Son 24 yılda yükseköğretimde devrim yaptık
Başkan Erdoğan, 2026-2027 Akademik Yılı Açılış Töreni’nde konuştu: ‘Eğitime yatırım geleceğe yatırımdır’ dedik. Üniversite sayımızı 208’e çıkardık. Bazıları bunu sığ ve art niyetli bir yaklaşımla ele alıyor. Oysa biz yükseköğretime erişim fırsatı açısından bu kazanımı kıymetli buluyoruz
Başkan Recep Tayyip Erdoğan, Beştepe Millet Kongre ve Kültür Merkezi'nde "2026-2027 Akademik Yılı Açılış Töreni"nde konuştu:
Batı'daki üniversiteler, tüzel kişilik statüleri ayrı tutulacak olursa bizim eğitim ve öğretim metotlarımız ışığında 11. yüzyıldan itibaren teessüs etmiştir. Yani mensubu ve mirasçısı olduğumuz medeniyet yalnızca bilgi üretmemiş, ürettiği bilgiyi insanlığın istifadesine teşmil etmiştir. Bugün reddimiras edenler unutturmaya çalışsa da bizden sonraki kuşakların bu bilinçle yetişmesini sağlamak için bunları hatırlatıyorum.
Geçmişte üniversitelerin öncelikli amacı, eldeki bilginin aktarılmasıydı. Üniversiteler bilginin sadece öğretildiği değil, aynı zamanda üretildiği araştırma kurumları haline geldi. Şimdi bunlara, üçüncü misyon olarak ekonomik ve toplumsal katkı eklendi. Bizim de üniversitelerimizden beklentimiz tam olarak bunlardır.

Yapay zekâ teknolojisindeki baş döndürücü gelişmeler, üniversitelerimiz için bazı alanlarda sınayıcı bir hal almıştır. Kaynağa ve bilgiye yapay zekâ modelleri üzerinden ulaşmak, araştırma sürecinde sarf edilen emeği de büyük oranda devre dışı bırakmıştır. Tıpkı karanlık fabrikalarda gördüğümüz gibi akademik süreçlerde de insan faktörü artık giderek azalıyor. Üstelik yapay zekânın sunduğu bilgilerin sıhhati, kaynakların güvenilirliği çoğu zaman sorgulanıyor. Öğrenci ile akademisyen arasındaki bağ sadece bilgi aktarımından ibaret değildir. Hoca öğrencisiyle tecrübesini paylaşır, ona bilimsel bir kültür aşılar. Şayet burada ana aktör insan olmazsa aktarılan bilgi de sağlıklı ve kalıcı olmaz.

Devlet olarak eğitime yaptığımız her yatırımı esasında insana ve geleceğimize yapılmış bir yatırım olarak görüyoruz. Son 24 yılda yükseköğretim alanında, devrim niteliğinde adımlar attık. Göreve geldiğimizde 76 olan üniversite sayımızı 208'e, yurt sayımızı 190'dan 877'ye, yatak kapasitemizi ise 182 binden 1 milyona çıkardık. Bazıları bunu sığ ve art niyetli bir yaklaşımla ele almakta ısrar ediyor. Oysa biz yükseköğretime erişim fırsatı açısından bu kazanımı son derece kıymetli buluyoruz. Batı'da çoğu üniversite ciddi ücretler karşılığında eğitim verirken, dahası öğrenciler ödemesi uzun yıllar süren ağır bir borç yüküyle meslek hayatına başlamak zorunda kalırken ülkemizde çok farklı bir manzara hakim. Biz son derece nitelikli bir yükseköğretim sürecini Anadolu'nun dört bir yanına ulaştırdık. Hangi gelir grubundan olursa olsun bu ülkenin evlatları bulundukları şehirlerde eğitim alabilsin diye devletimizin imkânlarını seferber ettik. Zenginin çocuğu okurken fakirin çocuğu yükseköğretim imkânından yoksun kalmasın, hayallerini ertelemek mecburiyetinde kalmasın, hayata 5-0 geriden başlamasın istedik. Bunun için üniversite harçlarını kaldırdık. Lisans, yüksek lisans ve doktora düzeyinde verdiğimiz burs miktarlarını artırdık. Yükseköğretim kurumlarımızın ve yurtlarımızın altyapılarını yeniledik. Fiziksel şartlarını iyileştirdik. Dijital imkânlarını güçlendirdik. Aylık sadece 1600 liraya üniversite öğrencilerimizin barınma ihtiyacını karşılıyor, iki öğün yemeği ücretsiz olarak kendilerine ikram ediyoruz.

FIRSAT EŞİTLİĞİ VURGUSU
Birileri çıkıyor her şehrimize üniversite açmamızı, üniversitelerimizin kapılarını uluslararası öğrencilere açmamızı eleştiriyor. Halbuki üniversitelerin yaygınlaşmasına karşı çıkmak, eğitimde fırsat eşitliğine karşı çıkmak demektir. Türkiye gibi farklı toplum katmanları arasındaki geçişte eğitimin halen belirleyici olduğu ülkelerde işçinin, emekçinin, çiftçinin çocuğuna "İşçisin sen, işçi kal" demektir. Aynı şekilde her kim Türk üniversitelerinin yurtdışına açılmasından rahatsızlık duyuyorsa, ülkemizin yumuşak gücünün artmasını istemiyor demektir. Sistemi iyileştirecek, sistemi daha etkin hale getirecek her türlü yapıcı eleştiriye de açığız.

ÖDÜL ALAN KURUMLAR
YÖK 2026 Üstün Başarı Ödülleri'nin Kurumsal ödüller kategorisinde, Dijital Dönüşüm ve Veriye Dayalı Yönetim Ödülü'nü Erciyes Üniversitesi, Girişimci ve Yenilikçi Üniversite Ödülü'nü Özyeğin Üniversitesi, Kalite Odaklılık Ödülü'nü Kırşehir Ahi Evran Üniversitesi, Toplumsal Sorumluluk Ödülü'nü Koç Üniversitesi, Uluslararasılaşma Ödülünü Bursa Uludağ Üniversitesi, Üniversite-İş Dünyası İş Birliği Ödülünü TOBB Ekonomi ve Teknoloji Üniversitesi, Yerel Kalkınmaya Katkı Ödülünü de Burdur Mehmet Akif Ersoy Üniversitesi aldı. Ödüller, üniversitelerin rektörleri ve akademisyenlerine, Cumhurbaşkanı Erdoğan tarafından takdim edildi.
ÇOCUKLARI ASLA UNUTMAYACAĞIZ
Cumhurbaşkanı Erdoğan, "3 yılda annelerini, babalarını, kardeşlerini, arkadaşlarını toprağa veren; evleri, üniversiteleri, okulları, eğitim kurumları siyonist soykırım şebekesi tarafından yerle yeksan edilen; buna rağmen hayat ve hays-i yet mücadelesinden, onurlu bir şekilde var olma azminden taviz vermeyen tüm Gazzeli öğrencilere, onların şahsında bölgemizin ve dünyanın dört bir yanındaki mazlum ve mağdurların tamamına ülkem ve milletim adına en güçlü dayanışma mesajlarımı iletiyorum. Medeniyet maskesi takan barbarlar unutsa da bizim Fırat'ın öbür yakasındaki çocukları asla unutmayacağımızı, onların daima yanlarında olacağımızı, haklı davalarını her şartta savunacağımızı bugün bir kere daha ve özellikle ifade ediyorum" mesajını verdi.

RAJAB'IN AİLESİNİ KABUL ETTİ
Başkan Erdoğan, Gazze'de İsrail'in saldırısı sonucu bir araçta mahsur kalarak hayatını kaybeden 6 yaşındaki Filistinli Hind Rajab'ın ailesini Cumhurbaşkanlığı Külliyesi'nde kabul etti. Basına kapalı gerçekleşen kabulde, Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy da yer aldı. ANKARA