Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Göktaş: Geldiğimiz noktada asıl tehlike evlerde odamızın içinde
Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş, Ankara'da medya temsilcileriyle bir araya geldi. Göktaş, çocukları ve aileye korumaya dönük çalışmalar ilişkin kapsamlı bilgi verdi. Göktaş, “Yapılan tüm çalışmalarla dijital kalkan oluşturuyoruz. Dijital dünya kontrolsüz bir alan, ehliyet ve oy kullanma yaşı bile 18 iken sosyal medyaya giriş yaşı 6... Eskiden tehlike sokaktaydı, geldiğimiz noktada asıl tehlike evlerde odamızın içinde. Dijital dünyada çocukları korumak için toplumsal seferberlik ilan etmeliyiz” açıklamasında bulunan Göktaş “Aile en güçlü kalemiz, haneyi güçlendirmek toplumu güçlendirir.” mesajı verdi.
Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş, özetle şunları kaydetti:
BAŞKAN ERDOĞAN'IN KATILIMIYLA AİLE VE NÜFUS ON YILI TANITIMI
2 Mayıs'ta Sayın Cumhurbaşkanımızın katılımıyla Aile ve Nüfus On Yılı vizyonumuzu ilan edeceğiz. Aile Yılı'nda çok şey yaptık ama Aile ve Nüfus On Yılı'nda da bu politikalarımızı kalıcı hale getirecek farklı adımlar atacağız.
35 SOSYAL RİSK HARİTASI'NDAN 14'Ü TAMAM
1,5 yıldır üzerinde çalışıyoruz, 35 sosyal risk haritamızdan 14'ünü tamamladık. Sosyal, ekonomik ve psikososyal göstergeleri analiz ederek hane bazlı sosyal risk puanları oluşturduk.648 sosyal gösterge kullanarak il, ilçe, mahalle hatta hane bazında risk analizleri yaptık. Haritalarla, kadına yönelik şiddet, çocuğun sürüklenmesi, engelli bakıma muhtaçlık gibi farklı sosyal olgular bütüncül şekilde izleniyor. Riskler ortaya çıkmadan önce müdahale edilmesini hedefleyen bir erken uyarı sistemi.Sosyal Risk Haritasından çıkan sonuçları yetişkinler için "Aile Rehberi", çocuklar için "Çocuklar Güvende" sistemleriyle takip edeceğiz. Dijital takip sistemiyle 81 ilimizin tamamında çalışıyoruz. Çocuğun suça sürüklenmesi ve kadına yönelik şiddetle ilgili haritalarımız için 81 ilde sahaya indik. İçişleri, Mili Eğitim ve Sağlık Bakanlığı başta olmak üzere tüm bakanlıklarla ortak çalışıyoruz. Sosyal risk haritası üzerinde saha çalışmalarımızı ilgili kurumlarla vaka bazlı yürüteceğiz.
Örneğin; Batman'da sosyal risk haritamızın bağımlılık ile ilgili boyutunu tamamladık.Bütün birimler seferber oldu. 40 kişiyi istihdama, 79 kişiyi AMATEM'e tedaviye ikna ettik. Bunların hepsi birer süreç. Birlikte çalışabilirsek ancak sonuç alabiliriz. Amacımız vakayı tespit ettikten sonra takip etmek ve aileyi güçlendirmek. Aile en güçlü kalemiz, en dirençli kalemiz. Haneyi güçlendirince toplum güçlenir. O yüzden aile değerlerimize sahip çıkmak önemli.
KAHRAMANMARAŞ'TAKİ OKULDA YAŞANAN SALDIRI
Son elim hadiseler, çocuklarımızı kuşatan her türlü riske karşı her zamankinden daha teyakkuzda olmamız gerektiğini gösterdi. Psikososyal Destek bağlamında şimdilik 6 aylık eylem planı oluşturduk. Süreç kapsamında 258 personelimizle sahadaydık.
Okul çevresindeki 6 bin 75 haneyi ziyaret ederek 3 bin 160 aileyle doğrudan temas kurduk. Olaydan etkilenen vatandaşlara yas danışmanlığı alanında uzman personeller görevlendirdik. Hastaneden taburcu olan çocuklarımıza ve ailelerine yas danışmanlığı alanında uzman personeller görevlendirdik. Bu süreçte destek takviye ekibi ile mahalle bazlı özel ekip kurduk.
Depremde ebeveyn kaybı yaşamış ve son olaydan etkilenmiş 72 çocuğumuzu da hassasiyetle takip ediyoruz. Bu çocuklara yönelik de özel bir çalışma yürütüyoruz. Okulun bulunduğu bölgede, Haydarbey Mahalle Muhtarlığı'nın içinde Psikososyal Destek (PSD) Görüşme Ofisi kurduk. Bu tür vakaların erken önlenebilmesi için Çocuğun Suça Sürüklenmesi Sosyal Risk haritamız ile ilgili 81 ilde aynı anda saha çalışmalarımıza başladık.14 bin 834 meslek elemanımıza Sosyal Risk Haritaları ve Çocuklar Güvende Sistemi kapsamında çevrimiçi eğitim verdik.Sahayı tüm personelle tarayarak koruyucu ve önleyici faaliyetlerimizi güçlendiriyoruz.
15 YAŞ ALTINA SOSYAL MEDYA DÜZENLEMESİ
Önleyici tedbir olarak sosyal medya düzenlememiz çok önemli. Bu sosyal hizmet kanunumuzla beraber ailelere yönelik bir dijital kalkan oluşturduk. Bakanlık tarihinde ilk defa bu denli kapsamlı bir paket çıkıyor, ilk defa bir torba yasamız çıktı . Aynı zamanda çocukları korumaya yönelik çok ciddi bir adım var. Diğer yandan da sosyal risk haritalarımızla, önleyici tedbirlerin genişletilmesini, kurumlar arası iş birliğini güçlendirerek benzer vakaların vuku bulmaması için çalışıyoruz. Devletin iradesi kadınları, aileleri desteklemek, aileyi güçlendirmek. Sadece aileyi değil bütün toplumda bu konuda farkındalık oluşturmak.
EHLİYET VE OY KULLANMA YAŞI BİLE 18 İKEN SOSYAL MEDYAYA GİRİŞ YAŞI 6
Dijital dünya kontrolsüz bir alan, ehliyet ve oy kullanma yaşı bile 18 iken sosyal medyaya giriş yaşı 6...
Eskiden tehlike sokaktaydı, geldiğimiz noktada asıl tehlike evlerde odamızın içinde. Çocuklar odalarında sessiz oturunca aileler problem yok sanıyor. Şimdi herkesin elinde telefon, aileler de bu konuda çocuklara örnek olmalı. Dijital dünyada çocukları korumak için toplumsal seferberlik ilan etmeliyiz. Çocuklarımızı karanlık bir dehlizin ortasında bırakamayız.
DİJİTAL AYAK İZİ ÇOCUKLARA CİDDİ MANADA ZARAR VEREBİLİR
Çocukların, basit ve masum bir oyun olarak gördüğü bir hareket ilerleyen yaşlarda hayatlarını olumsuz etkileyebilecek sonuçlar doğurabilir. Cezai ehliyete sahip olduklarında ciddi cezalarla karşı karşıya kalabilir. Çünkü sosyal medya dijital mecralar dijital ayak izini unutmaz, görselleri unutmaz, resimleri unutmaz, kaydeder."
Dijital teknolojilerinin hızla gelişmesi, internet kullanımının çok erken yaşlarda başlaması, fırsatların yanında ciddi riskler de barındırıyor.Zararlı içerikler, sanal zorbalık, çevrimiçi oyunlardaki uygunsuz içerikler. Sosyal medya, çocuklarımızın zihinsel, fiziksel ve psikolojik gelişimine zarar veriyor.
"2024-2028 Ailenin Korunması ve Güçlendirilmesi Vizyon Belgesi ve Eylem Planımızın 5 ana temasının biri dijitalleşme.Dijitalleşme hayatımızın ayrılmaz bir parçası.
Dijital Dünyada Çocukların Güçlendirilmesine Yönelik Eylem Planımız.Dünyada pek çok ülke bu sorunu gündeme aldı. Avustralya 16 yaş altı çocuklara sosyal medya erişimini yasakladı. Biz de yaklaşık 1,5 yıl ülkemize özgü bir model çalıştık.TBMM Genel Kurulu'nda da kabul edildi. Amacımız 15 yaş altı çocuklarımıza daha güvenli dijital alanlar sunmak. Bu kapsamda sosyal ağ sağlayıcıları ve oyun platformlarına belirli yükümlülükler getirdik. Yaş doğrulama dahil gerekli tedbirleri alacak. Sosyal ağ sağlayıcılar ve oyun platformları, ebeveyn kontrol araçları sunacak. Şikayetlere ve başvurulara etkin ve kısa sürede cevap vermelerini sağlayacak mekanizmalar, aldatıcı reklamları engelleyici tedbirler, dijital platformların sorumluluklarını artıran ve çocuklarımızı risklerden koruyacak bir yasal düzenleme.
5651 sayılı Kanunda, oyun, oyun dağıtıcısı, oyun geliştirici ve oyun platformu tanımları yapılacak.Oyun platformları, oyunları yaş kriterlerine uygun olarak derecelendirerek sunacak. Günlük erişimi 100 binden fazla olan oyun platformları Türkiye'de temsilci bulunduracak.VPN ile ilgili de düzenleme yapıyoruz.Oyun dünyasına yönelik yasakçı bir tutum içerisinde değiliz. Yasaklayan değil, yol gösteren ve denetleyen bir anlayışla hareket ediyoruz.Temel beklentimiz, karşımızda taleplerimizi iletebileceğimiz kurumsal bir muhatabın bulunması.Oyunlara dair yaklaşımımızın da tek amacı çocuklarımızın güvenliğini sağlamak. Amacımız teknolojiyi yasaklamak değil; çocuklarımız için sağlıklı kullanım, ailelerin rehberliğini güçlendiren ulusal bir farkındalık ve destek zemini.
ÇOCUKLARI DİJİTAL DÜNYANIN RİSKLERİNDEN KORUMAK İÇİN ULUSLARARASI ZİRVE
-2024'te düzenlediğimiz Dijital Bağımlılık ve Aile Çalıştayı ile Dijital Dünyada Çocuk Çalıştayları bugünkü küresel vizyonumuzun temelini oluşturdu. Çalıştaylarda çocuklar, aileler ve uzmanlar yer aldı.Çarpıcı veriler elde ettik:
-Çocuklarımızın büyük çoğunluğu günde 3 ila 5 saatini dijital mecralarda geçiriyor.
-Oyunların eğlenceli ve rekabetçi yapısı, çocukların oyun sürelerini belirleyen temel etken.
-Çocukların odaklanma süresi ortalama 8 saniye.
-En büyük tehlike yaş bariyerinin kalkması. 12 yaşındaki bir evladımız, oyun başında kendini 55 yaşında bir yetişkinle,
-Çocuklar oyunlarda özellikle "daha güçlü, daha karanlık ve silah kullanan" karakterleri seçiyor.
-Şiddet içerikli karakterler çocuklarda özgüven yanılsaması yaratırken, izlenme kaygısı sosyal izolasyona itiyor.
-Ekran başında, görme ve duruş bozuklukları, obezite
-Aşırı ekran süresi, beyin çürümesi, zihinsel bulanıklığa sebep,
-Çocuklar oyunlardaki başarılarını gerçek hayattaki başarılardan daha üstün görüyor.
-Ebeveynler, dijital dünyaya doğmadık, dijital okuryazarlık eğitimine ihtiyacımız var, diyor.
-Ebeveynlerin en büyük şikayeti, aynı evin içinde birbirleriyle telefonla iletişim kurmak.
-Ebeveynler, çocuklarının sosyal medya fenomenlerini kendilerine göre daha fazla rol model aldıklarını ifade ediyorlar.
-Elde ettiğimiz sonuçlarla, dijital dünyadaki kontrolsüzlükle bir ülkenin tek başına mücadele etmesinin mümkün olmadığını gördük.
-Evlatlarımızı korumak adına başlattığımız girişimi küresel bir boyuta taşıdık.
TÜRKİYE BU KONULARDA ÖNCÜ
-Sosyal medya düzenlememiz dahil tüm önlemleri uluslararası bir iş birliği zemininde ele aldık.Saygıdeğer Emine Erdoğan Hanımefendi'nin teşrifleriyle 13'ü Bakan düzeyi olmak üzere 21 ülkeden üst düzey katılımToplantıda çocuklar da sürece dahil edildi.
Uluslararası farkındalığı artırmaya yönelik çok önemli bir zemin oldu.Çok paydaşlı iş birliğini ilerletmek açısından kritik fırsat,
-Bakanlığımız, UNICEF ve Birleşmiş Milletler (BM) Genel Sekreteri Çocuklara Yönelik Şiddet Özel Temsilciliği iş birliğiyle ortak sonuç bildirisini yayımladık. Dijital dünyada çocukların korunması için yaş sınırını bir araç olarak kullanmanın, dünyanın çeşitli ülkelerince değerlendirildi. Çevrim içi platformlarda çocukların güvenliğinin sağlanmasına yönelik ortak irade vurgulandı.Daha güçlü hak temelli yasal çerçevelerin belirlenmesi, dijital hizmet sağlayıcıların, güvenliği artırabilecek önlemler almasının zorunlu kılınması, aileleri, okulları ve çocuk koruma hizmetlerini destekleyecek entegre çocuk koruma sistemlerinin güçlendirilmesi, genişletilmiş dijital okuryazarlık ve farkındalık artırma çalışmalarının yapılması, çocukların çözümün bir parçası olarak sürece dâhil edilmesi gerekliliği üzerinde duruldu.