Son Dakika | MHP lideri Devlet Bahçeli'den dikkat çeken mesaj: CHP arınmalı ve durulmalı
Son dakika haberi: MHP lideri Devlet Bahçeli partisinin grup toplantısında önemli açıklamalarda bulundu. Devlet Bahçeli, "CHP'de yaşanan gelişmeler, CHP'nin kurumsallığına yakışmayan seviyeden, demokrasimize zarar verici noktaya ilerlemektedir" dedi. Bahçeli, "Yargıtay CHP kararını bir an önce vermeli" ifadelerini kullandı.
Son dakika haberi: MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, istinafın CHP kurultay davası kararına ilişkin, "Mahkeme kararına yönelik itiraz merci olan Yargıtay, konunun hassasiyetine binaen vaki itiraza yönelik kararını bir an önce vermeli." dedi.
Bahçeli, MHP TBMM Grup Toplantısı'nda, Kurban Bayramı'na bir kez daha kavuşmanın huzuru ve şükrü içerisinde olduklarını söyledi.
Bayramın birinci günü Kızılcahamam'daki Ülkücü Şehitler Anıtı'nı ziyaret ettiğini hatırlatan Bahçeli, "İsimlerini Türk milliyetçiliğinin şeref levhasına kanlarıyla nakşeden ülkücü şehitlerimizi rahmetle ve minnetle andık." ifadesini kullandı.
İstanbul'un fethinin 573. yıl dönümü olduğunu anımsatan Bahçeli, "29 Mayıs 1453'te gerçekleşen fetihle asırların hasreti dinmiş, çağların akışı değişmiş, Türk milletinin imanla karılmış harcı, bütün cihana ilan edilmiştir. Bu vesileyle milletçe nice bayramlara sağlık, mutluluk, barış ve huzur içerisinde erişmeyi Cenabıallah'tan niyaz ediyorum. Aziz ecdadımızı, muhterem şehitlerimizi ve gazilerimizi, yusuf yüzlü ülkü erlerini rahmet ve hürmetle yad ediyorum." diye konuştu.
Türkiye'nin, siyasi tansiyonun yüksek seyrettiği bir süreçten geçtiğini aktaran Bahçeli, bayramın CHP açısından kucaklaşmak yerine kutuplaşmanın derinleştiği bir zamana dönüştüğünü dile getirdi.
Son Dakika | MHP lideri Devlet Bahçeli'den dikkat çeken mesaj: CHP arınmalı ve durulmalı
MHP Genel Başkanı Bahçeli, sözlerini şöyle sürdürdü:
"Yaşanan gelişmeler CHP kurumsallığına yakışmayan bir seviyeden siyasi kültürümüze ve demokrasimize zarar verici bir noktaya doğru ilerlemektedir. Türkiye'nin terörle mücadele ve toplumsal bütünleşme hedefleri, güvenlik politikaları yanında siyasi istikrara ve toplumsal uzlaşmaya da bağlıdır. Ülkemizi yakından etkileyen bölgesel gelişmelerin ve 'Terörsüz Türkiye' sürecine ilişkin önemli aşamaların kaydedildiği bir dönemde beklentimiz, hukuki ve siyasi mücadele yerine fiziki mücadele gibi toplumsal huzuru bozacak, provokasyonları artıracak tehlikeli söylem ve eylemlerden kaçınılmasıdır, politik amaçlar uğruna milli hafıza mekanları ve milli kahramanlar üzerinden toplumu ayrıştırıcı dil ve üslup geliştirilmemesidir. Mesele hukuk zemininden, demokrasi platformundan siyasi rekabet ve nezaketten uzaklaşmamalıdır.
Türkiye'yi karıştırmaya kimse cüret etmemelidir. Olaylar sokağa taşıp fiziki mücadele çağrılarıyla bir eyleme, güvenlik güçlerine saldırıya, kamu düzenini bozmaya yönelmemelidir. Mahkeme kararına yönelik itiraz merci olan Yargıtay, konunun hassasiyetine binaen vaki itiraza yönelik kararını bir an önce vermelidir. Türk siyaseti ve demokrasisinin hırpalanmasına izin verilmemelidir. CHP üzerinden oyun oynamanın tehlikelerinden bahsetmiştim. Geldiğimiz noktada bölünmüş bir CHP algısı oluşturulmaya, hatta meşrulaştırılmaya çalışıldığına şahit olunmaktadır. Unutulmamalı ki yaşanan bölgesel gelişmeler ve 'Terörsüz Türkiye' sürecinde, ortak akıl ve güçlü siyasal kurumlara her zamankinden daha fazla ihtiyaç duyulacaktır."
"TARİHİ OKUYOR, COĞRAFYAYA BAKIYOR, GELECEĞİ TASARLIYORUZ"
Bahçeli, küresel sistemin, hukukun, normların ve teamüllerin aşındığı, uluslararası örgütlerin ve ittifak bloklarının işlevsizleştiği, hiç olmadığı kadar öngörülemez, hiç olmadığı kadar anarşik bir iklime savrulduğunu belirterek, bu süreçte adalet, ahlak ve hukukun sonunu getiren emperyalist odakların en temel insan hakkı olan yaşama hakkının sonunu getirme peşine düştüğünü vurguladı.
1917 Balfor Deklarasyonu ile Filistin topraklarına taşınan sapkın ve saplantılı siyonist haydutluğun, bugün ABD himayesindeki İsrail'in yayılmacı politikalarıyla kendisini revize etme gayreti içinde olduğunu ifade eden Bahçeli, Türkiye'nin de içinde bulunduğu coğrafyanın müfrit ve marjinal ideolojik sapkınlıklarla yönetilen İsrail'in bölgeyi etnik, dini ve mezhepsel parçalara bölerek siyonist yayılmacı senaryoları hayata geçirmesi tehdidiyle karşı karşıya olduğuna dikkati çekti.
Bahçeli, "Bu tehdidin ana hedefi, asırlar boyunca İslam'ın bayraktarlığını yapmış, 9 tuğlu kurt başlıklı sancaklar ile tevhit bayrağını yükseltmiş Türkiye'dir. Orhun'da çağlayıp Maveraünnehir'den taşarak Tuna'da buluşan tarihin Türk akışı, insanlığa özlemini duyduğu barışı, adaleti ve huzuru getirmiştir. Bu bağlamda adaletin ve barışın tecessüm ettiği kurumsal yegane yapı Türk Devleti'dir." sözlerini sarf etti.
Devlet Bahçeli, bölgedeki emperyalist oyunları bozma, coğrafyayı hasretini çektiği düzene, insanlığı özlediği huzura yeniden kavuşturma adına attıkları "Terörsüz Türkiye, Terörsüz Bölge" adımının, Türk ve Türkiye Yüzyılı'nın ilk stratejik hamlesi olmasının yanında, 21. yüzyılda değişen dünya dinamiklerine karşı yeni güvenlik konseptinin de miladı olduğunu aktardı.
Bahçeli, konuşmasına şöyle devam etti:
"'Her şuurlu Türk, müteyakkız bir devlettir' şiarından hareketle siyasetin magazinsel ve kısır tartışmalarından azade Gök Sultan İkinci Abdülhamid Han'ın hamiyeti ve himayeti Şehid-i Ala Gazi-i Namdar Enver Paşa'nın cesareti ve ülküsü, Cumhuriyetimizin banisi Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ün feraseti ve derin stratejisiyle tarihi okuyor, coğrafyaya bakıyor, geleceği tasarlıyoruz. Bu nokta-i nazarıyla belirtmek isterim ki Türkiye'nin bir yönü doğuya, diğer yönü ise batıya bakan, gövdesi Maveraünnehir'den Anadolu'ya taşan Selçuklu Kartalı modelimizin dayandığı temel esas, Türk ontolojik güvenliğidir. 20. yüzyıla sıkışmış güvenlik konseptini aşan, 21. yüzyılın imkan ve ihtiyaçlarına mütenasip yeni güvenlik paradigmamızdır."
"İSLAM DÜNYASI AYAĞA KALKMALI, İSRAİL HAYDUTLUĞUNA HADDİ BİLDİRİLMELİ"
MHP Genel Başkanı Bahçeli, Gazze'de, Kudüs'te, Filistin'in dört bir yanında yaşanan zulmün sadece bir coğrafyanın değil, tüm ümmetin imtihanı olduğunu vurgulayarak, bu imtihan karşısında suskun kalmanın, parçalanmışlık içinde birbirine sırt dönmenin, dini, ahlaki ve vicdani bir çöküşün adım adım yayıldığının göstergesi olduğunu belirtti.