Bilim merkezli işbirliği şart
Ödüllü akademisyenleri buluşturan İlim Yayma Vakfı’nın istişare kampında, “Bölgesel istikrar için bilim diplomasisi” bildirgesi duyuruldu. Prof. Dr. Kurşun, “Batı merkezli uluslararası düzenin bölgesel krizlere kalıcı çözümler üretmekte zorlandığı bir dönemde Türkiye’nin öncülüğünde yeni bir bölgeselcilik anlayışının geliştirilmesi gerek” dedi
İlim Yayma Vakfı tarafından çeşitli bilim disiplinlerinde verilen ödül sahibi akademisyenlerin katıldığı 1-3 Mayıs tarihleri arasında yapılan istişare kampı kapsamında "Bölgesel istikrar için bilim diplomasisi" bildirgesi kamuoyuna açıklandı. İstanbul'da düzenlenen programa İlim Yayma Vakfı Mütevelli Heyeti Başkanı Necmeddin Bilal Erdoğan, İlim Yayma Cemiyeti Genel Başkanı Yusuf Tülün, İlim Yayma Ödülleri Ödül Komisyonu Başkanı Prof. Dr. İdris Sarısoy ile 2019, 2021, 2023 ve 2025 İlim Yayma Ödülleri'nde ödül alan akademisyenler katıldı.

'KRİZLER ÇÖZÜLEMİYOR'
Bildirgeyi kamuoyuyla paylaşan Prof. Dr. Zekeriya Kurşun, "Gazze'de yaşanan yıkım, bölgesel güvenlik mimarisinin zayıflaması, enerji koridorları üzerindeki baskılar, dış müdahaleler ve uluslararası sistemdeki belirsizlikler bölgemizin barış, güvenlik ve refahını yalnızca dış merkezli yapılara emanet edilemeyeceğini açık bir biçimde göstermektedir. Bu şartlar altında bölge ülkelerinin kendi tarihi, kültürel, ilmi ve medeniyet birikimlerinden hareketle yeni bir işbirliği zemini inşa etmesi taşınılmazdır. Batı merkezli uluslararası düzenin bölgesel krizlere kalıcı çözümler üretmekte zorlandığı bir dönemde Türkiye'nin öncülüğünde yeni bir bölgeselcilik anlayışının geliştirilmesi gerekmektedir. Türkiye İslam medeniyeti mirası, Türk dünyası ile tarihi ve kültürel bağları, modern bilim ve yükseköğretim kapasitesi, savunma sanayindeki gelişimi, diplomatik tecrübesi ve bölgesel kurumlarla kurduğu güçlü ilişkiler sayesinde bu sürecin doğal taşıyıcı aktörlerinden biridir. Bu çerçevede bilim yalnızca teknik bir faaliyet değil aynı zamanda bölge ülkeleri arasında güven inşa eden ortak kavramlar üreten krizleri önlemeye katkı sunan ve uzun vadeli istikrarı destekleyen stratejik bir diploması aracıdır" ifadelerini kullandı.

'BİLİM ATEŞELİKLERİ KURULMALI'
Bildirgedeki önerileri de sıralayan Prof. Dr. Kurşun, şunları kaydetti: "Türkiye'nin ilişkili olduğu bölgesel kurumların desteğiyle ülkeler arasında ortak kavram, ortak düşünce ve ortak politika üretimini sağlayacak daimi bir ilmi komisyon kurulmalıdır. Bu komisyon, sosyal bilimler, felsefe, uluslararası ilişkiler, güvenlik, eğitim ve teknoloji alanlarında bölgeye özgü kavramsal çerçeveler geliştirmelidir. Bölge ülkelerinde bilim ataşelikleri oluşturulmalıdır. Büyükelçilikler ve konsoloslar bünyesinde görev yapacak bilim ateşeleri, üniversiteler, araştırma kurumları, bilim insanları ve teknoloji merkezleri arasında bağlantı kurmalı, ortak projeleri teşvik etmeli ve bilimsel gelişmeleri diplomatik işbirliğinin bir parçası haline getirmelidir. TÜBİTAK, HÜSEN, TÜBA ve benzeri kurumlar ile bölge ülkelerindeki muadil araştırmalar, araştırma kuruluşları arasında ortak fon mekanizmaları, araştırma programları ve bilimsel projeler geliştirilmelidir." Prof. Dr. Kurşun, "Ortak savunma ve güvenlik teknolojileri araştırma ağları kurulmalıdır. Bu süreç bir silahlanma yarışı olarak değil, bölgenin güvenliğini kendi bilimsel ve teknolojik kapasitesi çabası olarak görülmeli" dedi.
'YABANCI ÖĞRENCİ SAYISINI 1 MİLYONA ÇIKARMALIYIZ'
Programda konuşan İlim Yayma Vakfı Mütevelli Heyeti Başkanı Necmeddin Bilal Erdoğan, Türkiye'de yaklaşık 350 bin yabancı öğrenci olduğunu belirterek, şu ifadeleri kullandı: "Türkiye bunların sadece 15 binini şu anda burslandırıyor. Geri kalan tamamı kendi imkanlarıyla geliyorlar. Bu işin ekonomisini konuşacak olursak, biraz sığ düşünürsek, bir öğrencinin en az 10 turist kadar ekonomisi olduğunu kabul etmek lazım." ABD veya Batı'nın akademide nasıl beyin göçlerinin merkez haline geldiği konuşuluyorsa, şu anda Türkiye'nin de bu yola girdiğine dikkat çeken Bilal Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü: "Eğer birileri Türkiye'deki uluslararası öğrencilerle ilgili algıları bozmaya çalışıyorsa, bilin ki milletimize ihanet ediyor. Veyahut da başka birilerinin maşası olarak hareket ediyor. Bu konuda Türkiye'de uluslararası öğrenci sayısının 1 milyona çok hızlı bir şekilde çıkması bütün milletimizin derdi olmalı. Bu öğrenciler iş insanları kanaat önderleri siyasetçiler, karar vericiler oluyorlar. Bu da Afrika kısmında Türkiye'nin etkinliğini artırıyor. Bunu istemeyenler kimler? Onları da biliyoruz. Türkiye'nin sağlık ve eğitim ile ekonomik olarak en az turizm kadar geliri olabilecek potansiyeli var. Hastane altyapımı, sağlık altyapımız çok güçlü."