HAŞMET BABAOĞLU

19 Mayıs 2026, Salı

Çocuklar tuhaf, peki ya biz?

Arkadaşımın ilkokuldaki oğlu kendi dünyasında bir çocuk...
Barışçıl da...
Bazen yaşına uygun biçimde hareketli...
Bazen hafifçe içine kapalı...
Ama artık okullara da sirayet eden sosyal atmosfer onun uysal hâlini hafifçe "aykırı" kılıyor...
Arkadaşlarınca zorbalandığı yetmiyormuş gibi şimdi okul da ebeveynlerini uyarıp duruyor: "Çocuğunuzda Odaklanma Yetersizliği ve Hiperaktivite Bozukluğu olmasından şüpheleniyoruz, lütfen ilgilenin..."

***

Sanki hiperaktif olmayan çocuk kaldı da...
Hem ne isteniyor?
Zorba olmasın lakin uysal da olmasın...
Oh ne âlâ!
Üstüne ne istersiniz?

***

Neyse...
Oğlancık okulun önerdiği uzmana gitti...
Bir buçuk saat gözünü kırpmadan testi yaptı; yani odaklanma sorunu olan çocukların asla tahammül edemeyeceği testle bir de oyun gibi eğlendi...
Uzman da nitekim "Yok öyle bir şey" dedi; "gayet normal ve hatta yaşıtlarına göre biraz daha olgun bir çocuk!" Fakat zurnanın zırt dediği ve hemen her sosyal kesimden anne babaların ve okulların dahi köşeye sıkıştığı yer de burası...
Normallik problem artık...
Tıpkı kendi yetişkin dünyamızdaki gibi çocuklar arasında da normalliği nereye koyacağımızı bilemiyoruz...

***

Bir başka arkadaşım da ilkokuldaki oğluyla dertli...
Kim değil ki...
Oğlu geçenlerde futbol oynarken rakip takımdan bir yaşıtına tokat attı...
Babası çok üzüldü...
Nasıl olmuş, diye sordum.
Anlatılınca detaylar öyle tanıdık geldi ki...
Koşarken düşüyor oğlan...
Takımından biri geliyor "kalk, kalk" diyor, oğlan tam kalkacakken rakip oğlan gülüp dalgasını geçiyor.
Ve gayet uslu, kendi hâlindeki bizim oğlan tokadı yapıştırıveriyor.
Anlamıyoruz...
Çocuklar bizim sindirdiğimiz acı işlere kafalarını takıyorlar.
Düşene gülmenin basbayağı "alay etmek" olduğunu biliyor ve alay edilmeye katlanamıyorlar.
Olay bu!

***

Çocuklar hep bize bakarlar...
Bakınca ne görüyorlar şimdi?
Davranışsal dünyası gitgide daha berbatlaşan ve duyguları hoyratlaşan yetişkinler...
Eskiden böyle durumlarda yine de "çocuk" kalırlardı...
Şimdi ne kendilerini ne de bizi kandırmak istemiyorlar.

***


NOT DEFTERİ
İnsan bir süreliğine susmalı ve oluşan sessizlikte başka bir öykü anlatıcısının -bir balık, yusufçuk, sansar veya bambunun, bir kedi, orkide veya çakıltaşının- sesine kulak vermeli. (G. GOSPODINOV / Hüznün Fiziği)

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
X
Sitelerimizde reklam ve pazarlama faaliyetlerinin yürütülmesi amaçları ile çerezler kullanılmaktadır.

Bu çerezler, kullanıcıların tarayıcı ve cihazlarını tanımlayarak çalışır.

İnternet sitemizin düzgün çalışması, kişiselleştirilmiş reklam deneyimi, internet sitemizi optimize edebilmemiz, ziyaret tercihlerinizi hatırlayabilmemiz için veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız.

Bu çerezlere izin vermeniz halinde sizlere özel kişiselleştirilmiş reklamlar sunabilir, sayfalarımızda sizlere daha iyi reklam deneyimi yaşatabiliriz. Bunu yaparken amacımızın size daha iyi reklam bir deneyimi sunmak olduğunu ve sizlere en iyi içerikleri sunabilmek adına elimizden gelen çabayı gösterdiğimizi ve bu noktada, reklamların maliyetlerimizi karşılamak noktasında tek gelir kalemimiz olduğunu sizlere hatırlatmak isteriz.