Gözünü kan bürümüş şebeke hastaneleri vuruyor

Başkan Erdoğan: Gözünü kan bürümüş bir şebeke, Gazze’de olduğu gibi İran ve Lübnan’da da okulları ve hastaneleri vuruyor. Türkiye, krizlere diyalog ve diplomasiyle çözüm arıyor

Gözünü kan bürümüş şebeke hastaneleri vuruyor

Başkan Recep Tayyip Erdoğan dün akşam İstanbul'da düzenlenen 14 Mart Tıp Bayramı İftarı'nda sağlık çalışanlarıyla bir araya geldi."Bazı meslekler eda mesleği, bazıları ise feda mesleğidir" diyen Erdoğan, şöyle konuştu:

Sağlık ordumuz çok yüksek bir tempo ve özveriyle çalışarak yeri geldiğinde ailelerine ayıracakları zamandan feragat ederek kendilerini milletimiz için adeta feda eden bir karaktere sahiptir. Şunu büyük bir gururla ifade etmek isterim. Sağlık sistemimiz bugün geçmişe göre hiç olmadığı kadar güçlüdür, dayanıklıdır. Kovid-19 salgınında 6 Şubat depremlerine sağlık sistemimiz tüm zorlu sınavlardan alnının akıyla geçmeyi başarmıştır.

2002 yılında 379 bin sağlık çalışanımız vardı. Yaklaşık 4 kat artışla bu sayı bir milyona çıktı. Hekim sayımızı 92 binden alıp 233 bine, hemşire ve ebe sayımızı ise 113 binden 330 bine yükselttik.

270 BİN YATAK KAPASİTESİ

794 yeni hastaneyi hizmete vererek kamu hastanelerindeki toplam yatak kapasitemizi 173 bine çıkardık. 2002'de, 18 bin olan nitelikli yatak sayımız bugün 184 binin üzerinde. Tüm sağlık tesislerimizdeki yatak sayımız ise 270 bini aşmış durumda. Toplamda 39 bin 367 yataklı 27 şehir hastanesini hizmete aldık.

Maalesef bugün dünyada insan hayatının hiçe sayıldığı, kundaktaki, hatta kuvözdeki bebeklerin katledildiği, yanaklarında güllerle, gülücüklerle okula gönderilen çocukların bombalarla can verdiği vahşet sahnelerine tanık oluyoruz. Gazze soykırımında çocuklarla, kadınlarla sivillerle birlikte doktorların, hemşirelerin ve sağlık çalışanlarının da acımasızca şehit edildiğini gördük.

Bin 700'e yakın sağlık çalışanı Gazze'de İsrail'in devlet terörünün kurbanı oldu. Gözünü kan bürümüş bir şebeke maalesef Gazze'de olduğu gibi İran ve Lübnan'da da okulları ve hastaneleri vurmaya devam ediyor. Bu cinnet hali karşısında insanları savunan, aklıselimi savunan, diyalog ve diplomasiyle krizlere çözüm arayan ülkelerin başında Türkiye vardır. Ülkemizde olduğu gibi bölgemizde ve dünyada da sadece yaşatmanın, sadece insani değerleri korumanın derdindeyiz. Hadiselere petrolün, altının, doğalgazın değerinden bakan değil. Hakkın, adaletin, merhametin, şefkatin ve insanlık onurunun nazarından bakan insani tavrımızı muhafaza edeceğiz.

Şunu da altını çizerek ifade etmekte yarar görüyorum, hükümet olarak dünyada barışı ve huzuru savunurken ülkemizde buna gölge düşürecek hiçbir eyleme kayıtsız kalamayız. Sağlık çalışanlarımızın görevlerini gönül huzuruyla yapabilmeleri temel önceliklerimizden biridir. Bilhassa okulda ve hastanede şiddete asla tahammülümüz yoktur. Buna rağmen sınırlı da olsa zaman zaman sağlık çalışanlarına yönelik şiddet olaylarına rastlıyoruz. Bu menfur hadiselerle ilgili gerekli tedbirleri, alıyoruz ve alacağız.

Bizim buradaki tavrımız gayet açıktır. Ne sağlık hizmeti almak için hastaneye giden insanımızın örselenmesine, hakarete uğramasına oradan oraya sürüklenmesine göz yumarız ne de bu hizmeti veren sağlık çalışanlarımızın şiddete ve hakarete maruz kalmasına müsaade ederiz.

Hem vatandaşlarımızdan hem sağlık çalışanlarımızdan bu hususta azami hassasiyet beklediğimi özellikle ifade ediyorum.

3 DALDA ÖDÜL VERİLDİ

Programda 2026 Sabuncuoğlu Şerafettin Ödülleri de 3 kategoride sahiplerini buldu. Hizmet Ödülleri kategorisinde Denizli Devlet Hastanesi Kalp ve Damar Cerrahisi ameliyathanesinde fedakârca görev yapan hemşire Safure Aksoy ödüle layık görüldü. Sabuncuoğlu Şerafettin Özel Ödülü, kardiyoloji alanında yürüttüğü bilimsel çalışmalarla tıp literatürüne önemli katkılar sunan Prof. Dr. Kartal Emre Aslanger'e verildi. Sabuncuoğlu Şerafettin Vefa Ödülü, hekimlik mesleğine, kadın sağlığına ve toplumsal gelişime uzun yıllar boyunca sunduğu katkılar nedeniyle Dr. Gülsen Ataseven'e takdim edildi.

Sabah.com.tr Uygulamamızı İndirin

Uygulamalara Özel Ayrıcalıkları Keşfedin!