sınıfımıza ulaştırmak ve okullarımızda teknolojinin kullanımını yaygınlaştırmak üzere hayata geçirdiğimiz bu proje kapsamında şimdiye kadar 21.576 okulumuzun ağ altyapı kurulumunu tamamladık. Çok kısa bir süre içinde 8.200 okulumuzun daha ağ altyapısını kurarak bu okullarımıza yüksek hızlı internet hizmetini sunacağız. Ayrıca 13.800 okulumuza yüksek hızlı ve güvenli fiber internet erişimi sağladık. Bu hizmeti 18.000 okulumuza daha ulaştırmak için çalışmalarımızı sürdürüyoruz. 27.962 okulumuz kablolu internet, 4.382 okulumuz mobil internet, kırsalda bulunan 1.040 okulumuz ise uydu üzerinden internetle buluşturuldu. Böylelikle tüm okullarımıza etkin bir şekilde internet hizmeti sunmuş olduk.

İLK VE TEK ÜLKEYİZ

Kıymetli dostlar, öğrencilerimizin modern, katılımcı ve zengin bir öğrenme ortamından istifade edebilmesi için 51.758'i son iki yılda olmak üzere toplam 626.441 etkileşimli tahtayı sınıflarımıza yerleştirdik. Bu sayıyla Türkiye'yi, neredeyse tüm dersliklerinde etkileşimli tahta kurulumunu tamamlamış ilk ve tek ülke konumuna getirdik. Öğrencilerimizin bilişim teknolojileri okuryazarlıklarını ve yetkinliklerini geliştirmek için okullarımızda bilişim teknolojileri sınıfları tesis ettik. Kullanım ömrü sona eren 1.980 bilişim teknolojileri sınıfımızı güncelliyoruz. Son teknoloji ürünü, tam donanımlı 1.500 yeni sınıf daha kurarak toplamda 3.480 sınıf ile dijital eğitim altyapımızı güçlendireceğiz. İçinde dizüstü ve masaüstü bilgisayarlar, yerli robotik kodlama kitleri, 3 boyutlu yazıcılar ve etkileşimli tahtaların yer aldığı bu sınıfların yanı sıra, 503 yenilikçi sınıfı da okullarımıza bu sene itibarıyla kazandırdık.

HER ÖĞRENCİYİ TAKİP EDİYORUZ

Eğitim Bilişim Ağı (EBA) ile öğrenci ve öğretmenlerimize dijital eğitimde güçlü şekilde destek oluyoruz. İçeriğinde 3.169 ders, 77.014 içerik, 3.407 kitap ve 85.764 soru bulunan EBA, öğrenci ve öğretmenlerimizin başucu kaynaklarından biri hâline geldi. Çalışmaları süren EBA Akademi ile öğrencilerimiz, müfredattan bağımsız kişisel gelişimlerini destekleyen çeşitli alanlarda eğitim alabilecek. Bireysel öğrenme platformumuz MEBİ ile öğrencilerimizin akademik gelişimlerine katkı veriyoruz. Her öğrencinin gelişimini bireysel düzeyde takip ediyoruz. Öğretmen Bilişim Ağı'mız ile öğretmen ve idarecilerimizin yenilikçi eğitim yaklaşımlarını destekliyor, teknolojik eğitim metotlarını çeşitlendiriyoruz. Yurt içi ve yurt dışındaki vatandaşlarımızın pek çok eğitimden istifade ettikleri Halk Eğitim Merkezleri Bilişim Ağı Platformu, yeni eğitim-öğretim yılından itibaren kullanıma açılacak.

YENİ ÇÖZÜMLER ÜRETİYORUZ

Yabancı dil öğrenme platformu, geleceğin bilim insanlarını ve mühendislerini yetiştirmek üzere uygulamaya aldığımız robotik kodlama platformu ve daha pek çok hizmetle eğitim çalışmalarımıza yeni teknolojileri kazandırmaya devam ediyoruz. Değerli konuklar, yapay zekânın eğitimde büyük fırsatlar sunacağının ve önemli paradigma değişimlerine yol açacağının farkındayız. Çalışmalarımızı bu gerçeği dikkate alarak çok yönlü bir şekilde sürdürüyoruz. "Eğitimde Yapay Zekâ" politika belgesini hazırlayarak geçen hafta kamuoyumuzla ve eğitim camiamızla paylaştık. Ortaokul ve lise müfredatına entegre ettiğimiz seçmeli yapay zekâ derslerimizle, teknoloji üreten, çözüm geliştiren ve sorgulayan genç bireyler yetiştirmeyi hedefliyoruz. Feyza ve Hisar projeleriyle üniversiteye hazırlık, mesleki gelişim ve çok dilli öğrenme gibi alanlarda zekâ destekli çözümler üretiyoruz. Öğretmenlerimizin günlük öğretim faaliyetlerinde kullanabileceği yapay zekâ destekli yardımcı asistan uygulamamızın çalışmalarına başladık. Eğitim teknolojileri ekosistemimizi her geçen gün büyütüyor, güçlendiriyoruz. 1.280 firmayı kapsayan eğitim teknolojileri sektörümüz ile Bakanlığımız arasında yeni iş birlikleri geliştiriyoruz. Bu projelerle önümüzdeki beş yıl içinde 100'ü aşkın yeni girişimciye önemli destekler sunacağız. Bakanlığımız ve TÜBİTAK arasında yapılacak iş birliğiyle, 100'ün üzerinde yerli girişimi küresel düzeyde rekabet edebilecek seviyeye taşıyacağız.

Başkan Erdoğan’dan dijital zorbalık uyarısı: Evlatlarımızı teslim edemeyiz

BİP UYGULAMASINI KULLANMALIYIZ

Bölgemizde yaşanan son hadiseler, bize veri güvenliğinin önemini tekrar hatırlattı. Yabancı menşeli mesajlaşma uygulamalarının yol açtığı güvenlik zafiyetlerini gazetelerde okuyoruz. Veri güvenliğimizin güçlendirilmesi amacıyla BİP ile Bakanlığımız arasındaki iş birliğimizi artırıyoruz. Gerek öğrencilerimizin birbiriyle iletişimi gerekse veli-öğretmen arasındaki iletişimin BİP uygulamasıyla yapılmasını teşvik edeceğiz. Şu hususu da büyük bir memnuniyetle ifade etmek isterim: Eğitimde teknolojik altyapı sağlama çalışmaları bakımından OECD ülkeleri arasında üst sıralarda yer alıyoruz. Sadece bugünün değil, geleceğin de ihtiyaçlarını gözeten Türkiye Yüzyılı Maarif Modelimizle her alanda yetkin, donanımlı, özgüvenli ve erdemli gençler yetiştirmeye kararlılıkla devam edeceğiz. Öte yandan, eğitimin yanı sıra her alanda yapay zekâ kullanımının artmasının çeşitli sorunları da beraberinde getirdiğini inkâr edemeyiz. Araştırmayı, bilgiye ulaşmayı ve yorumlamayı oldukça kolaylaştıran bu imkân, maalesef tembelliği, hazırcılığı ve intihal olaylarını da özendirmektedir. Bugün temel eğitimden akademiye kadar birçok seviyede yapay zekâ ürünü araştırma, ödev, makale ve test yazımı giderek yaygınlaşmaktadır.

DİJİTAL KUŞATMA VAR

Yapay zekâ uygulamaları, iş yükümüzü azaltan bir araç olmaktan çıkıp kişinin hazır olana alışmasına, bir müddet sonra da bağımlılığa sebep olacaktır. Bunun, tüm insanlık için çok büyük bir risk teşkil ettiğine inanıyorum. Burada bir başka gerçeğin daha altını önemle çizmek istiyorum: Sosyal medyanın ve dijitalleşmenin geleneği, değerleri, fıtratı tahrip etmeden var olması ve hayatımıza değer katması en büyük arzumuzdur. Ancak dijitalleşmenin ışık hızıyla yayılmasıyla birlikte, insanlık olarak kendimizi bir dijital kuşatmayla karşı karşıya hissediyoruz. Doğayla, tabiatla, hayatın olağan halleriyle kurulabilen organik ilişkilerin yerini, internetin ve dijitalleşmenin yeni ürünleri ve yeni araçları alıyor. Bunun bir sonucu olarak, dijital zorbalık ve linç kültürü; çocuk, genç, yetişkin demeden herkesi tehdit ediyor, ürkütüyor. Dijital mecralar üzerinden yapılan hakaret, tehdit, iftira, dışlama, küçük düşürme gibi saldırgan davranışlar, çocuk ruh sağlığını ciddi manada tehlikeye atıyor. Travmalar, kaygı bozuklukları ve hatta Allah korusun intihar vakaları, dijital zorbalık ve linç kültürünün nasıl bir belâya dönüşebileceğini göstermektedir.

Başkan Erdoğan’dan dijital zorbalık uyarısı: Evlatlarımızı teslim edemeyiz

EĞİTİMDE TEKNOLOJİNİN YERİ

Çocuklarımız başta olmak üzere, herkesin en büyük korkularından biri hâline gelen dijital zorbalığın engellenmesi de önceliklerimiz arasında olmalıdır. Teknolojinin eğitimde kullanımını teşvik ederken, geleceğimizin güvencesi olan evlatlarımızı dijital derebeylerin insafına da terk edemeyiz. Her zaman söylediğimiz gibi, özgürlük başıbozukluk; kural, kanun ve değer tanımazlık demek değildir. Aylık ciroları birçok devletin yıllık bütçesinden bile fazla olan küresel teknoloji şirketlerinin, sosyal medya mecralarının, dijital platformların özgürlük bahanesiyle hayatımızın her alanını işgal etmelerine seyirci kalamayız. Bu dijital platformların vatandaşlarımızı, gençlerimizi, çocuklarımızı birer pazar malzemesi olarak görmesine müsaade edemeyiz. Herkes gibi bu şirketler ve platformlar da sorumlu davranmak, sadece kâr maksimizasyonuyla değil, mesuliyet bilinciyle hareket etmek zorundadır. Türkiye olarak bu konudaki kararlı ve tavizsiz duruşumuzu sürdüreceğiz. Rabb'im yar ve yardımcımız olsun diyorum. Bu düşüncelerle, Altıncı Türkiye Eğitim Teknolojileri Zirvesi'nin bir kez daha hayırlara vesile olmasını temenni ediyorum. Karnelerini alan evlatlarımıza hayırlı, sağlıklı, başarılı ömürler diliyorum. Öğretmenlerimize, velilerimize, idarecilerimize, maarif ordumuzun her bir ferdine tekrar teşekkür ediyorum. Sizleri sevgiyle, saygıyla selamlıyorum. Sağ olun, var olun, kalın sağlıcakla.