HAŞMET BABAOĞLU

14 Aralık 2025, Pazar

İç sesimiz ‘iç’ten mi?

Your browser doesn’t support HTML5 audio

Öyle bir dünya ki bu...
Cila, boyadan kalın...
Öyle bir dünya ki...
"Çokbilmişlik" hâlimiz bilgimizden daha çok prim yapıyor.
Birbirinden lacivert laflarla saklıyoruz ama arzular şelale...
Sevgiyi göklere çıkartıyoruz; seven ve sevilen olmak çok güzel ama "sevme biçimleri"miz ne seveni ne de sevileni mutlu ediyor.
Neşeye ihtiyacımız var, "ilahi kıvılcım" olan sevince ihtiyacımız var, lakin elimizde kala kala kuru gürültülü eğlenceler kaldı.
Gündüzlerimiz "çalışma" adı verilen ve irademizle bağını çoktan koparmış köleliğin elinde, gecelerimiz uykusuzluk ve uyku hapları arasında yorgun...

***

Ve durmadan KONUŞUYORUZ..
Onunla bununla...
Yakınlarımızla, rastgele karşımıza çıkanlarla...
Sevdiklerimizle...
Sevmediklerimizle...
Durmadan laflıyoruz.
Peki ya "iç ses"imiz?
Bütün sesler sussa ve yalnızca o konuşsa...
Buna tahammül edebilir miydik?

***

İç sesimiz...
Biziz o...
Saklı, gizli...
Çoğu zaman vesveseli...
Ama yine de çok "hakiki", düz, süssüz püssüz...
Yanlışta mı?
Bazen fena hâlde...
İçten içe kendimizi hırpalayacak kadar...
Doğruda mı?
Eh, neler neler bilip de kendi kendine söyleniyor...
Konuştuğunda nerelere dokunuyor da dışa sunduğumuz gevezeliğimiz ona örtü oluyor...

***

Zeynep Merdan, Muhit'in Aralık sayısındaki ürpertici yazısı "İç Sesini Ver Bana"ya şöyle başlıyor: "İç ses, varoluşumuzun ritmi ve gizli ahengi....
Fakat iç sesimiz var mı? Bazı insanların iç sesi yok. Bu yüzden dostu yok. Muhabbeti, aşkı, maşuku yok. Duası, Tanrısı, tefekkürü yok."
Tutkulu ve çağıran bir başlangıç bu...
Fakat kuşkulu da...
Nitekim Zeynep de birden durup soruyor: "İç ses nerededir? Kalbin fısıltılarından mı, zihnin vesveselerinden mi yoksa gevezeliklerinden mi yahut vicdanın sessiz rehberliğinden mi doğar?"
Bana sorarsanız...
Çok zamandır, dışarısı gibi içimizdeki uğultu da çok yüksek...
Kalbin fısıltıları işitiliyor mu? Zor, çünkü modern zamanlar onu da psikoterapistlere uygun biçimde "paket"ledi...

***

Gelelim kritik soruya...
Sevdiğimiz "iç ses"imizi de öğrenmeyi hak ediyor mu?
Kesinlikle!
Fakat ya işitince telaşa düşer, zihni karışır, kalbi solarsa?

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
X
Sitelerimizde reklam ve pazarlama faaliyetlerinin yürütülmesi amaçları ile çerezler kullanılmaktadır.

Bu çerezler, kullanıcıların tarayıcı ve cihazlarını tanımlayarak çalışır.

İnternet sitemizin düzgün çalışması, kişiselleştirilmiş reklam deneyimi, internet sitemizi optimize edebilmemiz, ziyaret tercihlerinizi hatırlayabilmemiz için veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız.

Bu çerezlere izin vermeniz halinde sizlere özel kişiselleştirilmiş reklamlar sunabilir, sayfalarımızda sizlere daha iyi reklam deneyimi yaşatabiliriz. Bunu yaparken amacımızın size daha iyi reklam bir deneyimi sunmak olduğunu ve sizlere en iyi içerikleri sunabilmek adına elimizden gelen çabayı gösterdiğimizi ve bu noktada, reklamların maliyetlerimizi karşılamak noktasında tek gelir kalemimiz olduğunu sizlere hatırlatmak isteriz.