Rüyasında gördü: 3 çocuğa hayat oldu! ‘Dünyada bir eser bırakmak isteyen herkese bunu tavsiye ediyorum’
Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı'nın bakım ve korumasında olup üniversiteyi kazanan 286 gençten biri olan ve aynı zamanda koruyucu ailenin yanında yetişen İlknur, eğitimdeki başarısının yanında hayat hikayesiyle de ilham kaynağı oluyor. Anne Selma Tunalı, bu serüvenin rüyasında gördüğü bir kız çocuğu ile başladığını ifade ederek, süreç içerisinde iki biyolojik çocuğunun yanında 3 koruyucu çocuğu olduğunu aktardı.
Başarılı bir fizyoterapist olma yolunda ilk adımını atacak olan İlknur, Tunalı ailesinin 3 koruyucu çocuğunun ikincisi. İki biyolojik çocuğun yanında 3 koruyucu çocukları olan aile, kız çocuklarının okumasına ve kendi ayakları üzerinde durmasına büyük önem veriyor. Tunalı ailesi, çocuklarını hayata ve topluma kazandırmanın mutluluğunu yaşıyor. İlknur, 7 yaşında biyolojik ailesinin yanından çeşitli sebeplerden ötürü ayrılmak zorunda kaldığını ve yurda yerleştirildiğini söyledi. İlknur, 6 ay yurtta kaldıktan sonra koruyucu ailenin yanına gittiğini belirterek hedefinin kendi ayakları üzerinde durabilmek olduğunu aktardı.
"İLK BULUŞMADA İKİMİZ DE ÇOK AĞLADIK"
Ailesiyle tanışma hikayesinden bahseden İlknur, "Benim uzaktan takip eden bir koruyucu annem daha var. O benimle çok yakından ilgilendi. Bu ailemi bulmamda da o çok yardımcı oldu. Önce yurda yerleştirildim sürecin hızlandırılması açısından. Bir ay boyunca yurtta kaldım. Bu süreçte de görüşmelerimiz başladı. Annemle görüştüm önce tek başıma. Onunla çok duygusal bir bağ kurduk zaten. İlk buluşmada ikimiz de çok ağladık. O yakınlığı, o sıcaklığı orada hissettim zaten. Yaklaşımından, konuşmasından, sarılmasından. Ardından görüşmelerimiz haftalık hızlanmaya başladı. Babamla görüştüm. Babamla görüştüğümde zaten o da çok konuşamadı, ben de çok konuşamadım. İkimiz de çok ağladık. Süreç daha da hızlandı. 1 ay içinde buraya yerleştirildim" diye konuştu.
"MUTLU OLDUĞUMUZDA HEP BERABER MUTLU OLUYORUZ, ÜZÜLDÜĞÜMÜZ DE HEP BERABER ÜZÜLÜYORUZ"
İlknur, ilk kez böyle sıcak bir ailenin kendisini karşıladığına dikkati çekerek, "Abilerim var iki tane. Bir tane ablam var. Bir de kız kardeşim var burada benimle. Onlarla aynı evin içerisinde olmak, bu duyguları hep birlikte yaşamak. Mesela mutlu olduğumuzda hep beraber mutlu oluyoruz. Üzüldüğümüzde birimizin bir sıkıntısı olduğunda hep beraber ona üzülüyoruz, çare buluyoruz. Yeri geldiğinde klasik abla kardeş tartışmaları da yaşıyoruz. Ama bunlar renk katıyor bence" ifadelerini kullandı.
Sorunlarını ailesiyle rahatlıkla konuşabildiğini belirten İlknur, ailesinin yanına geldikten sonra onların destekleriyle özgüveninin yerine geldiğini vurguladı. Bu sene Ankara'da bir üniversiteyi kazandığını anlatan İlknur, "Onlar bana daha çok hafifletme yönünde ilerlediler bu sıkıntılarımı, streslerimi. Bütün yükümü de aldılar gerçekten. Stres olduğum zamanlarda onlar daha çok destek oldular. Gerçekten çok rahat bir şekilde atlatabildim bu yılı. Çünkü çevreye baktığım zaman arkadaşlarımı gördüğümde, onların da aileleri böyle baskısal olarak da ilerleyebiliyorlar. Kiminin ailesi anlayışlı, kiminin ailesi çok fazla baskı kuruyor. Ama benim ailem tam ortasıydı. Yeri geldi, telefonumu da aldılar ders çalış diye. Ama bunların hepsi benim sınav yılımı, sınav stresimi hafifletmemden yanaymış. Yani bunu sonradan fark ettim." şeklinde konuştu.
"BENİM MOTİVASYON KAYNAĞIM TEMELDEN OLUŞTU"
Bir ailenin yanında geleceğini etkileyen sınava hazırlanmanın önemli olduğunu vurgulayan İlknur, "Arkadaşlarımı gözlemlediğim zaman kimisi dershanede, kimisi kütüphanede kendi başına ders çalışmaya çalışıyor. Motivasyon kaynağı bulmaya çalışıyorlar. Ama benim bu kaynağım zaten temelden olmuş olduğu için annem ve babam bu konuda hiçbir zaman desteğini esirgemediği için ben bu süreci daha hızlı atlatabildim" ifadelerine yer verdi.