TBMM Başkanı Kurtulmuş'tan Terörsüz Türkiye açıklaması: Bu sefer başaracağız
TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş, geldiği Diyarbakır’da, “Bu sefer başaracağız, bu sefer barış hakim olacak, bu sefer esenlik hakim olacak, bu sefer kardeşlik hakim olacak. Farklı fikirler, farklı kanaatlere sahip olsalar da hepsi ortak bir cümleyi söylemiştir. Artık biz bu memlekette çocuklarımızı değil, silahları gömmek istiyoruz. Silahları ortadan kaldırmak istiyoruz. Fevkalade yüksek bir demokratik olgunlukla ortaya konulan bu çalışma yavaş yavaş nihayetine eriyor ve inşallah Türkiye'de sonuç alacağız” dedi.
TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş, Diyarbakır'da Dicle Üniversitesi'nin 2025-2026 akademik yıl açılış programına katıldı. Dicle Üniversitesi 15 Temmuz Kongre ve Kültür Merkezi'nde düzenlenen programa ayrıca Vali Murat Zorluoğlu, AK Parti Grup Başkanvekili ve Gaziantep Milletvekili Abdulhamit Gül, HÜDA-Par Genel Başkanı Zekeriya Yapıcıoğlu, AK Parti Diyarbakır milletvekilleri Mehmet Galip Ensarioğlu, Suna Kepolu Ataman, Mehmet Sait Yaz, AK Parti Şanlıurfa Milletvekili Cevahir Asuman Yazmacı, AK Parti Erzurum Milletvekili Selami Altınok, Saadet Partisi İstanbul Milletvekili ve Grup Başkanı Bülent Kaya, DEM Parti Milletvekili Osman Cengiz Çandar, CHP Diyarbakır Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu, DEVA Partisi Mersin Milletvekili Mehmet Emin Ekmen, Diyarbakır Büyükşehir Belediye Eş Başkanı Ayşe Serra Bucak, Diyarbakır Baro Başkanı Abdulkadir Güleç, Rektör Kamuran Eronat ve davetliler katıldı.
'ORTA DOĞU'YU DAHA DA BÜYÜK BİR KAN GÖLÜNE ÇEVİRMEK İSTEDİĞİ AŞİKAR'
Konuşmasında İsrail'in saldırdığı Lübnan halkının yanında olduklarını ifade eden Kurtulmuş, şunları söyledi:
"Diyarbakır'da olmak, bu anlamda hem tarihi daha iyi anlamaya çalışmak hem yarını daha iyi anlatmaya gayret etmek için de bir fırsattır. Sevgili dostlar, öncelikle şunu ifade etmek isterim ki dünyanın belki de en zor en büyük türbülansları yaşadığı bir dönemden geçiyoruz. Her gün yeni olaylarla, yeni çelişkilerle, çatışmalarla, gerilimlerle dünyanın hemen her bölgesinde, her yöresinde insanoğlu olarak mücadele ediyoruz. Bunun için diyoruz ki bizim Türkiye olarak kendimize gelmemiz gerçekten önümüzdeki süreci en iyi şekilde anlamlandırmamız ve yolumuza devam etmemiz lazım. Bakın daha dün burada konuşuyor olsaydık böyle bir giriş yapmama gerek olmayacaktı. Tam da 2 yıldan sonra Gazze'de barış sağlandığını zannettiğimiz yeni bir barış ikliminin oluşacağını tahmin ettiğimiz bir dönemde saldırgan İsrail yönetimi dün gece itibariyle Güney Lübnan'da da yine masum insanların olduğu bölgeleri acımasızca bombalayarak, bu bölgede barış istemediğini bir kez daha ortaya koydu. Esasında bu saldırı daha evvelki yapılan saldırılardan farkı yoktur. Lübnan'a defalarca saldırılmış, Suriye'ye saldırılmış, İran'a saldırılmış, Tunus'a saldırılmış, hatta Katar'a bile saldırmış olan bir Siyonist rejimin artık dur durak bilmeyecek bir noktaya geldiği, aldığı desteklerden şımararak Orta Doğu'yu daha da büyük bir kan gölüne çevirmek istediği aşikardır. Buradan açıkça bütün milletimiz adına ifade etmek istiyorum. İsrail'in bu saldırganlığı, özellikle dün akşamki saldırganlığı asla kabul edilemez, asla tasvip edilemez, asla hiçbir kimse tarafından onaylanamaz. Bu saldırı vesilesiyle Lübnan halkının yanında olduğumuzu bir kere daha ifade etmek istiyorum."
'TÜRKİYE'DEKİ SİYASİ GRUPLARA DÜŞEN ÖDEV TÜRKİYE'Yİ İKİ ALANDA DAHA İLERİYE TAŞIMAKTIR'
Özgür ve adaletli bir Türkiye'yi inşa etmeyi hedeflediklerini belirten Kurtulmuş, "İsrail'i bir kere daha en şiddetli şekilde kınadığımızı ve artık İsrail'in bu saldırgan yönetiminin Orta Doğu halkları için bir sorun haline geldiğinin de görülmesi gerektiğini ifade etmek istiyorum. Ümit ederim ki bütün bölge halkları olarak uyanır ve ortak kimliğimize, ortak geleceğimize sahip çıkabiliriz. Değerli kardeşlerim, bu coğrafyada bir taraftan dünya genelinde devam eden gelişmelerle ticaret savaşlarından, uzay savaşlarına kadar süren büyük gerilimlerle yaşadığımız bir dönemde bu coğrafyanın hiç şüphesiz tarihte olduğu gibi şimdi de sıkıntısız olması düşünülemez. Onun için biz Türkiye'yi önümüzdeki dönemi Türkiye'nin yüzyılı haline getirmek, sözü güçlü, gücü tesirli bir Türkiye haline getirmek mecburiyetindeyiz. Esasında 86 milyon olarak hepimizin üzerine düşen görev. Türkiye'yi yönetenler olarak Türkiye'deki bütün siyasi gruplara düşen ödev, görev Türkiye'yi iki alanda daha ileriye taşımaktır. Bunlardan birisi kendi içimizde tam manasıyla adaleti, barışı, birliği, beraberliği, dirliği sağlayarak silahların değil, sözlerin ve gönüllerin konuşulduğu tam manasıyla özgür, adaletli bir Türkiye'yi inşa etmektir. İkinci büyük sorumluluğumuz ise dünyada yeni ve adil bir küresel düzenin inşa edilmesi için öncü olmak, sözcü olmak, tekliflerimizi hazırlamaktır. Bu çerçevede dün olduğundan daha fazla üzerimizde büyük sorumluluklar olduğunun altını çizmek isterim" diye konuştu.