EMRE AKÖZ
Hangi vatandaşlar "makbul" değildir?
Prof. Binnaz Toprak ve arkadaşlarının yaptığı " <ı>Din ve Muhafazakârlık <ı>Ekseninde Ötekileştirilenler " adlı araştırmanın eksik yönlerine değinirken, "devletin" sorumluluğunun altını çiziyoruz.
Böyle yapmamızın nedeni " <ı>her türlü <ı>kötülüğü devletten bilmek " gibi bir <ı>kolaycılık değil elbette.
Elimizde somut olaylar var.
***
Bunlara geçmeden önce, sosyal psikolojinin bize öğrettiği çok temel bir mekanizmayı hatırlayalım:
" <ı>Eğer bir yeri bakımsız bırakırsanız, insanlar orayı daha da beter hale getirir. "
Türkiye'deki devlet toplum ilişkilerinde biz bu mekanizmanın <ı>azmanlaşmış halini yaşadık. Şöyle oldu:
Aleviler: Eğer 100 bin memuru olan <ı>Diyanet İşleri'nde Alevilere yer yoksa, bu inanç tarzı ders kitaplarında yer almıyorsa, o zaman sıradan vatandaş, " <ı>Demek <ı>ki <ı>Alevilik <ı>makbul <ı>bir <ı>şey <ı>değilmiş " diye düşünmeye başlar.
O sıradan vatandaşların içindeki " <ı>kaypak, <ı>avantacı, <ı>suça <ı>eğilimli, <ı>bencil, <ı>vs. " tipler ise fırsat kollar, " <ı>Şu <ı>Alevi <ı>komşumun <ı>başına <ı>bir <ı>şey <ı>gelse <ı>de, <ı>ona <ı>olan <ı>borcumu <ı>ödemesem " diye hayaller kurar.
Kürtler: Türkçe bilmediği için kasabada derdini Kürtçe anlatan zavallı köylülerden " <ı>10 kuruş " (herhalde bugünün 10 lirası filan eder ki onlar için büyük paradır) ceza almış bir devlet bu.
Kürt vatandaşlar için, " <ı>Bunlar <ı>dağ <ı>Türküdür, <ı>karda <ı>yürürken <ı>kart <ı>kurt <ı>diye <ı>sesler <ı>çıkardıkları <ı>için <ı>o <ı>ad <ı>verilmiştir " saçmalığına inanan ve ona göre davranan nice askeri bürokrat olmuştur bu ülkede. (Kendileri ifşa ettiler.)
33 Kürt köylüsünü yargılamadan kurşuna dizdiği için ceza alan general Mustafa Muğlalı'nın adını kışlaya, kadın ve çocukların yaşadığı köylere uçaktan bomba atan Sabiha Gökçen'in adını da havaalanına veren yine bu devlet değil mi?
Böyle olaylar tarih boyunca tekrarlandığında, sıradan vatandaşların bir kısmı da, " <ı>Demek <ı>ki <ı>Kürt <ı>makbul <ı>değilmiş " diye düşünür elbette.
Gayrimüslimler: Çevresine bakıp bir tane bile " <ı>Yahudi <ı>subay ", " <ı>Rum <ı>vali ", " <ı>Ermeni <ı>yargıç " göremeyen sıradan vatandaş, bu grupların da makbul olmadığını hemen kavramaz mı?
Kötü niyetli esnaf, " 6 <ı>/7 Eylülde <ı>(1955) <ı>bunların <ı>malları <ı>yağmalanmış, <ı>yine <ı>böyle <ı>bir <ı>okazyon <ı>çıksa <ı>da <ı>komşunun <ı>dükkânına <ı>dalsam " demez mi?
Komünistler: 1920'lerden 1980'lere her türlü yanlış iş komünistlerden bilinmedi mi? Her nahoş olayda, hiç alakaları olmasa da, "günah keçileri" olarak komünistler içeri atılmadı mı?
Ortada komünizm kalmadı. Ama bugün hâlâ Anadolu'da " <ı>aşırı ve olumsuz " durumları anlatmak için misal olarak komünistler veriliyor.
Bu da yakın tarihin insanların içine nasıl kök salmış olduğunu ortaya koyuyor.
***
Ne demiştik yukarıda?
"<ı>Eğer <ı>bir <ı>yeri <ı>bakımsız <ı>bırakırsanız, <ı>insanlar <ı>orayı <ı>daha <ı>da <ı>beter <ı>hale <ı>getirir. "
Yani eğer devlet, bazı vatandaşları, " <ı>hor <ı>görülebilir, <ı>dövülebilir, <ı>malına el konabilir, <ı>hakları elinden alınabilir " hale getirirse; öteki gruplar da onun izinden gider.
Dolayısıyla, toplumdaki " <ı>tutuculuğu, <ı>bağnazlığı, <ı>tahammülsüzlüğü, <ı>saldırganlığı " devlet faktörünü hesaba katmadan anlayamazsınız.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.