Soykırım şebekesi felakete sürüklüyor

Erdoğan: Gözünü nefret ve kin bürümüş soykırım şebekesi, güya dini argümanların arkasına sığınarak coğrafyamızı büyük bir felakete doğru sürüklüyor. İster İran’da ister Körfez’de olsun, atılan her füzeyle zarar gören, vurulan, kanayan biz değil miyiz?

Soykırım şebekesi felakete sürüklüyor

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, AK Parti Konferans Salonu'nda düzenlenen Genişletilmiş İl Başkanları Toplantısı'nda konuştu. Erdoğan özetle şunları söyledi:

SOYKIRIM ŞEBEKESİ: İsrail'in kışkırtmalarıyla 28 Şubat'ta İran'a karşı başlatılan savaş, bölgemizi kan ve barut kokusuna boğmaya devam ediyor. Hiçbir günahı olmayan, hiçbir şeyden haberi olmayan çocuklar, okullarında ders dinlerken füzelerin ve bombaların hedefi oluyor. Bölgemiz son asrın en sancılı, en meşakkatli günlerini yaşıyor. Gözünü nefret ve kin bürümüş soykırım şebekesi, güya dini argümanların arkasına sığınarak coğrafyamızı büyük bir felakete doğru sürüklüyor.

ÖLDÜRÜLENLER BİZİM KARDEŞLERİMİZ: Şunu bir defa açık açık söylemek isterim, nerede olursa olsun acımasızca öldürülenler bizim kardeşlerimizdir. Son nefeslerini okul sıralarında veren çocuklar bizim yavrularımızdır. Evlat acısıyla yürekleri Kerbela'ya dönen kadınlar bizim annelerimizdir. Bombaların enkaza çevirdiği şehirler, aynı şekilde bizim şehirlerimizdir. Tahrip edilen, yıkılan, talan ve tarumar edilen yerler bizim bölgemizdir.

İÇİM KAN AĞLAYARAK SORUYORUM: Bakın buradan içim kan ağlayarak soruyorum: İsfahan'da, Tebriz'de, Tahran'da dökülen gözyaşlarının, Erbil'de, Amman'da, Bağdat'ta, Beyrut'ta, Sana'da, Doha'da, Riyad'da ve bölgemizin diğer kardeş şehirlerinde dökülenlerden Allah aşkına ne farkı var? Katliam şebekesinin gözünde adımızın Ali olmasının, Mürteza olmasının, Ömer olmasının, Ayşe, Zeynep, Hasan, Hüseyin olmasının ne farkı var? İster İran'da ister Körfez'de olsun, atılan her füzeyle zarar gören, vurulan, kanayan biz değil miyiz?

ZARAR GÖREN KARDEŞLERİMİZİN KAYNAKLARI: Bu anlamsız savaş sebebiyle kan kaybeden bölgemizin ekonomisi değil mi? Füzeler, bombalar ve drone'lar tarafından tahrip edilen milyarlarca dolarlık altyapı tesisleri bölgedeki kardeşlerimizin kaynakları değil mi? 27 gündür hiçbir ilke, değer, norm gözetmeyen saldırganların nazarında Şii veya Sünni olmamızın, Türk, Kürt, Arap ya da Farsi olmamızın Allah aşkına bir farkı var mı? Bakınız tüm samimiyetimle soruyorum, mezheplerimiz, kökenlerimiz farklı olsa da coğrafyamızın dört bir yanında akan kanlar bizim değil mi?

SEYİRCİ KALAMAYIZ: Türkiye'nin kardeşleri ve komşuları arasında ayrım yapmayacağından ve kardeşlerinin acılarına seyirci kalmayacağından herkesin emin olması gerekiyor. Türkiye ve Türk milleti olarak iyi günde dost ve kardeş bildiğimiz halkları, kötü günde yalnız bırakmayız. Hele hele bölgemizde kan gövdeyi götürürken bin yıl önceki tartışmaları tekrar gündeme taşımayı, eski defterleri yeniden açmayı, vahdete değil fitneye hizmet edecek gündemlerin peşine takılmayı asla ve asla doğru bulmadığımızı tekraren vurgulamak mecburiyetindeyim.

TARTIŞMAYI REDDEDİYORUZ: Sosyal medya platformları üzerinden yürütülen psikolojik harekâtlar karşısında son derece dikkatliyiz. Kardeş halklar arasında kırgınlıkları derinleştirecek, husumeti büyütecek, siyonizmin bölgemizi hedef alan 'böl, parçala, yönet' planlarına lojistik destek verecek her türlü eylem ve tartışmayı reddediyoruz.

MİLLETİMİZ 'İYİ Kİ ÜLKEYİ AK PARTİ YÖNETİYOR' DİYOR

Devlet olarak etrafımızı saran nefret söylemlerine savaş çığırtkanlıklarına ve çatışmalara asla teslim olmayacağız. Ana muhalefet partisinin karikatür genel başkanı dışında aziz milletimiz ve bölgedeki tüm kardeşlerimiz Türkiye'nin ne yapmaya çalıştığının, neyin mücadelesini verdiğinin gayet farkındadır. Türkiye doğru yoldadır, doğru yerdedir. Doğru bir politika izlemektedir. Hem kardeş İran halkı, hem kardeş Körfez ülkeleri hem de tüm dünya bunun bilincindedir. Her zeminde de Türkiye'nin tavrından övgüyle bahsediyorlar. Partimize ve ittifakımıza oy versin veya vermesin, milletimiz de bu fırtınalı dönemde Türkiye'nin kaptan köşkünde bizim olmamızdan dolayı Allah'a hamd ediyor, 'İyi ki Türkiye'yi AK Parti yönetiyor' diyorlar. Milletimizin bu güvenini inşallah boşa çıkarmayacağız.

KAYA GİBİ SAĞLAM BİR TÜRKİYE VAR

Türkiye ekonomi hamdolsun bu güce, bu kapasiteye ve dayanıklılığa fazlasıyla sahiptir. 23 yıl boyunca karşılaştığı onca engele, bölgesinde yıllardır eksik olmayan krizlere ve çatışmalara, içeride FETÖ'den belediyeleri haraca ve rüşvete bağlayan suç örgütlerine kadar nice kifayetsiz muhteristen yediği darbelere rağmen yıkılmayan, sendelemeyen, tam tersine kaya gibi sağlam bir Türkiye gerçeği var. Kimse bu Türkiye'ye diz çöktüremeyecek. Göreceksiniz kazanan Türkiye olacak. Kazanan 86 milyon mensubuyla Türk milleti olacaktır. Kazanan kardeşlik olacak, barış olacak, adalet olacak. Doğru bildiğimiz yolda emin adımlarla yürümeyi sürdüreceğiz.

CHP'NİN TUZAĞINA DÜŞMEYECEĞİZ

Türkiye partisi olmayı beceremeyen CHP'nin bizi çekmek istediği tuzaklara düşmeyeceğiz. CHP'li aktörlerce körüklenen savaş çığırtkanlıklarına kulak asmayacağız. Ana muhalefetin başındaki zatın aklı ile dili arasındaki bağ kopmuş, söylemlerinde tutarlılık kalmamış, siyasi itibarı tamam tamamen sıfırlanmıştır. Vesayet altında olduğu kamuoyunca bilinen bir şahsın Türkiye'nin dik ve dirayetli duruşuna dil uzatması ise kara mizah örneğidir. Ufku ve vizyonu dar olanların bizi anlamasını zaten beklemiyoruz. Dikkat ederseniz CHP Genel Başkanı'nı kendi seçmeni bile kale almıyor. Dış politikaya getirdiği eleştirilere en başta CHP'li vatandaşlarımız gülüp geçiyor.

SAVAŞIN FATURASINI İNSANLIK ÖDÜYOR

Savaş İsrail'in savaşı olmakla birlikte ortaya çıkan ağır faturanın bedelini önce Müslümanlar sonra da tüm insanlık ödemektedir. Netanyahu hükümeti sadece komşumuz İran'ı hedef almıyor. Lübnan'ı işgal planlarını da adım adım hayata geçiriyor. İşgal güçlerinin saldırılarında 2 Mart'tan bu yana 1100 Lübnanlı hayatını kaybetmiş, 1 milyon 165 bin kardeşimiz yerinden, yurdundan edinilmiştir. İsrail, Suriye'yi de rahat bırakmıyor. Suriye'nin toprak bütünlüğünü ve egemenliğini ihlal eden mütecaviz eylemlerine ısrarla devam ediyor.

AYNI KADERİ, AYNI COĞRAFYAYI PAYLAŞIYORUZ

Türkler, Araplar, Kürtler ve Farslar dünyanın en stratejik bölgesinde asırlardır bir arada yaşıyor. Aynı kaderi, aynı coğrafyayı paylaşıyoruz. Ortak coğrafyamızda yüzlerce yıldır acımız bir oldu, derdimiz bir oldu, hüznümüz bir oldu. Sevincimiz, heyecanımız, coşkumuz bir oldu. Mazimiz gibi inşallah istikbalimiz de bir olacak, beraber olacak. İçinde bulunduğumuz toz bulutu dağıldıktan sonra komşular ve kardeşler olarak biz yine birbirimizin yüzüne bakacağız. Bomba ve füzelerin ölüm saçan uğultusu inşallah kesildikten sonra biz bu coğrafyada yine birlikte yaşayacağız.

Sabah.com.tr Uygulamamızı İndirin

Uygulamalara Özel Ayrıcalıkları Keşfedin!