EMRE AKÖZ
Mesajların anlamı
Dört bir yandan malumat akıyor. Ancak gerçeğin ne olduğunu kavramak kolay değil. Çünkü: 1) <ı>Doğru haberlerle <ı>yalan/çarpıtılmış haberler iç içe geçiyor. 2) Büyük resmi kurmadan, olup biteni anlamak zor.
Bugün iki olayı anlamlandırmaya çalışacağım. "<ı>Yorumlarım <ı>doğrudur" iddiasında değilim elbette; sadece "<ı>Ben <ı>olup <ı>biteni <ı>böyle <ı>okuyorum" diyorum.
Başlayalım.
Konsolosluk saldırısı
ABD'nin İstanbul Başkonsolosluğu'na saldırıldı. Üç polisimiz şehit oldu. Çok üzüldük.
Herhangi bir ABD'liye zarar verilememesine ve şiddet yoğunluğunun '<ı>düşük' seviyede olmasına bakarak şöyle diyorum: Bu saldırı, '<ı>ABD <ı>konsolosluğunu <ı>koruyan <ı>polislere' yapılmıştır.
Yani "<ı>somut <ı>hedef" Emniyet, "<ı>mesajın <ı>adresi" ise öncelikle ABD'dir.
Evet, polislerimiz şehit oldu ama diğer El Kaide eylemleriyle kıyaslandığında <ı>aceleye <ı>getirilmiş hatta ABD Büyükelçisi Ross Wilson'ın tabiriyle "<ı>acemice" bir saldırı var karşımızda.
O halde, saldıranlar '<ı>El <ı>Kaideci' olsalar dahi, <ı>tipik bir El Kaide eylemi değil bu. (Adamlar kafaya koydular mı kamyon, uçak filan kullanıyor.)
Peki, neler oluyor?
Hatırlarsanız ABD'nin eski Dışişleri Bakan Yardımcısı Richard Holbrooke, Ağustos 2007'de, özetle, "<ı>Dünyada <ı>iki <ı>Ilımlı <ı>İslam <ı>ülkesi <ı>var, <ı>biri <ı>Türkiye, <ı>diğeri <ı>Malezya" demişti.
Adamın kastettiği basitçe, "Nüfusunun çoğunluğu <ı>Müslüman olmasına rağmen, o ülkelerle ilişkimiz iyi; buralarda bize canlı bombalarla filan saldırılmıyor" diyordu.
Ancak koparılan yaygarayı hatırlarsınız: "<ı>Türkiye, <ı>Malezya <ı>mı <ı>oluyor" diye tartıştık durduk.
İşin aslı şuydu: Bir ABD diplomatı olarak Holbrook'un memnuniyeti, '<ı>hükümete <ı>destek' demekti.
Ergenekon çizgisinde olup hükümeti devirmek istediği şimdilerde netleşen medya, 'Malezya' kelimesinin üstüne atlayarak, "<ı>AKP <ı>iktidarında <ı>laiklik <ı>elden <ı>gidiyor, <ı>şeriat <ı>geliyor" yanılsamasını pompalamıştı o günlerde.
Bugüne bağlarsak:
* Konsolosluk saldırısı, Michael Rubin türü muhafazakar kılıklı faşistlerin ellerini ovuşturacağı bir eylem.
"<ı>Bakın" diyecekler, "<ı>biz <ı>Türkiye'de <ı>de <ı>rahat <ı>değiliz, <ı>çünkü <ı>iktidarda <ı>İslamcı <ı>bir <ı>parti <ı>var."
* Saldırıyı yaptıranlar ise şöyle diyor: "<ı>Ey <ı>ABD, <ı>hükümeti <ı>filan <ı>destekleme, <ı>bunlar <ı>seni <ı>koruyamaz, <ı>saldırıya <ı>uğrarsın."
* Son yıllarda eğitimini ve teknolojisini geliştirerek Ergenekon'u izleyen, ipuçlarını bulan Emniyet'in de bu saldırıyla adeta cezalandırıldığını söyleyebilirim.
Olayı '<ı>siyasi' yorumu bence böyle.
Hilmi Özkök'ün sözleri
Eski Genelkurmay Başkanı Org. Hilmi Özkök, '<ı>Darbe <ı>Günlükleri' ile ilgili olarak şöyle dedi:
"Anılarda geçtiği öne sürülerek gündeme getirilen bu olaylarla ilgili olarak, ne <ı>vardır, ne <ı>yoktur derim. Başka bir ifadeyle, ne <ı>teyit ederim, ne <ı>tekzip ederim. Benim söyleyebileceğim budur." (<ı>Milliyet, <ı>9 <ı>Temmuz)
Askeriyede, "<ı>kol <ı>kırılır, <ı>yen <ı>içinde <ı>kalır" ilkesi gayet güçlüdür. Kimse "<ı>silah <ı>arkadaşlarını <ı>jurnalliyor" pozisyonuna düşmek istemez.
Ama eğer bir mesaj vermek şart olmuşsa, bu <ı>dolaylı biçimde yapılır. Örneğin: Eylül 2007 tarihli '<ı>Eylem <ı>Planı' için Genelkurmay, "<ı>Komuta <ı>kademesi <ı>tarafından <ı>onaylanmış <ı>böyle <ı>bir <ı>plan <ı>yoktur" demişti. Böylece planın varlığı doğrulanmıştı.
Benzeri bir biçimde, Hilmi Özkök de, "<ı>Ne <ı>teyit <ı>ederim, <ı>ne <ı>tekzip <ı>ederim" dediğinde, o dönemde, '<ı>Darbe <ı>Günlükleri'nde anlatılan türden fırıldaklar döndüğünü ve bunların Özkök'ü 'hâlâ' rahatsız edecek ciddiyette olduğunu anlıyorum.
Benim yorumum budur.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.