Kıbrıs'ta kritik eşik: 5+1 masası yeni bir sürecin kapısını aralayacak mı?

Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Antonio Guterres'in Kıbrıs'ta iki lider ve üç garantör ülkenin katılacağı genişletilmiş 5+1 toplantısı için hazırlık yapılacağını açıklaması, adada diplomasi trafiğini yeniden hareketlendirdi. 26 Ağustos'ta yapılması planlanan liderler görüşmesiyle birlikte Kıbrıs'ta yeni bir sürecin başlayıp başlamayacağı merak konusu olurken, ASBÜ Milletlerarası Hukuk Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi, KKTC ASBÜ Hukuk Bölümü Koordinatörü Av. Doç. Dr. Emete Gözügüzelli, sabah.com.tr'ye konuya ilişkin yaptığı değerlendirmelerde önemli detaylara dikkat çekti.

Kıbrıs’ta kritik eşik: 5+1 masası yeni bir sürecin kapısını aralayacak mı?

Kıbrıs'ta uzun süredir devam eden diplomatik belirsizlik, Birleşmiş Milletler'in yeniden devreye girmesiyle yeni bir aşamaya taşındı. BM Genel Sekreteri Antonio Guterres'in Kıbrıs'taki iki lider ile Türkiye, Yunanistan ve Birleşik Krallık'ın garantör ülke olarak yer alacağı genişletilmiş 5+1 toplantısı için hazırlık yapılacağını açıklaması, tarafların yeniden ortak bir zeminde buluşma ihtimalini gündeme getirdi.

26 Ağustos'ta yapılması planlanan liderler görüşmesi ve 5+1 formatının yeniden gündeme gelmesi, Kıbrıs meselesinde yeni bir dönemin başlayıp başlamayacağı sorusunu gündeme taşıdı. Peki, yeni süreç geçmiş müzakere dönemlerinden farklı olacak mı? Türkiye ve KKTC'nin egemen eşitlik yaklaşımı masada nasıl karşılık bulacak?

ASBÜ Milletlerarası Hukuk Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi, KKTC ASBÜ Hukuk Bölümü Koordinatörü Av. Doç. Dr. Emete Gözügüzelli, sabah.com.tr'ye Kıbrıs'taki yeni diplomasi sürecine ilişkin değerlendirmelerde bulundu.


ASBÜ Milletlerarası Hukuk Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Av. Doç. Dr. Emete Gözügüzelli

KIBRIS'TA YENİ SÜREÇ NEDEN ŞİMDİ GÜNDEMDE?

Kıbrıs'ta iki lider ve üç garantör ülkenin katılacağı genişletilmiş 5+1 toplantısı için hazırlık yapılması, Doğu Akdeniz'deki gelişmelerin Kıbrıs meselesine etkisini yeniden gündeme taşıdı.

ASBÜ Milletlerarası Hukuk Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi, KKTC ASBÜ Hukuk Bölümü Koordinatörü Av. Doç. Dr. Emete Gözügüzelli, gelişmenin zamanlamasının Doğu Akdeniz'deki jeopolitik gelişmelerle doğrudan bağlantılı olduğunu belirterek, "Bu gelişmenin şimdi yaşanması, Doğu Akdeniz'deki jeopolitik fay hatlarının kırılma noktasına gelmesiyle doğrudan ilintilidir." ifadelerini kullandı. Bölgedeki güvenlik ve enerji gelişmelerine dikkat çeken Gözügüzelli, "İsrail'in bölgeyi ateşe veren agresif politikaları, GKRY ve Yunanistan'ın Fransa ile askeri ittifaklar kurarak adayı aşırı silahlandırması ve enerji şirketlerinin sondaj faaliyetleri bölgedeki riskleri zirveye taşımıştır." değerlendirmesinde bulundu.

"YÖNTEM, İÇERİK VE HAZIRLIK" VURGUSU NE ANLAMA GELİYOR?

Guterres'in "yöntem, içerik ve hazırlık" vurgusunun yeni sürecin geçmiş müzakerelerden nasıl ayrışacağına işaret ettiğini belirten Emete Gözügüzelli, "Genel Sekreter'in 'yöntem, içerik ve hazırlık' vurgusu, 2017 Crans-Montana fiyaskosu dahil geçmişteki ucu açık, sonuçsuz federasyon tiyatrolarının artık tükendiğinin itirafıdır." ifadelerini kullandı.

Yeni sürecin geçmişteki müzakerelerden farklı bir zeminde yürütülmesi gerektiğini belirterek, "Uluslararası hukuk açısından bu açıklama, 'önce zemin, sonra müzakere' demektir." değerlendirmesinde bulundu.

İKİ DEVLETLİ ÇÖZÜM VE EGEMEN EŞİTLİK: MASADAKİ TEMEL AYRIŞMA

Emete Gözügüzelli, "Türkiye ve KKTC'nin ortaya koyduğu 'iki devletli çözüm ve egemen eşitlik' yaklaşımı, adadaki iki halkın 1960 kurucu ortaklık haklarından doğan uluslararası eşit statüsünün hukuki tescilidir." ifadelerini kullandı. Türkiye'nin garantörlüğüne de dikkat çekerek "Türkiye'nin garantörlüğü ise olmazsa olmazdır. Tartışılamaz, dokunulamaz nitelikte hukuki yapıdadır ve Kıbrıs Türkleri için asli dokunulmaz bir yapıdır." dedi.

"TÜRKİYE VE KKTC ARTIK TEK ALTERNATİFE MAHKÛM DEĞİL"

Kıbrıs'ta yeniden masaya dönülmesi ihtimalini geçmişteki süreçlerden ayıran en önemli unsurun, "Türkiye ve KKTC'nin artık tek alternatife mahkum olmadığını askeri, hukuki ve diplomatik olarak sahada kanıtlamış olması" olduğunu belirtti.

Türkiye'nin bölgesel konumuna dikkat çeken Gözügüzelli, "Karadeniz'de keşfedilen doğal gaz, Akdeniz'deki sismik ve sondaj gücümüz, Libya ve Suriye'deki jeopolitik hamlelerimiz oyun kurucu ve oyun bozucu kapasitemizi göstermiştir. Türkiye jeopolitik güç olarak masada ve sahada daha etkin roldedir." dedi.

5+1 MASASINDA TÜRKİYE'NİN ROLÜ NE OLACAK?

5+1 formatının önemine ilişkin Gözügüzelli : "1959 Zürih ve Londra Antlaşmaları temelinde Türkiye, Yunanistan ve Birleşik Krallık'ın garantörlük hakları uluslararası hukukun eğilip bükülemez bir gerçeğidir. 5+1 formatı, Kıbrıs meselesinin sadece ada içi bir mülkiyet sorunu değil, uluslararası bir denge mekanizması olduğunu teyit eder. Türkiye'nin bu masadaki ağırlığı mutlak ve belirleyicidir. Türkiye, Doğu Akdeniz'in en uzun kıyı şeridine sahip ülkesi ve adadaki Türk varlığının yegane güvenlik kalkanı olarak, garantörlük haklarından ve askeri varlığından zerre taviz vermeyeceğini hukuki bir manifesto olarak masaya koymaktadır." İfadelerini kullandı.

DOĞU AKDENİZ'DEKİ ENERJİ DENKLEMİ MASANIN DIŞINDA KALABİLİR Mİ?

Doğu Akdeniz'deki enerji kaynakları, deniz yetki alanları çatışmaları ve GKRY-Yunanistan-İsrail-Fransa blokunun kuşatma hamleleri, Kıbrıs müzakerelerinin tam merkezindedir; bu başlıkların masanın dışında tutulması eşyanın tabiatına aykırıdır. Hukuken, KKTC'nin ve Türkiye'nin rızası hilafına Doğu Akdeniz'de atılacak hiçbir enerji veya boru hattı adımı geçerli olamaz. Türkiye ve Yunanistan arasındaki dönemsel yumuşama iklimi bir fırsat gibi görünse de, Türkiye'nin Mavi Vatan'daki kıta sahanlığı hakları ve KKTC'nin deniz alanlarındaki meşru hakları, hiçbir diplomatik jest uğruna pazarlık konusu dahi yapılamaz.

GÜVEN ARTIRICI ADIMLAR İÇİN HANGİ FORMÜLLER MASADA?

Emete Gözügüzelli, güven artırıcı adımların Rum tarafının tek taraflı hidrokarbon faaliyetlerini durdurması ve Kıbrıs Türk halkına yönelik izolasyonların kaldırılmasıyla başlaması gerektiğini belirtti. Hukuki ve somut olarak: Doğrudan uçuşların başlaması, KKTC limanlarına uygulanan ambargoların son bulması ve enerji gelirlerinin hakça paylaşımı için ortak bir komite kurulması gerçekçi ilk adımlardır.

Adada eşit iki egemen ayrı devletin varlığının olmasını savunan Gözügüzelli: "Unutulmamalıdır ki 1974 Mutlu Barış Harekatından beri güneyde ki Rum saldırı ve tahrikleri dışında adanın kuzeyinde herhangi bir güvensiz istikrarsız barış dışında bir ortam olmamıştır. Buna Kıbrıs Türk Mücahit, Kıbrıs Türk Polisi ve Türk Mehmetçiği asla izin vermemiştir."dedi.

KIBRIS'TA YENİ ÇÖZÜM SÜRECİ Mİ, DİPLOMATİK TEMAS MI?

Mevcut gelişmelerin henüz kapsamlı bir çözüm süreci anlamına gelmediğini belirten Gözügüzelli, "Şu an için radikal bir çözüm sürecinin kapısının aralandığını söylemek hukuki ve siyasi gerçeklerle bağdaşmaz; mevcut durum tarafların jeopolitik riskler nedeniyle masadan kaçamadığı bir 'diplomatik temas' evresidir." ifadelerini kullandı.

Önümüzdeki döneme ilişkin iki senaryoya dikkat çeken Gözügüzelli, "İlk senaryo, Rum-Yunan-İsrail ittifakının maksimalist taleplerinde diretmesiyle masanın hızla devrilmesi ve KKTC'nin uluslararası alanda tanınma sürecinin (B Planı) resmen hız kazanmasıdır. İkinci senaryo ise küresel aktörlerin baskısıyla, iki devletin egemen eşitliği temelinde iş birliği yapabileceği, gevşek bir konfederasyon veya yan yana iki devletli kurumsal bir ortaklık modelinin parametrelerinin tartışılmaya başlanmasıdır. Son dönemde ise Güney Kıbrıs'taki askeri gelişmelere de dikkat çeken Gözügüzelli, Türkiye'nin şartları artık masada geçerli olacaktır." değerlendirmesinde bulundu.

Google Haberler'de tüm gelişmeleri tek kaynakta görmek için Sabah'ı takip edin.
Haber Girişi Ğmmügülsüm Yiğit - Editör

Sabah.com.tr Uygulamamızı İndirin

Uygulamalara Özel Ayrıcalıkları Keşfedin!