KKTC Başbakanı Ünal Üstel'den Avrupa Komisyonu'na tepki: Kıbrıs Türk halkının egemenliği siyasi raporlara teslim edilemez
Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti (KKTC) Başbakanı Ünal Üstel, Avrupa Komisyonu’nun 2026 Türkiye Raporu’nda Kıbrıs meselesine ilişkin değerlendirmelerine tepki göstererek, "Kıbrıs Türk halkının egemenliği, güvenliği ve geleceği AB’nin siyasi raporlarına teslim edilemez" dedi.
KKTC Başbakanı Ünal Üstel, Avrupa Komisyonu'nun 2026 Türkiye Raporu'na tepki gösterdi. Başbakan Üstel, Türkiye'nin Kıbrıs politikasının, KKTC'nin egemenlik haklarının, Maraş açılımının ve Türkiye ile KKTC arasında geliştirilmesi öngörülen enerji projelerinin hedef alındığını belirterek raporda yer verilen değerlendirmeleri reddetti.
Raporun Avrupa Birliği'nin Kıbrıs meselesinde tarafsız ve adil bir yaklaşım sergilemekten uzaklaştığını ortaya koyduğunu savunan Üstel, Birleşmiş Milletler (BM) ve Avrupa Birliği'nin (AB) tarihsel süreçte Kıbrıs Türk halkına karşı adil davranamadığını ve tarafsızlık ilkelerini koruyamadığını ifade etti.
Üstel, 1963 yılında Kıbrıs Cumhuriyeti'nin ortaklık yapısının silah zoruyla yıkıldığını, Kıbrıs Türk halkının devlet kurumlarından dışlandığını ve köylerin saldırıya uğradığını belirterek, uluslararası toplumun o dönemdeki tutumunu eleştirdi. BM Güvenlik Konseyi'nin 186 sayılı kararıyla Rum yönetiminin adanın meşru hükümeti olarak muhatap alınmasının tarihsel adaletsizliğin önemli dönüm noktalarından biri olduğunu savunan Üstel, AB'nin 2004 yılında Annan Planı'na Kıbrıs Türk halkının "evet", Rum halkının ise "hayır" demesine rağmen Rum yönetimini bütün adayı temsilen üyeliğe kabul ettiğini kaydetti. Üstel, "Kıbrıs Türk halkının egemenliği, güvenliği ve geleceği AB'nin siyasi raporlarına teslim edilemez" ifadelerini kullanarak Kıbrıs Türk halkının egemenlik ve eşit uluslararası statü talebinin siyasi raporlarla ortadan kaldırılamayacağını belirtti.
İKİ DEVLETLİ ÇÖZÜM VE MARAŞ
AB'nin iki devletli çözüm yaklaşımını hedef almasını kabul etmediklerini ifade eden Üstel, Kıbrıs'ta iki ayrı halk, iki ayrı demokrasi, iki ayrı devlet ve iki ayrı egemen yönetim bulunduğunu kaydetti. Üstel, Kıbrıs Türk halkının Rum yönetiminin azınlığı olmadığını belirterek egemen eşitliğin ve eşit uluslararası statünün kabulünün adil ve sürdürülebilir bir çözümün temeli olduğunu vurguladı. Maraş konusunda AB'nin yalnızca Rum tarafının taleplerini esas alan yaklaşımını reddettiklerini belirten Üstel, KKTC'nin kendi egemenliğindeki tasarruflarına ilişkin tutumunun açık olduğunu ve atılan adımların uluslararası hukuk ile mülkiyet hakları çerçevesinde değerlendirilmesi gerektiğini savundu.
ENERJİ PROJELERİ VE TÜRKİYE'NİN GARANTÖRLÜĞÜ
Türkiye ile KKTC arasında planlanan Anamur-Teknecik doğal gaz boru hattının raporda eleştiri konusu yapılmasını da eleştiren Üstel, Kıbrıs Türk halkının enerji güvenliğini güçlendirecek ve ekonomik kalkınmasına katkı sağlayacak projelerin Rum yönetiminin onayına bağlanmak istenmesini kabul etmediklerini ifade etti.
Üstel, "Türkiye'den KKTC'ye getirilen su, halkımız için nasıl hayati bir kazanım olmuşsa, doğal gaz ve elektrik bağlantıları da geleceğimiz açısından aynı derecede stratejik öneme sahiptir." değerlendirmesinde bulundu. AB'nin Rum yönetiminin enerji projelerini desteklerken, Kıbrıs Türk halkının enerji güvenliğine yönelik girişimlere karşı çıkmasının çifte standart olduğunu savunan Üstel, Türkiye'nin adadaki askeri varlığının hedef alınmasını da reddetti. Türkiye'nin etkin ve fiili garantörlüğünün Kıbrıs Türk halkının güvenliği bakımından vazgeçilmez olduğunu belirten Üstel, "Türk askerinin adadaki varlığının bir tehdit değil, güvenliğin en önemli teminatı" olduğunu kaydetti.
Üstel, AB ve BM'ye Kıbrıs Türk halkına yönelik eşitsiz muameleyi, ambargo ve izolasyonları sorgulama çağrısında bulunarak Rum tarafını adanın tek sahibi olarak gören anlayıştan vazgeçilmesi gerektiğini ifade etti. Kıbrıs Türk halkının geleceğinin Brüksel'de hazırlanan tek taraflı raporlarla değil, kendi özgür iradesiyle belirleneceğini vurgulayan Üstel, Türkiye ile tam dayanışma içerisinde egemen eşitlikten, devletten, güvenlikten ve halkın haklarından taviz vermeyeceklerini belirtti. Üstel, Kıbrıs'ta kalıcı barışın yolunun iki halkın haklarına, siyasi eşitliğine ve ayrı egemenliğine saygı gösterilmesinden geçtiğini kaydetti.