EMRE AKÖZ
Ben olsam öyle çizmezdim
Salih Memecan'ın dünkü karikatüründe yer alan ana fikre katılmadığımı belirtmek isterim. '<ı>Cumhuriyet'i, 85 yıldır '<ı>Demokrasi' adlı güzel (ama burnu havada) bir kızın peşinde koşan yaşlı ve kararlı bir adam şeklinde çizmiş.
Bence yanlış! Ya da şöyle diyeyim: Aşırı derecede <ı>iyimser bir yorum bu.
Kendine 'Cumhuriyetçi' diyenler, 'Demokrasi' filan istemiyor ki! Kemalizm'in 6 Ok'unda Demokrasi var mı? Yok! Demokrasi hakkında "<ı>Evet <ı>ama..." diye kayıt düşmeden konuşabilen bir Atatürkçüye rast geldiniz mi hiç? Mümkün değil!
Ulusalcıların çok partili rejime, '<ı>karşı <ı>devrim' dediğini ne çabuk unuttuk? (Maalesef böyle düşünenlere, GK Başkanı Org. İlker Başbuğ da dahil!)
***
Ben o karikatürü şöyle çizerdim: 'Cumhuriyet' ile 'Demokrasi' arka plandaki masada oturmaktadır. (Tercihen gergin biçimde!)
Ön planda yer alan halktan bir kadın, arkadaşına şöyle der: "<ı>Yıllardır <ı>nişanlılar. <ı>Bir <ı>türlü <ı>evlenip <ı>çoluk <ı>çocuğa <ı>karışamadılar."
Tabii böylesi yine de <ı>umut <ı>dolu bir karikatür olurdu.
Hakikate daha da yaklaşanı, 'Cumhuriyet' adlı adamın, kafasını gözünü patlattığı 'Demokrasi' adlı kıza, "<ı>Israr <ı>etme, <ı>seninle <ı>evlenmeyeceğim" demesi olurdu ki gerçekçiliğin bu kadarı bir kitle gazetesine uymaz.
***
Söz mizahtan açılmışken: Dün isim vermeden eleştirdiğim kişilerden biri de, büyük bir zevkle izlediğim '<ı>Beynelmilel'in yönetmenlerinden, senarist Sırrı Süreyya Önder idi.
Önder bir söyleşisinde şöyle diyordu:
"<ı>30 <ı>Ağustos <ı>2007'de yapılan zafer balosuna Abdullah Gül ve Recep Tayyip Erdoğan, eşleri olmadan katıldılar. Ufuk Uras eşsiz olarak bile davet edilmedi. Bu baloyu düzenleyenlerin dayattığı bir zorunluluktu. Çünkü kadınlar başörtüsüyle kabul edilmiyorlardı.
"Ertesi hafta çıkan bütün mizah dergileri, Gül ve Erdoğan'ı birlikte, erkek erkeğe dans ederken hicvediyorlardı. Onların bu zorunlu '<ı>single' durumlarından mizah çıkartmışlardı. (<ı>Tanıl <ı>Bora'nın <ı>röportajı, <ı>Birikim <ı>dergisi, <ı>No: <ı>232/233)
***
Söyleşi bende Önder'in söz konusu mizah dergilerini yermediği izlenimini uyandırdı. Sadece, kendisinin <ı>asıl komik ve trajikomik bulduğu noktayı (<ı>protokol <ı>subayının, <ı>GK <ı>Başkanı <ı>ve <ı>eşini <ı>dansa <ı>davet <ı>etmesini, <ı>'Arz <ı>ederim <ı>Komutanım!' <ı>diye <ı>noktalaması, <ı>vb.) göremedikleri için (belki) serzenişte bulunuyordu.
Sırrı Süreyya Önder dün aradı. Tam tersine, o mizah dergilerini yerden yere vurduğunu, ifadelerini yanlış yorumladığımı söyledi.
***
Bu açıklama içimi ferahlattı çünkü başta <ı>Leman ve <ı>Penguen olmak üzere belli başlı mizah dergileri '<ı>solculuk' kisvesi altında <ı>Kemalistlik yapıyor.
Nasıl olduysa oldu, <ı>bir <ı>keresinde bu çizginin dışına çıkıldı: Tevhide Kütük adlı imam hatip okulu öğrencisi, kompozisyon ödülü törenine türbanıyla katıldığı için <ı>Garnizon <ı>Komutanı ve <ı>Kaymakam tarafından apar topar kürsüden indirilmişti.
Leman dergisi Kasım 2007'de Adana Kozan'da meydana gelen bu olayı işledi.
Derginin kapağında, suratına kocaman bir postal çarpan küçük bir öğrenci kız yer aldı.
Belki benim atladığım birkaç kapak daha olmuştur ama genel çizgileri şöyle:
Bu tür dergiler '<ı>mizah <ı>muhaliftir' diyorlar ama çoğu kez yaptıkları militarist zihniyetin kucağına oturarak Kemalist ideolojiyi yeniden üretmekten ibaret.
Muhaliflik derecelerini, üsluptan da anlayabilirsiniz: GK Başkanı'nın '<ı>karikatürünü' dahi çizemiyor; '<ı>resmetmekle' ya da '<ı>illüstrasyonunu' yapmakla yetiniyorlar.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.