HAŞMET BABAOĞLU

20 Mart 2010, Cumartesi

Çocukluğumuz hep yanı başımızda!

Ara sıra uğradığım bir kitapçı var. Sahaf demek daha doğru aslında... Geçen gün oradan çıkarken, tam kapı arkamdan kapandığı sırada, daha uzun saatler orada kalabileceğimi hissettim!
Hayır, canım! Eski kitap meraklısı değilim. Alışveriş merkezi kitapçılarında bulunmayan akademik yayınları karıştırmak için gidiyorum oraya.
Fakat işin esası, kitaplar falan değil beni oraya çeken...
Elime tutuşturulan çayı yudumlarken tavana kadar uzanan kitapla dolu rafların arasında dolaşmayı...
Dükkânın müdavimlerinin sohbetlerine kulak kabartmayı...
Sahaf dostumun kullandığı bilgisayar ekranının önüne kurulup uyuklayan kediyi...
Ve dükkândaki atmosferi seviyorum.

***

"Sayısız insan yaşar içimizde" der ya bir şiirinde Fernando Pessoa...
Ve kendine bir yığın farklı isim ve kimlik kurgular hani...
Onun öteki kimliklerinden biri olan Bernardo Soares gündüzleri bir kumaş dükkânında çalışır; geceleri yağmurun sesini dinler ve oturup "Huzursuzluğun Kitabı"nı yazardı.
O gün dükkândan çıkıp zemini bozuk yolda ağır ağır yürürken düşündüm..
Yoksa, dedim, benim içimde de başka biri mi var?
Günü eski kitap kokusu içinde ıhlamur, çay içerek ve gelen gidenle tarih, siyaset, edebiyat üzerine sohbet ederek geçirmek isteyen başka biri...
***

Hayır! İçimde çok kişiye, farklı kişiliklere yer yok! Çok yorucu bir oyun bu!
Bende "Ben" bile zor yer buluyor kendine!
Ama madem öyle...
Şu bir kez oturunca hiç kalkmak istemediğim kanepede...
Şu zemini siyah beyaz yer karolarıyla kaplı, dolapları beyaz boyalı mutfakta...
Şu üzerinde uzaktan kumanda aletleri, gözlükler, boş dvd kapları ve kapağı limon resimli kocaman gövdeli Akdeniz Yemekleri kitabının durduğu sehpanın yanı başında...
Yani evimde değil de...
Neden tozlu kitaplarla tıka basa dolu bir sahafta huzur buluyor ruhum?
***

Biliyorum aslında...
Boş bırakmaya gelmiyor! İnsan hemen çocukluğundan kalan derin izleri kaşımaya başlıyor.
İlk o gün net olarak fark ettim ki...
Sahafın kapısı, kitap dolu rafları ve kedisi hani...
Çok zaman önce, 10-11 yaşlarındaki Haşmet'in kâh dizleri üzerinde, kâh merdiven tepesinde rafları karıştırıp harçlığına uygun kitaplar aradığı Kadıköy Bahariye'deki kitapçının tıpatıp aynısıydı.

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
X
Sitelerimizde reklam ve pazarlama faaliyetlerinin yürütülmesi amaçları ile çerezler kullanılmaktadır.

Bu çerezler, kullanıcıların tarayıcı ve cihazlarını tanımlayarak çalışır.

İnternet sitemizin düzgün çalışması, kişiselleştirilmiş reklam deneyimi, internet sitemizi optimize edebilmemiz, ziyaret tercihlerinizi hatırlayabilmemiz için veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız.

Bu çerezlere izin vermeniz halinde sizlere özel kişiselleştirilmiş reklamlar sunabilir, sayfalarımızda sizlere daha iyi reklam deneyimi yaşatabiliriz. Bunu yaparken amacımızın size daha iyi reklam bir deneyimi sunmak olduğunu ve sizlere en iyi içerikleri sunabilmek adına elimizden gelen çabayı gösterdiğimizi ve bu noktada, reklamların maliyetlerimizi karşılamak noktasında tek gelir kalemimiz olduğunu sizlere hatırlatmak isteriz.