Son dakika | Başkan Erdoğan ihracatta yeni rekoru açıkladı! Yüzünü Ankara'ya dönenler kazanacak!
Son dakika haberi... Başkan Recep Tayyip Erdoğan, İstanbul Kongre Merkezi'nde "2025 Yılı İhracat Rakamlarının Açıklanması" programına katıldı. Başkan Erdoğan, "Yüzünü Ankara'ya dönenler kazanacak, kıblesini şaşıranlar, kısa vadeli düşünenler, emperyalistlere lejyoner yazılanlarsa kaybedecektir. 2026'da bunun teyit edildiğini hep beraber göreceğiz." dedi. Başkan Erdoğan, "Aralık ayında 26,4 milyar dolarla aylık bazda yeni bir ihracat rekoruna imza attık. Önceki yıla kıyasla yüzde 4,5 artan mal ihracatımız toplam 273,4 milyara dolara ulaştı. (2025'te) Cumhuriyet tarihimizin en büyük ihracatını gerçekleştirdik." ifadelerini kullandı.
Başkan Erdoğan, İstanbul Kongre Merkezi'nde düzenlenen "2025 Yılı İhracat Rakamlarının Açıklanması Programı"nda yaptığı konuşmada, Türk ürünlerini dünyanın dört bir köşesine ulaştıran, mal ve hizmetler ihracatını artırmak için canla başla çalışan ihracatçılarla birlikte olmaktan büyük bir memnuniyet duyduğunu söyledi.
Ticaret Bakanlığı, Türkiye İhracatçılar Meclisi (TİM) ile Dış Ekonomik İlişkiler Kuruluna (DEİK) bu anlamlı toplantı için teşekkür eden Erdoğan, son 23 yıldır ihracatı çabalarıyla bir başarı hikayesine dönüştüren özel sektöre ve kamu kurumlarını tebrik etti.
Başkan Erdoğan, tüm iş dünyasının, milletin, dost ve kardeş halkların yeni miladi yılını tebrik ederek, "2026 senesinin vatandaşlarımızın yanı sıra tüm insanlık için hayırlara vesile olmasını Rabbimden niyaz ediyorum." diye konuştu.
Bugün, hükümetlerinin bir rutini haline gelen sene sonu dış ticaret verilerini değerlendirmek üzere bir arada olduklarını aktaran Erdoğan, şöyle devam etti:
"Her yılın başında hem geçmiş 12 ayın kapsamlı bir muhasebesini yapıyor hem de gelecek seneye dair hedeflerimizi aziz milletimizle paylaşıyoruz. Birazdan 2025 yılında ülkemizin dış ticaretteki başarılarını tüm yönleriyle mütalaa edeceğiz. Tabii ben bunlara geçmeden önce bir hususun altını çizmek istiyorum. Dış ticaret dahil ekonominin bütün alanlarında belirlediğimiz hedeflerin küresel gelişmelerden bağımsız ele alınması beklenemez. Globalleşmenin bu kadar yayıldığı, dünyanın devasa bir köye dönüştüğü, insanlığın kaderinin daha önce hiç olmadığı kadar kesiştiği bu dönemde ister menfi ister müspet olsun her olay bizi de etkilemektedir. Küresel ekonomideki belirsizliklerin, tıkanıklıkların ve dalga boyu yükselen rekabetin her ülke gibi Türkiye'ye de yansımaları oluyor. Ayrıca biz, küresel gündemi en çok meşgul eden olayların tam merkezinde yer alan bir coğrafyada bulunuyoruz. Bu gerçek, 2025 yılında da değişmedi. "
Başkan Erdoğan, geride bırakılan 2025 yılında Gazze başta olmak üzere gönül ve kültür coğrafyasının farklı köşelerinde zulüm, katliam ve kaosun hakim olduğunu, çoluk, çocuk ve kadın 71 binden fazla Filistinlinin İsrail'in acımasız saldırıları karşısında şehit düştüğünü, aynı saldırılarda 172 bin kişinin yaralandığını aktararak, yüzde 90'ı enkaza dönen Gazze'de son asrın en büyük soykırımlarından birinin yaşandığına dikkati çekti.
Erdoğan, "Uluslararası sistem, özellikle Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi yine kendisinden beklenenleri yerine getiremedi. Bunun da bedelini maalesef Gazzeli mazlumlar ödedi. Bizim de çabalarımızla sağlanan ateşkese rağmen İsrail Hükümeti insani yardım girişlerini engellemeye, sivilleri katletmeye, Orta Doğu'dan Afrika'ya uzanan geniş bir alanda istikrarsızlık üretmeye devam ediyor." diye konuştu.
Başkan Erdoğan, geçen seneye damgasını vuran bir diğer çatışma sahasının Karadeniz'in kuzeyi olduğunu, Rusya-Ukrayna arasındaki savaşın 5'inci yılına girmek üzere bulunduğunu söyledi.
Rusya-Ukrayna Savaşı'nda da yüzbinlerce insanın öldüğünü, şehirlerin yıkıldığını ve milyonlarca kişinin evini terk etmek zorunda kaldığını belirten Erdoğan, "Son aylarda savaşın Karadeniz'deki ticareti ve seyrüsefer güvenliğini tehdit eder boyutlara geldiği görülüyor. Bunun önüne geçilmesi noktasında gerekli temaslarda bulunuyoruz. Karşılıklı saldırılarda giderek kontrolden çıkma riski taşıyan bu savaşın, bir an önce adil ve sürdürülebilir bir barışla sona ermesi samimi temennimizdir." diye konuştu.
Erdoğan, Türkiye'nin her iki tarafla da güvene dayalı ilişkiler tesis etmiş bir ülke olduğunu ve barışa giden yolun açılması için her türlü sorumluluğu almaya hazır bulunduğunu dile getirerek, şunları söyledi:
"Tüm samimiyetimizle şu hakikati her fırsatta vurguluyoruz. Biz ne rol kapma, ne şov yapma peşindeyiz ne de kan, gözyaşı, zulüm üzerinden çıkar sağlamanın hesabı içindeyiz. Çatışmalardan menfaat devşirme gibi bir anlayışımız asla olmadı, bugün de yoktur. Bizim dış politikamızın esası düşman üretmek değil dost kazanmaktır. Dostlarımızın sayısını olabildiğince çoğaltmaktır. Kavgayla kaybetmek yerine, dostlukla birlikte kazanalım istiyoruz. Gerilime yatırım yapanlara inat biz herkesin hayırına olacak bir barış ve güvenlik kuşağı kurmanın mücadelesini veriyoruz."
İki kardeş bile her konuda yüzde yüz anlaşamazken, farklı çıkarları temsil eden devletlerin arasında fikir ayrılıklarının nüksetmesinin gayet doğal olduğunu vurgulayan Erdoğan, bunların öncelikli çözüm yolunun diyalog, müzakere ve diplomasi olduğunu kaydetti.
"TÜRKİYE'Yİ YANINA ALAN KAZANACAK, KARŞISINA ALAN KAYBEDECEKTİR"
Başkan Erdoğan, 2026 senesinde bu yöndeki gayretlerini biraz daha yoğunlaştıracaklarını ifade ederek, şöyle devam etti:
"Asya'dan Afrika'ya ve Latin Amerika'ya, dost ülkelerle yeni ortaklıklar tesis ederken, Türk dünyasıyla bağlarımızı daha da güçlendireceğiz. Şurası da son derece önemlidir, Türkiye'yi saf dışı bırakma girişimleri şimdiye kadar sonuçsuz kalmıştır. Türkiye'siz denklem kurulamayacağı, kurulmak istense dahi bunun uzun ömürlü olmayacağı herkes tarafından anlaşılmıştır. Fevri çıkışlar, afaki söylemler, kibirli açıklamalar eninde sonunda gerçeğin duvarına toslamış, Türkiye'nin vazgeçilmezliği defalarca kanıtlanmıştır. Türkiye'yi yanına alan kazanacak, karşısına alan kaybedecektir. Yüzünü Ankara'ya dönenler kazanacak, kıblesini şaşıranlar, kısa vadeli düşünenler, emperyalistlere lejyoner yazılanlar ise kaybedecektir. 2026'da bunun teyit ve tescil edildiğini hep beraber göreceğiz."
Dış ticaret rakamlarına değinen Erdoğan, "Dış ticaret rakamlarımızın objektif analizini yaparken şu noktanın göz ardı edilmemesi gerektiği kanaatindeyim. 2025 yılı küresel ticarette belirsizliklerin tırmandığı ve korumacılığın belirgin biçimde yükseldiği bir dönem olmuştur. Zayıf dış talep, yakın coğrafyamızda süre gelen savaşlar, iç karışıklıklar ve jeopolitik gerilimlere, tarife artışlarının yol açtığı sorunlar eklenmiştir. Türkiye tüm bunlara ilave olarak dolaylı maliyeti 150 milyar doları bulan 6 Şubat depremlerinin etkileriyle de mücadele etmiştir. Şunu burada büyük bir gururla söylemek isterim, dünyada pek az ülkenin altından kalkabileceği bu sınamaların üstesinden alnımızın akıyla geldik." diye konuştu.
Millete meydanlarda verdikleri sözleri tuttuklarını vurgulayan Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:
"455 bininci deprem konutumuzu afetzede kardeşlerimize önceki hafta Hatay'da teslim ettik. Ahdine ve kavline sadık bir iktidar olarak hamdolsun, depremzedelerimize mahcup olmadık. Tüm karamsar senaryolara, tüm karalama kampanyalarına rağmen, yatırım, istihdam, üretim ve ihracat odaklı büyüme stratejimizin çok şükür meyvelerini toplamaya devam ediyoruz. 2025 yılının üçüncü çeyreğinde yüzde 3,7 oranında büyüme kaydeden ekonomimiz, tam 21 çeyrektir kesintisiz büyümeyi sürdürüyor. 2024 yılında 1 trilyon 260 milyar dolar olan ekonomimizi, 2025 yılı üçüncü çeyreğinde 1 trilyon 538 milyar dolara taşıyarak yeni bir rekor daha kırdık. Mevcut pazarımızda gücümüzü artırmanın yanı sıra yeni pazarlar, yeni ticaret ortakları, yeni ürün çeşitleriyle ihracatta yakaladığımız ivmeyi bir üst seviyeye çıkarttık. Tüm bunları, belediyeleri arpalığa çevirenleri yargıdan kurtarmak için milli markaları boykot çağrısı yapan, sokaklarımızı terörize eden, yurt dışında ülkemizi kötüleyen ve maalesef tek amacı Türk ekonomisine zarar vermek olan muhalefetin sorumsuzluklarına rağmen başardık."