İdris Kardaş

İdris Kardaş

08 Eylül 2018, Cumartesi

Batı İdlib için samimiyse Erdoğan’ın arkasında durur

Günlerdir açıklamalar yapıyorlar.

Avrupa Birliği ülkeleri, ABD, BM yetkilileri ve aklınıza gelen tüm uluslararası insan hakları kuruluşları, siyasi organizasyonlar, yardım kuruluşları.

İdlib'te sivillere yönelik bir saldırının sonuçlarının çok ağır olacağını söyleyip duruyorlar. Kimisi tehdit ediyor, kimisi sonuçlarını ön görmeye çalışıyor.

Hepsinin farklı hesapları var.

ABD'nin hesabı başka, AB ülkelerininki başka, uluslararası kurumlarınki bambaşka. Çoğunun merkezinde kendi çıkarları var elbette.

Ancak yine de siviller için çağrı yapmaları hiç tepki vermemelerinden çok daha iyidir. Türkiye, bunun için çok ciddi bir iletişim süreci yürütüyordu uzun zamandır.

Mesela Türkiye, Almanya yada Fransa ile ikili ilişkileri konuştuğu her süreçte İdlib'i ve Suriye'yi de mutlaka konuşup muhattapları uyardı.

Bunun sonucunu da hep birlikte görüyoruz. Ancak elbette yeterli değil.

Zira bu kesimlerin samimi bir şekilde Suriye'de insanların ölmesini durdurabilecek mekanizmaları harekete geçirmeleri, siyasi ve diplomatik baskı unsurlarını kullanmaları çok önemli.

Ama eğer Batı dünyası ve liderleri insanların ölmemesi için samimilerse şu an için yapmaları gereken en önemli şey; Türkiye Cumhuriyeti Başkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın arkasında çok açık, çok net bir şekilde durmak.

Neden mi?

Başkan Erdoğan'ın dün Tahran'daki toplantıda İdlib'te ateşkes için her türlü siyasi ve diplomatik riski göze alarak nasıl çabaladığını tüm dünya canlı izledi.

Merkezine insan hayatını alan en saf, en vicdanlı, en net çabaydı dün izlediğimiz. Ve Erdoğan bu çabayı Rusya ve İran devlet başkanlarının gözlerine baka baka dimdik bir şekilde yaptı.

Suriye'de katliamlar yapan, hastaneleri dahi bombalayan, önüne çıkan her canlıya işkenceler yapan Şii milislerin sahibi İran ve rejime destek vererek bizzat kendi uçaklarıyla saldırılar gerçekleştiren Rusya ile olan toplantıda yaptı bu çabayı Başkan Erdoğan.

Tahran toplantısı, Başkan Erdoğan'ın bu çabasına, barış için çırpınmasına, insanlar ölmesin diye yaptığı bu ısrara sahne oldu. Ne de iyi oldu.

Başkan Erdoğan'ın dünkü çıkışı ve toplantıdan terörist gruplara silahları bırakın çağrısının yapılması bir zaman kazandırdı Türkiye'ye. Teröristlerin çözülmesi ve silahlarını bırakmaları yönündeki çaba için ve sonuçta çatışmasız bir süreç için Türkiye biraz daha mücadele edebilecek. Başkan Erdoğan İdlib konusunun sabırla, ince hesaplarla ve biraz daha zaman tanıyarak barışçıl bir şekilde çözüleceğini sık sık hatırlattı muhattaplarına.

Tekrarlayalım.

Batılı ülkeler ve kurumlar eğer samimilerse, Başkan Erdoğan'ın arkasında durmalılar, açıklamalar yapmalılar, Türkiye merkezli acil toplanmalılar ve bu konuda her türlü desteği de vermeliler. İdlib için, Suriye için insan hayatını, çocukları, kadınları düşünen tek liderin Erdoğan olduğunu açıkça görüyorlar ve bunun gereğini yapmalılar zira.

Tahran toplantısından notlar

İdlib konusunda Başkan Erdoğan'ın ateşkes ısrarı toplantının elle tutulur tek sonucu oldu. Tüm dünya Başkan Erdoğan'ın bu çabasını canlı izledi.

Ruhani ve Putin, sivillerin korunması gerektiğini söyledikleri her cümlenin ortasına bir "ama" sözcüğü yerleştirdiler.

"Sivilleri korumalıyız ama ne yapabiliriz ki, teröristler de onları kalkan yapmış" İnsan hayatını hiçe saymanın tek bir gerekçesi dahi olamaz. Ama Rusya ve İran bu konuda çok rahatlardı dünkü toplantıda.

Başkan Erdoğan'ın "İdlib'te çatışmalar olursa siyasi süreç gecikir"

çıkışı bir an önce Esad'ın zaferini ilan etmeyi bekleyen Rusya'ya bir mesajdı.

İdlib'in mevcut statüsünün korunması vurgusu yine Başkan Erdoğan'ın önemli açıklamalarından biriydi. Zira bu çatışmaların olmaması hem de şehrin siyasi yönetiminin mevcut haliyle kalmasının yani muhaliflerin kendi kendini yönetmesinin önemine vurgu yapan bir açıklamaydı.

Teröristlerden arındırıldığında yada silahları bırakıldıktan sonra İdlib'in geleceğinin nasıl olacağı önümüzdeki bir diğer tartışma alanı zira..

ABD'nin Fırat'ın doğusundaki varlığından her üç ülke de rahatsız.

Toplantıda bu konuya en çok İran değindi. Elbette YPG bağlamında Türkiye ve Esad'ın ülkeye tam hakimiyeti bağlamında da Rusya bu konuyu gündeme getirdi.

Rusya ve İran sürekli olarak mültecilerin ülkeye geri dönmeleri gerektiğine değindiler toplantıda. Esad'ın mültecilere yönelik güvence verdiklerini aktardılar. Ancak Başkan Erdoğan da mültecilerin geri dönüşü ancak gönüllü olursa ve BM gibi uluslararası kuruluşların denetimiyle olursa mümkün olur diye bu konudaki tavrını net ortaya koydu.

Putin'in sürekli olarak İdlib'te muhaliflerde ağır silahlar var ve üslerimize saldırıyoruz vurgularına Başkan Erdoğan "Üslerin güvenliğini birlikte sağlayalım" minvalindeki açıklaması çok önemliydi. Rusya'nın kendine göre İdlib'i vurmasının en önemli sebeplerinden biri bu ve Başkan Erdoğan bu zemini Putin'in elinden almak için bir hamle yaptı toplantıda.

Başkan Erdoğan, Suriye muhalefetinin aldatıldığını tüm dünya önünde muhataplarına iletti. Ayrıca Astana bünyesinde başka şehirlerde de oluşturulan çatışmasızlık bölgelerinin de bahanelerle tasfiye edildiğinden şikayet etti.

Toplantının Türkiye için de hayati en önemli sonuçlarından biri elbette ki Suriye'nin toprak bütünlüğünün korunması konusunda çıkan irade. Bunun ne kadar mümkün olabileceği, özellikle Fırat'ın doğusundaki mevcut durumun nasıl şekilleneceğini birlikte göreceğiz.

Rusya ve ABD için bu konu birer pazarlık meselesi iken; Türkiye için hayati bir mesele.

SON DAKİKA