Devletine ve üniformasına aşıktı

Yeni doğan bebeğini kucağına alamadan göreve koşarak 15 Temmuz hain darbe kalkışmasında Ankara'da şehit olan ve evlilik yıldönümü olan 18 Temmuz’da toprağa verilen özel harekât polisi Ahmet Çakır'ın ailesi, oğullarını ve emanet kalan torunlarının acısını evlerindeki düzenledikleri köşedeki fotoğraf ve eşyalara bakarak bastırıyor. SABAH’a konuşan şehit annesi Asiye Çakır, “Oğlum 7 yıllık meslek hayatı boyunca ilk kez o gece nereye göreve gideceğini söyledi ve helallik istedi” dedi.

Devletine ve üniformasına aşıktı

15 Temmuz gecesi göreve çağrılan özel harekât polisi Ahmet Çakır, evden çıkmadan önce yeni doğum yapan eşinden helallik aldıktan sonra annesini arayarak operasyona gittiğini eşini ve çocuğunu onlara emanet bıraktığını söyledi. Gölbaşı Özel Harekât Daire'sine düzenlenen ilk bombalı saldırıdan kurtulan Çakır, ikinci saldırıda şehit düştü. Henüz 1 yıllık evli olan Ahmet Çakır, darbe girişiminden 3 gün sonra 1. evlilik yıldönümünde memleketinde toprağa verildi. Çakır'ın erken doğan bebeği de kendisinden 2,5 yıl sonra geçirdiği rahatsızlıklar nedeniyle yaşamını yitirdi.

"KIZINI KUCAKLAYAMADI"

Oğlunu erken yaşta kaybetmenin üzüntüsünü yaşadığını ancak vatanı uğruna, çok sevdiği üniformasıyla şehit düşmesinden dolayı da gurur duyduğunu söyleyen anne Asiye Çakır, "Ahmet benim için bir evlattan öte bir arkadaş gibiydi. Sürekli arar, halimi sorardı. Daha yeni evliydi, çocuğu dünyaya 6 aylık gelmişti. Doktorlar, 'yaşamaz' diyorlardı. Oğluma 'bu çocuk dünyaya erken geldi ama her şerde bir hayır var' dedim. İşine o kadar bağlıydı ki düğün izni, evlilik izni, nikah izni kullanmadı. Bebeği doğduğunda yine görevdeydi. 'Bebeğin yaşamaz' demelerine rağmen göreve gitti. Yine görevi ağır bastı. Kızının gözünü açtığını bile göremedi" diye konuştu.

1 KEZ GÖRDÜĞÜ KIZI 2,5 YIL YAŞAYABİLDİ

Oğlundan geriye kalan tek emanet olan torununun da 2,5 yıl sonra yaşamını yitirdiğini anımsatan acılı anne, "Torunum, sanki babası kendisini görsün diye erken doğdu. Kimse yaşamasına ihtimal vermiyordu ama o 2,5 yıl boyunca bize sabır kaynağı oldu. Sürekli tedavi görüyordu, sonra küçük bedeni bunu kaldıramadı. O da melek olup babasının yanına gitti. Oğlumun ardından torunumun da yaşamını yitirmesi beni çok yaraladı ama evladımın şerefli bir şekilde vatanı için can vermesi beni ayakta tutuyor" dedi.

"BU GÖREV BAŞKA, HAKKINI HELAL ET"

Oğlunun görev emrini alınca kendisini arayarak "Göreve çağırdılar, bu görev çok önemli. Hakkını helal et" dediğini söyleyen Asiye Çakır, "Kız kardeşini sordu, içeride kahve yaptığını söyledi. Kardeşiyle konuştuğunu söyledi. 'Anne ben göreve gidiyorum, hakkını helal et' dedi. '7 yıldır bu kadar göreve gidiyorsun, hep tatildeyim derdim, bu nasıl görev' dediğimde 'bu görev çok farklı' dedi. Sonra televizyonunun açık olup olmadığını sordu, kapalı olduğunu söyleyince de 'kapalı olsun, bakma' dedi. Öyle söyleyip kapattı. Aradan birkaç dakika geçince ben de bir bayrak alıp 'oğlum şehit olacak' diyerek balkona astım. Biraz sonra eşim eve geldi. Ahmet'in konuşmasını söyleyip aramasını istedim. Eşim aradı ama açmadı. Birkaç dakika sonra aradığımızda telefonunu kapattık. Tekrar tekrar aradık ama ulaşılamayınca şehit olduğunu anladım" diye konuştu.

"OĞLUM VE DİĞER ŞEHİTLERİN ADI YAŞATILSIN"

Oğlunun adının memleketinde yaşatılmasını isteyen anne Asiye Çakır, "Oğlum ve diğer şehitlerimiz canlarını bu vatan için verdi. Yeni yetişen çocuklarımızın vatan sevgisini kazanması geçmişlerini bilmeleriyle mümkün. O nedenle şehitlerimizin adları yaşatılmalıdır. Oğlumun adı Gaziantep merkezde bir yere verilmedi. Ben isterim ki adı burada bir karakolda, bir okulda, bir sokakta veya bir parkta yaşasın. Evimizin karşısında park var, oraya adı verilse ben de gidip oradaki çocuklara şehadet yıldönümünde tatlı, şeker ikram etsem, vatan için şehitliği anlatsam kötü mü olurdu?" dedi.

VATANINI VE ÜNİFORMASINI ÇOK SEVERDİ

Baba Şahin Çakır ise, "Bir şeyler olduğunu anlayınca oğlumu aradım. 'Baba darbe girişimi oluyor, Genelkurmay Başkanlığı saldırı altında. Kendinize dikkat edin, biz operasyona gidiyoruz. Hakkınızı helal edin' dedi. Oğlum gittiği hiçbir görevde bize bir şey anlatmazdı. İlk kez görevini söyledi ve helallik istedi. Sabaha kadar ayaktaydık, hep aradık ama ulaşamadık. Oğlum vatanı uğruna diğer arkadaşlarıyla birlikte şehit oldu ama vatanını darbecilerin kirli emellerine alet ettirmedi" diye konuştu. Oğlunun özel harekât polisi olmayı çok istediğini belirten Çakır "İlk görev yeri Ordu'ydu. Daha sonra Şırnak'ta birçok operasyona katıldı. Diyarbakır'da geçici görevde bulundu, Kobani'de de görev aldı. En son Ankara'daki Özel Harekât Daire Başkanlığı'nda göreve başladı. Onun için özel harekatın ayrı bir yeri vardı. Üniformasını çok severdi. Bana 'Vatanım ve bir karış toprağım için her zaman canımı vermeye hazırım. Ülkenin her karış toprağı benim, oralarda kanımız var' derdi. Her yere gönüllü giderdi. 'Bu toprağı kimselere vermeyiz' derdi. Çocuğumla gurur duyuyorum. Benim çocuğum vatanı için şehit oldu. Bazıları bu vatanı bölmek ve başkalarına satmak isterken oğlum onları engellemeye çalışan arkadaşlarıyla birlikte şehadet şerbetini içti. Hepsini ruhu şad olsun, biz yerlerinin cennet olduğunu biliyoruz" dedi.

Google Haberler'de tüm gelişmeleri tek kaynakta görmek için Sabah'ı takip edin.

Sabah.com.tr Uygulamamızı İndirin

Uygulamalara Özel Ayrıcalıkları Keşfedin!