Dünya mazlumlarının hakkını savunmaya devam edeceğiz
Başkan Erdoğan “Uluslararası İnsan Hakları Konferansı ve Yankılar: Şule Yüksel Şenler ve Malcolm X’in Mirasını Yaşatmak Sergisi Açılış Programı”nda konuştu: Türkiye olarak Arakan’dan Somali’ye, Suriye’den Gazze’ye nerede bir mazlum varsa onun imdadına koşmaktan, kimseden korkmadan hakkını savunmaktan geri durmayacağız
Başkan Recep Tayyip Erdoğan, AKM'de düzenlenen "Uluslararası İnsan Hakları Konferansı ve Yankılar: Şule Yüksel Şenler ve Malcolm X'in Mirasını Yaşatmak Sergisi Açılış Programı"nda konuştu:
Arşiv fotoğrafları, belgeler, ses ve video kayıtlarının yanı sıra yapay zekâ desteği yenilikçi sanat etkinliklerinin de yer alacağı bu sergi, çağları aşan onurlu bir hak ve adalet arayışının İstanbul'daki yankısını teşkil edecek. Sergiyi tüm vatandaşlarımızın, bilhassa da genç kardeşlerimizin ziyaret etmesini son derece önemli buluyorum. Kendilerinden önce hangi zorlukların çekildiğini, sırf düşüncelerinden ötürü masum insanların hangi baskılar, hangi zorbalıklarla karşı karşıya geldiklerini, gençlerimiz burada çok net bir şekilde görebilecek.

Altı yıl önce dualarla ebediyete uğurladığımız Şule Yüksel Şenler, adalet ve hakikat ışığının Türkiye'deki en güçlü yansımalarından biri olmuştur. Şahsımın ve değerli eşimin hayatında çok özel bir yeri olan Şule Ablamız, 81 yıllık ömrü hayatına asırların taşıyamayacağı bir mücadele azmini sığdırmıştır. Kitaplarıyla, makaleleriyle, Anadolu'yu karış karış gezdiği konferanslarıyla, röportajlarıyla, hülasa kalemi ve kelamıyla, bizlere fevkalade güçlü bir miras bırakmıştır. Şule Yüksel Şenler ile Malcolm X'in ortak özelliği şartlar ne kadar çetin olursa olsun, zulüm kimden gelirse gelsin, hakkı ve hakikati son nefesine kadar savunmak, inandıkları yoldan asla sapmamak, dönmemek, ayrılmamaktı. Aralarında binlerce kilometre mesafe vardı ama her iki isim de vicdan ve adaletin, hak ve hakikatin farklı coğrafyalardaki gür ve mağrur sesi oldu. Malcolm X, "Bütün uyuyanları uyandırmaya, bir uyanık yeter" demişti. Geriye dönüp baktığımızda şunu rahatlıkla söyleyebiliriz: Türkiye'de bütün uyuyanları uyandırmaya bir Şule, bir ışık, bir alev yetmiştir.

Türkiye olarak Arakan'dan Somali'ye, Suriye'den Gazze'ye nerede bir mazlum varsa onun imdadına koşmaya, yarasına merhem olmaya çalıştık. İnşallah bundan sonra da kimseden korkmadan, kimseden çekinmeden, müsteviler ve müstekbirler karşısında zulüm kimden gelirse gelsin asla geri adım atmadan hakkı söyleyecek, hakkı savunacak, hakkın hatırını gözetmeye devam edeceğiz.

27 KASIM'A KADAR GEZİLEBİLECEK
27 Kasım'a kadar ziyarete açık olacak sergi dört tematik bölümden oluşuyor. "Malcolm'un Yolu–Şule'nin Yolu" bölümünde, 1960'lı yıllardaki eşzamanlı hayat kesitleri ve dönüşüm yolculukları, dönemin ruhunu yansıtan siyah-beyaz fotoğraflarla anlatılıyor. "Malcolm'un Ateşi–Şule'nin Işığı" bölümünde ise yapay zekâ teknolojisiyle yeniden üretilen seslerin ortak bir manifestoyu birlikte seslendirdiği alan, mekânsal bir yankı etkisi oluşturuyor. Çağrı bölümünde, aynı açıya sahip iki hitap fotoğrafının üst üste bindirildiği yerleştirmede görüntü, izleyicinin konumuna göre değişiyor; bir açıdan Şule Yüksel Şenler, diğer açıdan Malcolm X görünür hale geliyor. Sergi, "Malcolm'un Kalbi– Şule'nin Aklı" bölümünde mektuplar, notlar ve eskizlerle iki ismin iç dünyasını açığa çıkararak tamamlanıyor. Ziyaretçiler, bu alanda kendi mektuplarını da bırakarak sergiye katkı sunabiliyor.
Arşiv fotoğrafları, belgeler, ses ve video kayıtlarının yanı sıra yapay zekâ desteği yenilikçi sanat etkinliklerinin de yer alacağı bu sergi, çağları aşan onurlu bir hak ve adalet arayışının İstanbul'daki yankısını teşkil edecek. Sergiyi tüm vatandaşlarımızın, bilhassa da genç kardeşlerimizin ziyaret etmesini son derece önemli buluyorum. Kendilerinden önce hangi zorlukların çekildiğini, sırf düşüncelerinden ötürü masum insanların hangi baskılar, hangi zorbalıklarla karşı karşıya geldiklerini, gençlerimiz burada çok net bir şekilde görebilecek.
Altı yıl önce dualarla ebediyete uğurladığımız Şule Yüksel Şenler, adalet ve hakikat ışığının Türkiye'deki en güçlü yansımalarından biri olmuştur. Şahsımın ve değerli eşimin hayatında çok özel bir yeri olan Şule Ablamız, 81 yıllık ömrü hayatına asırların taşıyamayacağı bir mücadele azmini sığdırmıştır. Kitaplarıyla, makaleleriyle, Anadolu'yu karış karış gezdiği konferanslarıyla, röportajlarıyla, hülasa kalemi ve kelamıyla, bizlere fevkalade güçlü bir miras bırakmıştır. Şule Yüksel Şenler ile Malcolm X'in ortak özelliği şartlar ne kadar çetin olursa olsun, zulüm kimden gelirse gelsin, hakkı ve hakikati son nefesine kadar savunmak, inandıkları yoldan asla sapmamak, dönmemek, ayrılmamaktı. Aralarında binlerce kilometre mesafe vardı ama her iki isim de vicdan ve adaletin, hak ve hakikatin farklı coğrafyalardaki gür ve mağrur sesi oldu. Malcolm X, "Bütün uyuyanları uyandırmaya, bir uyanık yeter" demişti. Geriye dönüp baktığımızda şunu rahatlıkla söyleyebiliriz: Türkiye'de bütün uyuyanları uyandırmaya bir Şule, bir ışık, bir alev yetmiştir.
Türkiye olarak Arakan'dan Somali'ye, Suriye'den Gazze'ye nerede bir mazlum varsa onun imdadına koşmaya, yarasına merhem olmaya çalıştık. İnşallah bundan sonra da kimseden korkmadan, kimseden çekinmeden, müsteviler ve müstekbirler karşısında zulüm kimden gelirse gelsin asla geri adım atmadan hakkı söyleyecek, hakkı savunacak, hakkın hatırını gözetmeye devam edeceğiz.
27 KASIM'A KADAR GEZİLEBİLECEK
27 Kasım'a kadar ziyarete açık olacak sergi dört tematik bölümden oluşuyor. "Malcolm'un Yolu–Şule'nin Yolu" bölümünde, 1960'lı yıllardaki eşzamanlı hayat kesitleri ve dönüşüm yolculukları, dönemin ruhunu yansıtan siyah-beyaz fotoğraflarla anlatılıyor. "Malcolm'un Ateşi–Şule'nin Işığı" bölümünde ise yapay zekâ teknolojisiyle yeniden üretilen seslerin ortak bir manifestoyu birlikte seslendirdiği alan, mekânsal bir yankı etkisi oluşturuyor. Çağrı bölümünde, aynı açıya sahip iki hitap fotoğrafının üst üste bindirildiği yerleştirmede görüntü, izleyicinin konumuna göre değişiyor; bir açıdan Şule Yüksel Şenler, diğer açıdan Malcolm X görünür hale geliyor. Sergi, "Malcolm'un Kalbi– Şule'nin Aklı" bölümünde mektuplar, notlar ve eskizlerle iki ismin iç dünyasını açığa çıkararak tamamlanıyor. Ziyaretçiler, bu alanda kendi mektuplarını da bırakarak sergiye katkı sunabiliyor.