Bakan Göktaş: "Doğurganlık konusunda belirgin bir değişim görüyoruz"
Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş, 'Veriden Vizyona Üç Kuşak Türkiye' araştırmasına ilişkin düzenlenen programda konuştu. Araştırmayı 12 ilde yürüttüklerini belirten Bakan Göktaş, "Veriden Vizyona Üç Kuşak Türkiye" araştırmasıyla farklı bölgesel ve sosyoekonomik özelliklere sahip 6 bin 530 haneye ulaşıldığını, 10 bin 408 vatandaşla yüz yüze görüşmeler yaptıklarını söyledi.
"Evlilik ve Doğurganlığın Çok Boyutlu Perspektiften Karşılaştırmalı İncelenmesi: Deneyimler, Algılar ve Planlar Araştırması" ile aile hayatına yön veren tercihlerin sadece bugünün şartlarıyla değil, kuşaktan kuşağa aktarılan tecrübelerle nasıl şekillendiğini görmek istediklerini belirten Göktaş, evlilik ve çocuk sahibi olma fikrinin farklı bölgelerde nasıl karşılık bulduğunu veriler üzerinden okumayı hedeflediklerini bildirdi.
"KUŞAKLAR ARASI İLİŞKİLER FARKLILAŞIYOR"
Çalışmanın Türkiye ve aileler için hayırlara vesile olmasını dileyen Bakan Göktaş, şunları kaydetti:
"Çocuğun güven duygusu, bir gencin yön bulma arayışı, yaşlının huzurlu bir hayat sürmesi öncelikle aile içinde karşılık bulur. Genç ve dinamik nüfus, bu tablonun ayrılmaz parçasıdır. Dolayısıyla aileyi yalnızca bireysel tercihlerden ibaret, nüfusu da sadece sayısal artış veya azalış meselesi olarak ele alamayız. Çünkü bugün sadece Türkiye'de değil, birçok ülkede aile yapıları değişiyor. Nüfus dengeleri dönüşüyor, kuşaklar arası ilişkiler farklılaşıyor. Evliliklerin azalması, gençlerin daha geç evlenmesi, çocuk sahibi olma kararının ertelenmesi ve doğurganlık hızının düşmesi artık geçici eğilimler olarak görülemez. Bu gelişmeler, çalışma hayatını, sosyal güvenlik sistemini, milli savunma gücünü, sağlık ve bakım hizmetlerini, üretim kapasitesini ve kuşaklar arası dayanışmayı doğrudan etkilemektedir."
Başkan Recep Tayyip Erdoğan'ın yıllar önce güçlü bir öngörüyle, aile ve dinamik nüfus yapısının karşı karşıya kaldığı risklere dikkati çektiğini hatırlatan Göktaş, "Geldiğimiz nokta, Sayın Cumhurbaşkanımızın, bu riskleri varoluşsal bir tehdit olarak görmesinin ne kadar isabetli olduğunu teyit etmekte. Biz, bugün, bu uyarıyı, devlet aklıyla ve kararlı bir iradeyle üstlenilmesi gereken tarihi bir sorumluluk olarak ele alıyoruz. Aileyi güçlendirmeyi, dinamik nüfusumuzu korumayı, milletimizin bekası ve devletimizin istikbaliyle doğrudan ilgili stratejik bir alan olarak görüyoruz." diye konuştu.
Çalışmaları, sahip oldukları köklü tarihi birikim, bilimsel zeminde şekillenen politikalar ve insanı merkeze alan bir yönetim anlayışı üzerine kurduklarını vurgulayan Göktaş, "Hiç şüphesiz, son yıllarda attığımız tüm adımlar, bu esaslar üzerinde yükselen, büyük medeniyet yürüyüşümüzün birbirini tamamlayan halkalarıdır." dedi.
Göktaş, 2024'te yürürlüğe koydukları, ailenin korunması ve güçlendirilmesine yönelik bir ilk olan Vizyon Belgesi ve Eylem Planı politikalarında yeni bir dönemin kapısını araladıklarını söyledi.
"AİLE DOSTU EKOSİSTEMİ KAMU POLİTİKALARININ MERKEZİNE YERLEŞTİRDİK"
Nüfus Politikaları Kurulu ile çalışmaları kurumlar arası güçlü bir eş güdüm zeminine taşıdıklarını dile getiren Göktaş, aile ve nüfus politikalarını sahayı doğrudan dikkate alan bir yaklaşımla şekillendirmek için Aile Enstitüsünü kurduklarını belirtti.
Göktaş, sözlerini şöyle sürdürdü:
"2025 Aile Yılı'nda, çalışmalarımıza güçlü bir ivme kazandırdık. Aile Yılı boyunca 20 bine yakın etkinlik düzenledik. Hanelerimize dokunan projeler hayata geçirdik. Aile ve Gençlik Fonu ile gençlerimizin kuracağı yuvaların huzuruna hizmet eden bereketli bir desteğe dönüştürdük. Doğum desteklerimizi yeniden yapılandırarak büyüyen ailelerimize destek sunduk. TOKİ sosyal konutlarında, üç ve daha fazla çocuğa sahip ailelerimize özel kontenjan ayırdık. Memurlarımızın, çocukları ilkokul çağına gelene kadar yarı zamanlı çalışma hakkından yararlanmalarının önünü açtık. Kamu kurum ve kuruluşlarımızda kreş ve çocuk bakımevlerinin yaygınlaştırılması için adımlar attık. Doğum sonrası annelik ve babalık izni sürelerinin uzatılması çalışmalarına öncülük ettik. Çocuklarımızı dijital mecraların zararlı etkilerinden korumak amacıyla kapsamlı bir hukuki düzenlemeyi hayata geçirdik. Geliştirdiğimiz özgün modeli, 'aile diplomasisi' ile bu alandaki tecrübemizi uluslararası düzeyde daha da görünür hale getirdik. Sayın Cumhurbaşkanımızın 2026-2035 dönemini 'Aile ve Nüfus 10 Yılı' olarak ilan etmesiyle, uzun soluklu bir dönüşümün ilk atılımlarını yaptık. 'Aileyle köklenen, nüfusla güçlenen, istikbale yükselen Türkiye' idealini yeni dönemin ana istikameti haline getirdik."
Milli Aile Haftası ile aile bağlarını ve nesiller arası dayanışmayı, Türkiye'nin geleceğine güç veren milli bir sahiplenmeye dönüştürdüklerini söyleyen Göktaş, "Aile ve Nüfus On Yılı Vizyon Belgesi" ile de Türkiye'nin geleceğini kuşatan stratejik politikalarını ortaya koyduklarını belirtti.
Aile ve nüfus politikalarıyla Türkiye'nin kalkınma ve gelecek vizyonunu ana akım unsurlarından biri haline getirdiklerini ifade eden Göktaş, "Bu anlayışla aile dostu ekosistemi kamu politikalarının merkezine yerleştirdik. Çünkü şunu çok iyi biliyoruz. Devletimizin çatısı ne kadar sağlam olursa olsun, o çatıyı ayakta tutacak olan güçlü ailelerdir." dedi.
